Darphane'de Neler Yapıldı?

03 Nisan 2008
 

Mimar Cengiz Kabaoğlu, KA.BA Ltd . adına Haziran 1996 tarihli Arridamento'ya yazdığı yazıda " Tarihi yapılar kültür geçmişimizin işaretleri, izleridir. Bu izleri rasgele ortadan kaldırmak veya yok olmaya terk etmek toplumsal belleğimizin çürümesine yol açmak demektir. Fiziksel çevremizin, değişimler geçirse de kimliğini sürdürmesi, ancak geçmişi hatırlatan ve bugün yaratılan mekanların biraradalığıyla sağlanır. Tarihi yapılara yeni hayatı getirirken günümüze ulaşan parçalarının özenle korunması ve belgelenmesi bu nedenle zorunludur" diyor.

 

Kabaoğlu'nun, Darphane'deki çalışmaları anlattığı "Darphane'de Neler Yapıldı?" başlıklı yazısı şöyle:

 

"Habitat II Konferansı çerçevesinde düzenlenecek "Anadolu'da Konut" ve "İstanbul" sergileri için Topkapı Sarayı'nın I. Avlusunda yer alan eski Darphane yapılarının bir bölümü mekan seçilmişti.

Yıllardır kullanılmayan bu yapılarda, kısıtlı süre içinde kapsamlı bir restorasyon çalışması yapılamayacağından, bu aşamada sadece sergilerin düzenleneceği mekanların kullanılabilir hale getirilmesi hedeflendi. Dolayısıyla, yapılan tüm müdahaleler yapıları korumaya yönelik geçici uygulamalardır. Ancak, geçici de olsa yapılara yapılacak doğru müdahale biçimlerinin tespit edilebilmesi için yapıların belgelenmesi ile birlikte statik sistem ve malzeme bozulmalarının saptanması, önemli ağaçların belirlenmesi, mevcut altyapının incelenmesi ve yapılarla ilgili tarihsel araştırmaya uzman danışmanlarla birlikte Mayıs ‘95'te başlandı.

Ancak, bu çalışmanın sağlıklı biçimde yapılabilmesi için önce kısmen moloz ve çöple dolu olan yapıların boşaltılması gerekti. Zamanın gereklerine göre eklemeler ve yeniden düzenlemelerle değişikliğe uğramış, kullanıcıları gitmiş, terk edilmiş olan bu yapılarda insan eli çekilince önce her yere toz, kir ve rutubet yerleşmiş, makineler paslanmış, camlar kırılmış, aktarılmayan çatılar akmış, çürüyen ahşaplarla birlikte döşemeler çökmüş, duvarları yosun sarmış, yarı yıkık duvarlarda ağaçlar kök salmıştı. Uzun zaman kendi haline bırakılmış Darphane yapıları bambaşka bir nedenle hayata döndürülürken, bugünkü durum kadar eski durumları da önemliydi. Amaç, Darphane yapılarında para basılan günlerin izlerini özenle ortaya çıkarıp korumak, birikmiş toz, kir ve moloz yığınlarını temizlemek, geçen zamanın oluşturduğu tahribatı durdurmak, sağlamlaştırma ve sağlıklılaştırma önlemleri alarak yapılacak sergiler için hazırlamaktı.


 

Bu nedenle Temmuz'95 tarihinden itibaren uygulama hizmetleri ve projelendirme işleri birlikte yürütülmeye başlandı. Proje hizmetleri beş ana başlık altında toplandı:

1- Ön-değerlendirme, rölöve ölçüm ve çizimleri belgeleme: Yapıların mevcut durumlarının tespit edilebilmesi için rölöve ölçümlerinin yapılması, önemli ağaçların saptanarak hazırlanan rölöve çizimlerinin üzerine işlenmesi. Ayrıca yapıları mevcut, Darphane'ye ait korunması gerekli araç ve malzemelerin belgelenmesi.

2- Ayrıntılı inceleme ve değerlendirme çalışmaları, tarihi araştırma ve restitüsyon çizimleri: Uzman danışmanlarla birlikte yapı tekniği ve malzemesinin belirlenmesi ve sorunların saptanması, zaman içinde oluşmuş bozulmaların ve kaynaklarının oluşturularak gerekli test ve analizlerin yapılması, mevcut altyapı rölövesinin hazırlanması ve Darphane yapıları ile ilgili görsel, yazılı ve sözlü kaynakların taranarak, yapıların ve yakın çevrelerinin tarih içindeki yerinin araştırılarak bu çalışmanın ışığında restitüsyon çizimlerinin hazırlanması gibi işlemleri içerir.

3- Koruma-onarım / sağlıklılaştırma / sağlamlaştırma projeleri: Uygulama hizmetleri kapsamındaki işlerle ilgili geçici müdahalelerin saptanarak gerekli tarif ve çizimlerin hazırlanması, ilgili koruma kurulunun görüşlerinin alınması için belge ve bilgi hazırlanması.

4- Mühendislik çalışmaları: Daha önce saptanan statik sorunların giderilmesiyle ilgili müdahale önerilerinin belirlenmesi, Habitat II Sergileri için gerekli olan mekanik ve elektrik projelerinin hazırlanması.

5- Genel proje yönetimi ve mesleki kontrollük hizmetleri: Habitat II Sergileri için eski Darphane'de yapılan geçici müdahalelerle ilgili tüm tarif ve projelerin gerçekleştirilmesi ve mesleki kontrollük hizmetlerinin yapılması.



 

Yukarıda sıralanan çalışmaların yapı kompleksi üzerindeki somutlaşması ise şu şekilde gerçekleşti:

İş temizlikle başlandı. Altı adet yapıda4207 m² kapalı, 2590 m² açık alan temizlendi. Darphane'ye ait tarihi evrak dosyaları, kayıt defterleri ve eski tarihli belgeler; cam kiremit, pencere taban tuğlası, kapı, pencere gibi mimari malzeme, makineler ve makine parçaları bulundukları yer belirlenerek, kodlanıp sınıflandı. Basılı olmayan kağıt balyaları ve değersiz hurdalar arazi dışına taşındı. Zaman içinde yığılmış dolgular insan gücü ve basit aletler kullanılarak restoratör ve arkeologların denetiminde kaldırıldı; tonlarca toprak atıldı. Yapıların bünyesine zarar veren, özgün olmayan, derme çatma ekler, yapı teknolojisi açısından tarihi değeri olmayan tesisat belgelenerek söküldü. Yüzeylerden ayrılmış ve düşmekte olan ve sonradan yapılmış duvar bünyesine zarar veren sıvalar raspalandı.

Darphane yapılarının parseli üzerinde bulunan dikilmiş veya kendiliğinden bitmiş toplam 41 adet ağacın uzmanlar tarafından türleri saptandı, yerleri belirlenerek çap ve boyları ölçüldü. Yol ve avlularda, duvar diplerinde ve üstlerinde bitmiş olanlar gerektiğinde kesildi; fidanlar, fundalar ve sarmaşıklar temizlendi. Kesilen bütün ağaçların köklerine kimyasal malzeme enjekte edilerek hava almayacak şekilde kapatıldı. Çok iyi gelişmiş ve anıtsal boyutlara ulaşmış sedir ağaçları, gümüşi ıhlamurlar yerlerinde korundu; gerekli budama ve bakımları yapıldı.

Bütün bu süreç boyunca her türlü değişiklik, söküm, taşıma, onarım ve ekleme işleri Anıtlar Bölge Kurulu'nun görüşleri ve onayı alınarak gerçekleştirildi.

Kaba temizlikler yapıldıktan sonra çalışma alanı içinde giriş-çıkış kontrolü sağlandı; insan tahribatına ve yangın gibi tehlikelere karşı önlemler alındı ve Habitat II Sergileri boyunca yapıların güvenli kullanılabilmeleri için gerekli onarımlara geçildi. Yılların bakımsızlığından en fazla etkilenmiş bölümler yapıların çatılarıydı, kısmen veya bütünüyle çökmüş olanlar vardı. Mekanları iklim koşullarından korumak için öncelikle çatıların açık bölümlerinin kapatılması gerekiyordu. Onarım yapılacak bölümlerde çatılar askıya alındıktan sonra gerekli yerlerde kiremitler toplandı; kiremit altı kaplamaları yerinde incelenerek çürümüş olanlar yenilendi; ışıkların üstü şeffaf levhalarla kaplandı. Çelik makaslı çatılarda makasların oturduğu duvar üstlerinde bozulmuş kısımlar kireç harçlı karışımla düzeltilerek sağlamlaştırıldı. Çelik makaslar temizlenerek üstleri metal levhalarla kapatıldı. Özgün çatının tümüyle yok olduğu mekanlar hafif çatkı sistemlerle örtüldü. Geniş açıklıklı bir mekanı tek seferde geçmek için uzay kafes sistemi, daha küçük açıklıklar için özel üretilen çelik kiriş askıları ve ahşap kullanıldı. Kapı ve pencere doğramaları olabildiğince yerlerinde korundu ve temizlendi; sökülen doğramalar kodlandı; bazı pencereler geçici askı sistemleriyle desteklendi. Özgün ahşap doğrama ve kepenkler asıllarına uygun olarak onarıldı, ahşap koruyucu malzemeyle emprenye edildi ve işler hale getirildi. Metal doğrama ve kepenkler de mekanik yöntemlerle temizlendikten sonra üstlerine koruyucu malzeme sürüldü. Sac kaplamaların eksik olanları tamamlandı. Doğramasız pencereler sergi düzenlemeleriyle uyumlu malzemelerle kapatıldı.

Genel olarak zeminler yenilenmedi, sadece özgün zeminleri örten sonradan yapılmış çatlak şaplar söküldü; mevcut taş kaplamalar sağlamlaştırıldı; yerinden kalkmış metal raylar düzeltildi. Kazı sonucu çıkan yer döşemeleri kaymaları önlemek için desteklendi. Toprak zeminli avluda kum üzerine parke taşı ve zemin tuğlasından oluşan kaplama yapıldı.

Bağlayıcı ve örtücü nitelikleriyle en basit yapıdan en görkemli anıtlara kadar her türlü yapıda vazgeçilmez unsurlar olarak kullanılmış olan harç ve sıvalar, restorasyon araştırmaları için önemli bir kaynak oluşturur; geçmiş dönemlerden kalan yapıların yapım tarihlerini ve tekniklerini anlamak ve özgün dokularıyla uyumlu onarımlar yapabilmek için önemli veriler sunarlar.

Darphane yapılarından da bu amaçla, onlarca ayrı noktadan harç, sıva ve dolgu örnekleri alındı. Bunların kalsinasyon, asit kaybı, çözünebilir tuz analizleri yapılarak agregaların mikroskobik tanımları yapıldı ve petrografik özellikleri belirlendi. Bu analizler sonucunda karakterizasyonu yapılan örneklerin büyük bir gurubunun söndürülmüş kireç, kum, tuğla kırığından oluşan geleneksel karışımlar olduğu görüldü. Kireçle birlikte bağlayıcı olarak çimento veya alçı kullanılmış örneklere de rastlandı. Kapsamlı bir restorasyon için önemli veri oluşturacak olan bu sonuçlar, yapıların farklı dönemlerde inşa edilmiş bölümlerinin belirlenmesine yardımcı oldu ve olacak.

Bu aşamada duvarlardan ayrılmış ve düşme tehlikesi olan özgün sıvaları yeniden bağlamak için belirlenen karışımlara göre hazırlanan şerbetlerle sıva arkası enjeksiyonlar yapıldı. Mevcut çimento sıvalar, alttaki özgün sıvalara ve duvar dokularına zarar vermeyecek şekilde raspa edildi. Darphane'nin üretim tarihinden bugüne kalan en güçlü göstergeler, yapılarda "insitu" bulunan makineler , kazanlar, potalar raylar ve mekanlara saçılmış olan aletlerdi. Her tür alet tek tek toplandı, ayıklandı, sınıglandı, envanteri yapıldı. Makinelerin ve kazanların yüzeylerinde ve parçaları arasında madeni yağlar kuruyarak kalın kabuklar oluşturmuştu. Bu kabuklar çözücüyle temizlendi. Demir ve pirinç aksam üstünde boyalı yüzeylerin altlarına kadar nüfuz etmiş korozyon tabakaları kaldırıldı. Temizliği tamamlanan bütün yapı elemanları ve makineler püskürtme benzinle yıkanıp, basınçlı temiz havayla kurutulduktan sonra koruyucu Paraloid B72 ile kaplandı. Son olarak yüzeylerde su itici ve toz tutmayı engelleyici madde olarak seyreltilmiş silikon reçinesi kullanıldı.

Eski Darphane yapıları ve çevresi Antik çağlardan beri yoğun bir yerleşme dokusuna sahiptir. Yapıların çevresinde Kültür Bakanlığı Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü denetiminde sürdürülen temizleme ve uygulama çalışmaları sırasında özellikle Bizans ve Osmanlı dönemlerinden arkeolojik ve tarihsel önem taşıyan yapı kalıntıları ve taşınabilir malzemenin değerlendirilmesi amacıyla Kültür Bakanlığı'nın görevlendirdiği arkeologlar denetiminde çalışmalar yapıldı. Sur-u Sultani'ye bitişik avluda yapılan sondaj kazısında İ.S. 5-6.yüzyıla ait olduğu sanılan 4.5 metre yüksekliğinde bir Bizans duvarı ile daha geç döneme tarihlenebilecek taş örgü bir duvar bulundu. Aynı aksta açılan ikinci bir sondajda düzgün olmayan, kısmen tuğla örgülü bir duvar ortaya çıkarıldı ve 3.5 m derinlikte mermer bir döşemeye rastlanınca sondaj durduruldu. Arka avluda ve avlunun ucundaki yapıda yaklaşık 2 m yüksekliğinde yıllarca birikmiş çöp ve moloz kaldırılınca bu yapının içinde tuğla döşemeli bir zemin açığa çıktı. Üstü açık bir yapı kalıntısında 2.5 m yüksekliğinde birikmiş moloz temizlenirken Osmanlı sikkeleri, pullar ve cam şişecikler bulundu. Kazılarda elde edilen buluntular İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ne teslim edildi.

Tarihi yapılar kültür geçmişimizin işaretleri, izleridir. Bu izleri rasgele ortadan kaldırmak veya yok olmaya terk etmek toplumsal belleğimizin çürümesine yol açmak demektir. Fiziksel çevremizin, değişimler geçirse de kimliğini sürdürmesi, ancak geçmişi hatırlatan ve bugün yaratılan mekanların biraradalığıyla sağlanır. Tarihi yapılara yeni hayatı getirirken günümüze ulaşan parçalarının özenle korunması ve belgelenmesi bu nedenle zorunludur. Eski Darphane yapılarında da öncelikle kapsamlı bir belgeleme çalışması yapıldı. Rölöve ve restitüsyon çizimleri daha sonra koruma ve yeniden işlevlendirme projelerinin temel verilerini olulşturacak. On iki adet yapı ve çevresindeki açık alanlardan oluşan Darphane kompleksinin altısı ve bunların çevresindeki açık alanlar ölçüldü. Halen Damga Matbaası ve Kültür Bakanlığı'nın birimleri tarafından kullanılan yapılar sadece kütle olarak ölçümlere katıldı. Tüm ölçümler optik / elektronik aletlerle ve el araçlarıyla veya bunların bir arada kullanılmasıyla yapıldı. Nivelman yapılarak gerekli tüm zemin kotları okundu. Bu veriler bilgisayarlara işlenerek çizimler üretildi. Arazide yapılan eskizler üzerinde tüm plan, kesit ve görünüşler ve Darphane'ye ait korunması gerekli "insitu" makineler detaylarıyla ölçerek işlendi ve bunlar çizimlere aktarıldı. Arkeolojik nitelikteki kazıların çizimleri ayrıca hazırlandı. Statik ve konservasyon konularında danışmanların hazırladığı raporlar doğrultusunda koruma ve destekleme uygulamaları için detaylar ve yöntemler belirlendi ve bunların uygulama sırasında kontrolü yapıldı.

Tarihsel araştırmalar sırasında Başbakanlık Arşivi, eski Osmanlı tarihleri, ikinci Osmanlı ve Batı kaynakları taranarak yapılarla ilgili yazılı ve görsel belgeler derlendi. Bu araştırmalar ve çalışmalar sırasında ulaşılabilen yapıların sunduğu veriler ışığında Darphane yapılarının farklı dönemlerde inşa edilmiş bölümleri tanımlandı. Bu dönemler çizimlere aktarıldı. Ayrıca para darb işlemlerinin süreci ve mekansal düzene yansıması tanımlandı.

Rölöve çalışmalarında 40 kesit, 16 cephe, 13 plan, 1 vaziyet planı ve detay çizimleri üretildi. Malzeme inceleme, dönelmeme çalışmaları bu çizimler üstüne ayrıca işlendi. Büro ve arazi çalışmalarında toplam 19 kişi çalıştı. Danışman olarak çalışan beş uzman konularında bilimsel ve teknik raporlar hazırladı.

Yapıların sergileme için kullanılması geçici nitelikte de olsa su, elektrik gibi teknik donanımlara sahip kılınmasını gerektiriyordu. Hazırlanan projelere göre geçici altyapı, elektrik, temiz su, pis su talimatları yapıldı. 

Proje Yönetimi: Alin Öney, Yüksek Mimar, Koruma ve Onarım Uzmanı; Cengiz Kabaoğlu, Mimar, Fatma Eren, Yüksek Mimar, Restorasyon Uzmanı

Danışmanlar: Bartek AŞ, Altyapı Donanımları; Dr. Ahmet Güleç, TC Kültür Bakanlığı Merkez Konservasyon Laboratuarı; Yard. Doç. Dr. Gülsün Tanyeli, İTÜ Mimarlık Fakültesi; Prof. Dr. Faik Yaltırık, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi; Prof. Dr. Müfit Yorulmaz, İTÜ Mimarlık Fakültesi

İşveren: TC Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı

Yürütücü: Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı

Uygulama: Yapı Merkezi AŞ

Parasal Katkı: TC Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü"


Gül Köksal ile Osmanlı'dan bugüne endüstriyel mirasın izleri
İstanbul'dan yeniden kullanım örnekleri
Doğan Tekeli'den endüstri yapılarının mimarisi
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin