EAA'da Mimar Olmak

03 Ekim 2007
 

Eda Yazkur - Natali TombakEda Yazkurt: Emre Arolat Yıldız Üniversitesi'nden hocamdı. Verimli bir staj döneminden sonra burada kaldım. İş yeri hiçbir zaman okul gibi olamıyor. Kafanız hiçbir zaman o kadar odaklı olamıyor. Sonraki döneme bırakırım da diyemiyorsunuz, çok daha hızlanıyor. Yaz dönemi çoğunlukla konsept projelerle dönüyor. Şu anda konsept proje ve kesin proje gruplarında döngü inanılmaz hızlı gidiyor.

Çok gözde bir büroyuz. Normalin üstünde bir tempoda çalışıyoruz. Türkiye'de durum acayip olmaya başladı. Bir ay içinde bir senelik iş isteniyor. Dolayısıyla o hıza yetişmeye çalışıyorsunuz ama yetiştiremeyeceğimizi düşündüğümüz ya da fikrini oturtamamadığımız zaman yapmıyoruz.

Burada içimize sinmeyen bir proje hiç olmadı. Özellikle öğrenci olarak başladığınız zaman, karşınızda Emre Bey gibi biri olunca aynı algıda hiçbir zaman buluşamıyorsunuz, tabii ki siz daha geri kalıyorsunuz.

Bir projeye bakıp aslında tam olarak anlamadığınız için once beğenmediğinizi sanabiliyorsunuz ama sonrasında konuşmaya başladığınızda, o size anlattığında, görmeye ve şaşırmaya başlıyorsunuz. Bir projeyi de okumayı bu şekilde öğreniyorsunuz. O nedenle bu ofiste altı boş ve bir kavramı olmayan bir durumla karşılaşmadım. Aynı fikirde olmak durumda değilsiniz karşı durabilirsiniz, herkesin çok iyi fikirleri olabilir, sizin fikriniz farklıdır ama bu ofiste bugüne kadar hiç aklıma yatmayan bir projeye dahil olmadım.

Burada en severek çalıştığım proje, stajyer olarak buraya geldiğim zaman önüme konan ilk projeydi diyebilirim. Çok büyük bir projeydi, çok kapsamlı ve detaylı bir işti. Bir tip odası tasarlanmıştı ve onun dışında kalan tüm odaların tasarımı bana verilmişti. Yaşadığım stresi anlatamam. Çok şaşırmıştım, Emre Bey böyle bir projeyi nasıl bana verir, ben öğrenciyim... falan diyordum. Seneler sonra 'Nasıl yaptınız bu işi dediğimde?' "Kumar oynadım ama elbette B Planım da vardı", demişti. Tecrübesiz olsam bile bana duyulan güven ve bu işi başarmış olmanın verdiği mutluluk motivasyonumu artırdı.

Natali Tombak: Bir senemi doldurdum burada, eski stajyerlerdenim. Emre Bey benim de altı dönem hocamdı. Emre Bey'in tarzı 'durum mimarlığı'; yani her projede sıfırdan öğrenme algılama durumu söz konusu. Aslında mimarlık okullarında, kitaba uygunluk öğretilir, analizini yapar paftalara dökersin, elindekine bakarsın... Okulda tüm bu ön çalışmalar yapılıyor fakat sanki tüm bunlar yapılmamış gibi, verileri unutup bambaşka şey yapılıyor. Ama olması gereken bu değildi. Emre Bey'in tarzı böyle değil. 

 Proje süresince pek çok laf üretiliyor ve o laflar fikrin bir parçası oluyor. Söylenen her lafa katılmayabilirsiniz ama sonuçta ortaya çıkan fikir ortak bir anlayışın ürünü oluyor. O proje kadrosuna dahil olmayan insanlar da tartışma aşamasına dahil olabiliyor. Sadece bir zaman sıkıntısı varsa Emre Bey temeli kurup bize açıyor. Hatta dahil olmadığımız zaman kırılıyoruz.

 Emre Bey'in en kötü B Planı şudur, oturur iki saatte çizer, kalkar. Bu ofise çok stajyer gelip, gider. Bazıları çok verimli çalışır, bazıları hiçbir şey yapmaz ama genel olarak siz bir şeyler talep ediyorsanız ve proje sürecine katılmak istiyorsanız mutlaka katılırsınız. Burada yaş ortalaması 30'un altında olan 25 mimar çalışıyor, o yüzden sürekli bir dinamizm söz konusu.

Sezer Bahtiyar:   Çalışma tempomuz epey yoğun çünkü herkes hemen işe başlamak istiyor. Bizim en çok savunduğumuz şey, uygulama projesi bitmeden inşaata başlamamak. Bu ofise girdiğiniz anda bir mimar olarak davranmanız bekleniyor. Gelip çizim yaparak başlaman değil, her aşamanın sorumluluğunu almanız bekleniyor. 

Dalaman havaalanı inşaatı projesiyle bu ofise girdim. Şantiyede olacaktım ama daha sonra ofiste kalmam istendi. Burada bir proje üzerinde çalışırken başka projelere de bulaşma kapısı her zaman açık tutuluyor. Yeter ki bir şeyler üretebilelim.

Şu anda Narlıdere projesiyle ilgili çalışıyorum. Onun bir tanıtım projesi vardı onu yaptık. Şimdi onun uygulama projesi üzerine çalışıyoruz. Hali hazırda yaklaşık 20 proje de devam ediyor. Her proje üzerine her zaman hep beraber tartışamayabiliyoruz. Ama, durum odaklı mimarlık anlayışı benim içinde geçerli. Bir bina yapıyorsanız o oraya ait olmak durumunda. Daha sonra, detayların iyi bilinmesi, doğru malzeme seçilebilmesi ve orada yaşayacak insanın bundan memnun kalabilmesi önemli hale geliyor. Bunları yapabilen bir mimar iyi bir mimardır.

Kerem TikerKerem Piker : EAA' için çalışmaya proje yürütücüsü olarak, Yorum Ajans projesiyle başladım. Neredeyse sıfırdan alıp sonuna kadar takip edebildiğim projeydi.

Bu ofiste insan sirkülasyonu kaçınılmaz tabii. Biz biraz meşhur bir ofisiz. Elbette buraya kısa veya uzun vadeli gelip çalışan oluyor. Baskıyı kaldıramayıp havlu atan da oluyor ama bu daha ziyade kimyanın uyuşmaması meselesi.

Ben daha çok birinci ve ikinci proje gruplarında, projelerin tasarım ve geliştirme aşamasında görev alıyorum. Bir de benim üstlendiğim başka işler var. Basım-yayın işleri, katalog ve kitap hazırlama işlerini de yürütüyorum. Yani EEA'nın dışa dönük yüzüyle de ilgili aktif olarak rol alıyorum. Daha önce Emre Arolat kitabını yaptık, Literatür'den çıkmıştı. Yaklaşık bir sene sonra serginin kitabını yaptık. Web sitesiyle uğraşıyoruz. Biz bu işe aslında epey kafa patlatıyoruz. Kendimizi nasıl ifade ettiğimizi, dışardan nasıl anlaşıldığımızı sürekli sorguluyoruz.


Makaleler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin