"Critical Design Studio ismi, ekibin geri planda beslediği bilinci yansıtıyor"

11 Aralık 2015
 

Ofisin hikayesine geçmeden önce mesleki formasyonunuza dair kişisel hikayelerinizi dinleyebilir miyiz?

İlker Ertuğrul: Mimarlık eğitimime Mimar Sinan Üniversitesi'nde başladım, okulun ismi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olduktan sonra, 2007 Şubat'ında mezun oldum. 2011'de aynı okulun Mimarlık Tarihi yüksek lisans programını tamamladım. Üçüncü sınıftan itibaren mimarlığın farklı uygulama alanlarında çalışmaya başlamıştım. Mezun olduktan sonra da Levent ve Maslak'ta plazalar yapan bir inşaat şirketinde yer aldım. Ardından Mimarlar Odası Genel Merkezi'nde görev yaptım. Sonra farklı kentsel tasarım ofislerinde çalışma fırsatı buldum. İnan'la da yollarımız bu şekilde kesişti. Erginoğlu&Çalışlar ile birkaç projede yer aldıktan sonra birlikte Critical Design Studio'yu kurduk.  

İlker Ertuğrul

Henüz yeni bir ofissiniz, Ocak 2015'te kurulmuşsunuz.

İE: Aslında bazı yarışmalara ve küçük ölçekli işlere bu ofis olmadan önce de İnan'la birlikte girmiştik. Yani işin temeli 2013'e dayanıyor. Bunu biraz daha somutlaştıralım düşüncesi oluştuğunda işleri yavaş yavaş büyütmeye başladık. Bir süre sonra bir mekan elde edebildik. Hazır bir sermaye ile değil, yine emeğimiz üzerinden, kazandıkça onu  yatırıma dönüştürerek burayı oluşturduk. Ama ofisin somutlaşması 2015 yılını buldu. Şimdi de dört kişiyiz.  

İnan Karaçay: Ben de 2013 yılında Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı bölümünden mezun oldum. Lisans eğitimim sırasında bir yıl Kassel Üniversitesi Mimarlık fakültesinde bulundum. Aslında eğitim hayatım, Ege Üniversitesi'nden ziyade Kassel'de oluştu diyebilirim. Altyapımı oluşturduğum çok verimli bir yıldı. Özellikle peyzaj şehirciliği ve kentsel tasarım üzerine uzmanlaşmış ofisler ve akademisyenler ile çalışma imkanı buldum. Bu sayede mesleki pratiğim hep kentsel tasarım ve planlama ölçeğinde çalışmalar üzerinden ilerledi. Türkiye'ye döndüğümde de bir kentsel tasarım ofisinde çalışmaya başladım. İlk çalıştığım ofiste İlker'le tanıştık. Daha sonra 2-3 ofis deneyimim daha oldu. Sonrasında meslekten yana hep bir arayış ve beklenti içinde oldum.    

İnan Karaçay
 

"Kentsel tasarım, sürekli kullanılan ve popülaritesi olan bir kelimeye dönüşmüş durumda"

Türkiye'de kentsel tasarım disiplininin adı var ama uygulama ile teori birbirinden çok farklı...

İK: Bu konuyu açmanız çok iyi oldu çünkü ben de aynı sorundan mustaribim. Kentsel tasarım, sürekli kullanılan ve popülaritesi olan bir kelimeye dönüşmüş durumda. Aslında kentsel tasarım dediğimiz şey bir uzmanlık alanıdır, bir meslek değildir. Bütün alanlara hakim bir doktor nasıl olamazsa, bu da o kadar imkansız. O yüzden uzmanlıklar var. Kentsel tasarım, disiplinlerarası bir alan. Yani bir mesleğin tek başına bunu icra etmesi kesinlikle mümkün değil. İşin içerisine beşeri bilimler de giriyor. Ama Türkiye'de durum öyle değil. Avrupa'da kentsel tasarım ölçeğinde çalıştığım konular özellikle 'waterfront' projeleri oldu. 

"Karaköy'ü tercih etmemizin nedeni burada çok dinamik bir ortam olması" 

İstanbul açısından da iyi bir deneyim olmuştur. 

İK: Evet, o yüzden 'waterfront' projeleri benim daha çok ilgimi çeker. Çünkü su hayatın başlangıcıdır ve suyla ilişkisi olan kentler daha zengindir. Türkiye'nin diğer kentlerinde yaşayan insanların İstanbul'a özlem duymasının temel sebebi budur. İstanbul'un özellikli olmasının temel sebeplerinden birisi suyun kentin eşiğine verdiği şekildir. Su ile ne kadar ilişki kurabilirsek, o kadar yaşanabilir ve dinamik bir kente dönüşürüz. Ofis için Karaköy'ü tercih etmemizin nedeni de burada çok dinamik bir ortam olması. Sürekli değişen, manzarayı yakalamak için sıyrılıp çıkmaya çalışan yapılar... Bu enteresan bir çizgi koyuyor ortaya. Avrupa'ya baktığımızda suyun kullanımı gerçekten çok başarılı. Tamamen optimize edilmiş koşullar değil ama şu an olabileceklerin en iyisini ortaya koymaya çalışıyorlar. Nehir ekosistemi etrafında şekillenen kent yapıları olduğu için su sürekli kentle ilişkili gidiyor. Yani işin romantik boyutu da var. 

Bu parantezin ardından Critical Design Studio'nun kuruluşunu bir de sizden dinleyebilir miyiz?

İK: Critical Design Studio benim için bir dönüm noktası. Türkiye'de kalma sebebim oldu. Temelleri Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin çatı stüdyosunda atıldı. Ne olur, ne biter, neyle karşılaşırız hiç bilmeden yola çıktık. 'Critical Design Studio' ismi, ekibin geri planda beslediği bilinci çok iyi yansıtıyor. 

Eleştirel bakış açısını temel alıyorsunuz...

İK: Evet, mesela sabah ofise geldiğimizde kenti eleştirmekten bir saat kendimize gelemiyoruz. Sürekli bunalım halindeyiz, sürekli bir şeyler batıyor. Bu kötü bir şey ama aynı zamanda kafein gibi gözlerinizi açık tutup fişekliyor. Acı verse de bunu hiçbir zaman elden bırakamayacağımız için böyle bir isme bürünmek güzel oldu açıkçası. Ülkenin bazı gerçekleri var. Biz o gerçekleri göz ardı ederek ilerlemeye çalışıyoruz ama defalarca duvara çarpıyoruz. Yine de bu yapıyı, bu bilinci korumaya çalışacağız. Burası bir atölye. Malzeme gelir, malzeme gider, çay içilir, sohbet edilir, üretim yapılır, kapıları herkese açıktır.

Karaköy İstabul'un yeni çekim noktası olduğu için gelen gideniniz de bol oluyordur.

İK: Evet, yol üstü olmamızın avantajı o, arkadaşlar yalnız bırakmıyorlar. Ben çırak olarak marangoz atölyesinde de çalıştım. Oranın bana kattığı çok şey oldu. Ortada bir hammadde var ve atölyede onu işleyen, ondan her türlü şeyi çıkarmak için çabalayan ve olabildiğince titizlikle çalışan bir ortamdan söz ediyoruz. Ama aynı zamanda işin içinde duygu da var, ruh da var. Fabrikasyon bir üretim yok. Bu ofis de aynı şekilde işliyor. İsminde neden mimarlık, kentsel tasarım ya da peyzaj kelimeleri geçmiyor diye soracak olursanız, çünkü tasarım odaklı çalışan bir ofisiz. Hammaddemiz tasarım. Onu farklı yorumlara, farklı meslek disiplinlerine uyarlayabiliyoruz. Web sitemiz de bu durumun çeşitliliğini çok iyi yansıtıyor. 1/10.000'lerden başlayıp, 1/1'e varan ölçeklerde çalışmalarımız var. Aslında bu, bir çizgiyi de ortaya koyuyor. Ya biz her şeyi yapıyoruz diyen bir ofise dönüşebilirsiniz, ya da el attığı her konunun hakkını vermeye çalışan bir ofis olabilirsiniz. İkisi arasında çok ciddi fark var. Biz ikincisini yapmaya çalışıyoruz. 


C.D.S ile Mimarlık Pratiği ve Etiği Üzerine
C.D.S Tasarım Ekibi ile...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin