Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

“Çin’deki staj sürreel bir deneyimdi”

25 Ocak 2019

ZAAS kuruluşundan bu yana takibimizde olan bir ofisti. İlk projelerinizi başarıyla tamamlayıp yeni projelerin arifesindeki bir dönemde sizi ziyaret etmek istedik. Öncelikle mimarlık eğitiminizle ilgili bilgi almak isteriz.

Ayça Taylan: Mimarlık eğitimimi İTÜ Mimarlık’ta aldım. Mimarlığı seven, idealist bir öğrenciydim. Zaten mimarlık tek tercihimdi. Taşkışla’da güzel bir öğrencilik hayatım oldu. Bölümümü seviyordum, ilgili ve meraklı bir öğrenciydim. Bir de seyahat etmeye meraklıyımdır. Fotoğraf tutkum da öyle başlamış olabilir. Üniversite stajlarımın birini İtalya’da, birini Çin’de yaptım. Üniversitedeyken 1 yıl da Erasmus bursu ile İtalya’ya gittim. Orada okurken de bir mimari ofiste çalıştım.

Hangi şehirde çalışma imkanın oldu?

AT: Milano Politeknik Üniversitesi’nin farklı kampüsleri var. Ben Milano yakınlarında Mantova diye küçük bir kasabadaydım. Yaklaşık yüz bin kişilik küçük bir yerleşim ama sanat tarihinde adı geçen birçok esere sahip. Hayatının çoğunu büyük şehirlerde geçirmiş biri olarak, özellikle küçük şehir deneyimi yaşamak isteyip Mantova’yı seçmiştim. Tabii, İtalya’da pek yeni yapı yapılmıyor. Benim çalıştığım ofis de, eski palazzo’ların iç mekanını restore edip dönüştürüyordu. Çok öğretici ve güzel bir deneyim oldu.  

Peki çalışacağın ofisi nasıl buldun?

AT: İtalya’da biraz da iş deneyimi elde etmek için öğrenci işlerine gidip çalışabileceğim bir ofis önermelerini istedim. Daha önce hiç kimse böyle bir soruyla gelmediği için önce şaşırdılar, daha sonra da güzel, nitelikli işler yapan bir ofis ile tanıştırdılar. Orada endüstriyel tasarım, restorasyon-renovasyon ve aydınlatma tasarımı konularında yeni bilgiler ve deneyimler kazanma fırsatım oldu. Sonraki yıl uluslararası staj programına başvurup Çin’e gittim. Başvuruda çok iyi İngilizce’ye sahip olmak şart koşulmuştu, dolayısıyla bir sınavdan geçilmesi gerekiyordu. Ben de herhalde bu programla öğrenciler uluslararası ofislerde staj imkanına sahip oluyorlar diye düşünüp sınava girdim. Yüksek bir not almıştım. Prosedürler tamamlandıktan sonra ancak Çin’e gittiğimde anladım ki tam anlamıyla Çinli bir ofisle karşı karşıyaydım. Autocad vs her şey Çince’ydi. Dil bilmeyince ofiste çalışmam zor olduğu için şantiyeye yolladılar. Orada ilginç bir şantiye deneyimim oldu. Çin’de hepimizin bildiği gibi çok farklı bir ölçeğin içinde olma durumu var. Köye gideceğiz dediler, köy dedikleri yerde 1 milyon insan yaşıyor! Aslında staj yaptığım yer, konut blokları yapan ve çok da nitelikli olmayan bir ofis çıktı. Yani beklediğim gibi bir staj değildi ama sürreel bir deneyim oldu. Öyle bir üretim hızı var ki Çin’i görünce Türkiye yine fena değilmiş diyorsunuz. Anormal bir yapılaşma var. Kalacağım yeri de staj yaptığım büro ayarlamıştı, bir gün asansör bozuldu ve 36. katta mahsur kaldım. O ölçek hakikaten distopik bir dünya gibi gelmişti bana orada yaşarken. İlk hafta, burada en fazla 1 ay dayanabilirim diyordum, ama sonra orada geçirdiğim 3 ay hayatımın en iyi deneyimine dönüştü. Çok farklıydı, tam bir kültür şokuydu. Alıştığım hiçbir şey aynı değildi. Çin’de yaparsam her yerde yaparım dedim. Uzay gibi neredeyse... Sonra ofise başka yabancı arkadaşlar da geldi; Amerikalı, Macar, Brezilyalı... Onlar da benzer süreçler yaşadı. Sonra Çin’i beraber keşfettik. Mesela haftasonları trene atlayıp, en ucuz biletle 18 saat basit bir oturağın üzerinde Şangay’dan Pekin’e giderdik. Güzel günlerdi… Bu deneyimlerle birlikte Türkiye’ye döndükten sonra da Erginoğlu & Çalışlar’da çalışmaya başladım.

Bu noktada staj deneyimini verimli kullanmanın ne kadar önemli olduğunu hatırlatmakta fayda var. Yeni mezun bir mimarın iş arayışında karşılaştığı en büyük sorun deneyim eksikliği oluyor çünkü... Peki, Erginoğlu & Çalışlar Türkiye’deki ilk ofis deneyimin miydi?

AT: Evet. Okul haziranda bitti, üç ay tatil yaptım. Mimarlıkta pratik hayatın içinde yer almak istiyordum. Eylül ayında görüştük ve Türkiye’deki ilk ofis deneyimim başladı. Kerem ve Hasan Bey’i Taşkışla’da verdikleri bir konferansta dinlemiştim, yaptıkları işleri takip ediyordum. Onlar, Mimar Sinan ekolündenler. Tabii o zamanlar neye adım attığımı tam bilmiyordum (gülüyor). Mesleği icra etmeye başlarken, gerçek hayatla ilk çarpışmalarımı yaşadığım ofistir orası. Mimar nedir, ne yapar, neleri bilmelidir… Aslında yeni mezun olarak pek birşey bilmediğini, mimarlığı pratik etmeye o anda çok da hazırlıklı olmadığını görüyorsun.

Bu pek çok meslek için geçerli ama sen biraz daha zorlu örnekler seçerek ilerlemişsin sanırım.

AT: Evet, biraz öyle oldu. Yapılmayanı yapmaya, alışılmışın dışındaki şeyleri denemeye, sınırlarımı zorlamaya fazla takıklıktan galiba (gülüyor). Erginoğlu & Çalışlar’da sekiz yıl çalıştım. Müthiş eğitici, öğretici, bir yandan keyifli, bir yandan da epey zorlu bir dönemdi.


ZAAS'ın Zeynep'i ve Ayça'sı...
İçeriden bir göz...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları