Dört yılda on iki şehir...

09 Eylül 2011
 

Yurt dışı projelerinizde son durum nedir? Web sitenizde Azerbaycan'daki projeye rastlıyoruz.

TT: Yakın dönemde diğer Türki cumhuriyetlerde de bazı projelerimiz olması muhtemel. Büyük bir otel ve konferans merkezinin yer aldığı büyük bir projede onay aşamasındayız. Yurtdışına daha fazla açılma isteğimiz var.  Hatta Amerika'da ofis açmayı düşünüyoruz.

Aynı isimle mi açacaksınız ofisi?

TT: Tabi, şubemiz olacak.

EÖ: Amerika'daki pek çok ofiste patron ve iki elemandan oluşan çekirdek bir kadro var, kaç kişi olduklarını sorduğunuzda, "Yirmi kişi" yanıtını alıyor; "Nasıl olur? Burası sadece iki oda" dediğinizde ise, diğerlerinin Hindistan'da olduklarını öğreniyorsunuz. Cidden böyle bir durum var.

Çağrı merkezi gibi…

EÖ: Aynen öyle. O kadar çok çalışanları var ki, özellikle de görselleştirme alanında…

TT: AutoCAD çizimlerini Hindistan'da, Çin'de yaptırıyorlar.

EÖ: Biz de yurt içini toparladıktan sonra yurtdışına geçeceğiz.

TT: Önce yurt içindeki bütün şehirleri bitirelim… (gülüyor).

Kaç şehirde proje yaptığınızı saydınız mı hiç?

TT: Şimdi merak ettim. Sayalım; İstanbul, Sivas, Ankara, Denizli, Kayseri, Konya, Kütahya, Diyarbakır, Samsun, Çorlu-Tekirdağ, Rize, Muğla. Yani 4 senede 12 şehir.

Bölgesel bazda hemen hemen her yerde çalışmışsınız…

TT: Bir tek Akdeniz'e gitmedik. Belki yakında Antalya'da bir projemiz olacak.

Tasarımlarınızda yerel mimariyi referans alıyor musunuz?

TT: Yerelle moderni harmanlamaya çalışıyoruz. Tasarımlarımız moderndir ama örneğin Konya'da mutlaka Selçuklu mimarisinden öğelere yer veririz. Asla taklit etmeyiz ama orada onun da olduğunu göstermek isteriz.


Konya Hilton Garden Inn

Peki yerel malzemeleri tercih ediyor musunuz?

TT: Evet, buna dikkat ediyoruz.

EÖ: Trabzon için de bir Garden Inn projesi hazırlamıştık. Maalesef gerçekleşmedi ama eğer yapılmış olsaydı belki de en çok sevdiğimiz projemiz olacaktı. Çünkü Karadeniz'de tasarım için çok fazla veri var.


Trabzon Hilton Garden Inn, konsept proje

TT:
Çalıştığımız alandaki doğal malzemeyi mutlaka kullanmaya çalışıyoruz. Oradaki bazı öğeleri de dikkate alıyoruz. Mesela Trabzon'daki projemizde dikmeler, taş kaplama, ahşap panjurlar kullanıldı. Yerel öğeleri modernleşmiş haliyle kullanmaya çalışıyoruz. İçte de dışta da her zaman bunu yapıyoruz. Ne kadar başarılı oluyoruz bilemem, ama herhalde bu kadar iş geldiğine göre fena da değiliz.

EÖ: Ankara'daki Garanti Bankası binası da bu anlamda çok sevdiğimiz bir projedir. İki senedir bu projeyle uğraşıyoruz, çünkü Anıtlar Kurulu bizi çok zorladı. Hem Garanti Bankası çok yıprandı hem de biz. Bu en son hali, daha önce çok farklıydı. Yanındaki MADO binasının 1940'larda kullanmış olduğu taşlardan feyz alarak modern bir bina yaptık. Çevredeki binalar çok küp gibi. Bunu nasıl kırabileceğimizi düşündük. Kızılay'dan da görüleceği için etkileyici hale getirmek istedik. Yerel verileri dikkate aldık. Ekolojik bir bina olacak. Ankara yazın çok sıcak, kışın da ciddi soğuk olur. Enerji tasarrufuna gitmek için çift cephe yaptık. Güneş enerjisinden elektrik kullanmayı önerdik. İkinci cephe jaluzi gibi kendi ekseni etrafında 180 derece dönebiliyor. Dolayısıyla yazın açıldığında, ikinci cephe kayboluyor ve sürekli havalanan bir bölüm elde ediliyor. Kışın onu kapatıyoruz, içeride sera etkisi yaratıldığından ciddi ısı tasarrufu sağlanıyor. İnşallah başka engel çıkmazsa iyi bir eser ortaya çıkacağını düşünüyoruz. Hem Ankara hem de Garanti Bankası için çok önemli bir kazanım olacak.


Garanti Bankası Ankara


Tanışma ve Kuruluş Hikayesi
Tasarım Felsefesi ve Uygulamalar Üzerine
Hedefler ve Dilekler
özer+tulgan Tasarım Ekibi
Stajyerler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin