"Doğa sporlarının olduğu her alanla içli dışlı oldum"

03 Mart 2016
 

Ofisin felsefesini tanımlarken, doğal yaşama düşkünlüğünüzden ve bunun tez konunuza yansıdığından bahsediyorsunuz. 

Üniversitede altı yıl dağcılık yaptım. Doğayı hakikaten çok seviyorum. Snowboard, kayak, serbest dalış, tüplü dalış, trekking, bisiklet gibi doğa sporlarının olduğu her alanla içli dışlı oldum. 

Mekanı deneyimlemek açısından da farklı bir fırsat... 

Kesinlikle, mesela cami projesini yaparken Mısır'daki dalışta gördüğüm bir canlıdan esinlenmiştim. Doğa ve doğanın içinde olmak beni her daim canlı tutuyor. Yüksek lisans tezimi de bu bağlamda ekolojik mimarlık üzerine yapıyorum. Kısa bir süre içerisinde bu söylemin çok daha önemli hale geleceğini düşünüyorum. Son 5-6 yılda zaten ekoloji ve sürdürülebilirlik kelimelerini çok fazla işitir olduk. Fakat uygulamada ne yazık ki hâlâ çok yavaşız. 

"Tasarladığımız ilk ekolojik binalardan birini Datça'da yapıyoruz"

Yeşil bina sertifikaları daha çok bir pazarlama aracı olarak kullanılıyor. 

Evet, LEED ve BREEAM sertifikaları tamamen parayla ilişkili şeyler haline geldi. Biz yaptığımız her projede çalıştığımız gruplara, siyah su-gri su ayrımı yapalım, yeşil çatı yapalım diye öneriyoruz. Dünya ısınıyor, yeşil çatıların bulunduğu şehri 3 dereceye kadar soğutabileceğine dair araştırmalar var. Bu inanılmaz bir rakam. İstanbul'un yazın 3 derece daha soğuduğunu düşünebiliyor musunuz? Yeşil çatıların artmasını istiyoruz ama karşımıza maliyetler çıkınca bunu sağlamak pek de kolay değil. Bir de bunu henüz bir satış argümanı olarak kullanamıyoruz. "Biz yeşil çatı yaptık, siyah su-gri su ayrımı yaptık" dediğimizde, bu sefer kullanıcı, "Tamam müteahhit bunu yaptı ama bu arıtma tesisleri yarın öbür gün başımıza iş açar mı? Filtrelerini iki yılda bir değiştirmek zorunda mıyıa?" diyebiliyor. Külfet gibi geliyor açıkçası.

Aslında devlet politikası olarak bir yaptırım şeklinde uygulanmalı. 

Evet, henüz hiçbir ülkede bu tarz bir yaptırım yok. Almanya'da yeşil çatılarla ilgili yaptırımlar var ama yetersiz. Türkiye'de zaten bu konuları daha geriden takip ediyoruz. Ama yakın bir zamanda ekolojik mimarlığın çok daha önemli hale geleceğini düşünüyorum. En azından biz her projemizde, çalıştığımız gruplara neler yapabileceğimizi anlatmaya çalışıyoruz. Tasarladığımız ilk ekolojik binalardan birini şu an Datça'da yapıyoruz. Geleneksel yapım teknikleriyle inşa ettiğimiz bir taş ev. Kullanılan malzemelere de çok dikkat ediyoruz. Önümüzdeki yıl tamamlandığında bizi çok keyiflendiren bir konut projesi olacak o da... 


Ofisin Kurucusu Talha Haksever ile...
Tasarım Ekibi ile...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin