"Çin'de de arz talepten önce geliyor ama ihtiyaca göre ilerleyen bir sistem var"

06 Haziran 2013
 

Çin örneğini deneyimlemiş bir mimar olarak Türk inşaat sektöründe yaşanan hızlı gelişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çin'e çok sık gittiğim için şunu gözlemledim, hakikaten onlara öykünme durumumuz var. Bu büyük ölçüde ekonomik bir durum; şehrin yaşam kalitesi, mekânsal kalitesi anlamında bu tip durumlarla hiç ilgisi olmayan, tamamen niceliksel  bir yaklaşım izleniyor. Ne kadar yapı yaparsak sektör o kadar çalışacak ve sektör ne kadar yükselirse ekonomi de o oranda dönecek gibi bir mantığa dayanıyor ki Çin'de de buna benzer bir yaklaşım var. Orada da önce inşa ediyorlar, ondan sonra insanlar yerleşiyor. Yani önce arzı yerleştiriliyor ondan sonra talebi yaratıyorlar. Bizde de benzer gayret o yönde.

Yaptığınız bir açıklamada ofisin Çin'de kolay kabul görmesini, Doğu kültüründen gelen yakınlaşma ile ilişkilendiriyorsunuz.

İlk başta o kadar bilincinde değildik. İnsanlarla karşılaştıkça, tanıştıkça fark ettik. Projelendirme süresi nereden baksanız en az 6 ay sürüyor. İnşaat sürecinde ise oradaki firmalarla (işveren ve yerel mimarlık ofisleri) çalışmak durumundayız. Dolayısıyla o süreç içerisinde içli dışlı bir hale gelince, birçok açıdan bizden farklı oldukları kadar, ortak noktalarımız da olduğunu keşfettik. Örneğin ikram konusunda bizdeki o sıcaklık çoğunda var. O kadar mesafeye rağmen böyle bir yakınlık hissetmek ilginç geldi. Hep söylenir Türkler Asya'dan gelmiş diye, öyle bir bağ hakikaten var. Bizimle bir paralellik kurduklarını hissediyorum. Sonuçta onlar da kendilerini ‘gelişmekte olan ülke' olarak görüyor.



Türk müteahhitler yurtdışındaki projeleri çok hızlı bir şekilde tamamlıyor. Çin'de de çok hızlı bir üretim süreci var.

Her şeyi çok büyük bir hızla inşa ediyorlar. Yani düşünmeye fazla vakit yok. Şu an aynı psikoloji bizde de var.

Çin'deki kentsel dönüşüm uygulamalarının da çok radikal bir şekilde gerçekleştiğini duydum.

Her şeye rağmen Çin'deki uygulamaları bize göre daha planlı buluyorum. Ortaya çıkan kentsel mekanlara çok olumlu bir şekilde baktığımı söyleyemeyeceğim ama kendi ihtiyaçlarına göre sistematik olarak ilerleyen bir yöntemleri var. Her şeye önce devlet karar veriyor. Orada da süreçler pek şeffaf sayılmaz, en azından ortaya çıkan altyapı daha düzgün. Bizde, parselasyondan tutun da şehrin hangi bölgesine ne tip yatırım yapılacağı önceden belli değildir. Bir anda ortaya çıkıverir. Organik bir şekilde, kendi kendine büyüyormuş gibi bir havada olur. Çin'deki sistem ise biraz daha düzenli. Önce yollar yapılır, ağaçlar dikilir ondan sonra binalar yapılır. Yanlışlarıyla, doğrularıyla o plan bir şekilde uygulanır. Bizde önce binalar yapılıyor, sonra kalan alanları kaldırım, yol vs şeklinde çözmeye çalışıyoruz. Ancak artık alanlar kamusal alan haline dönüşüyor. Geri kalanı ise kapalı ve içe dönük site yaklaşımı haline gelmekte. Türkiye'de kentsel anlamdaki en büyük sıkıntılardan biri bu...


Kırk Yıllık Ofise Taze Kan için Yurtdışı Deneyimi
Kıtalararası Organizasyon, Yerel İşgücü
Gerçekleşen Hayaller, Yeni Hedefler
Söz ERA Ailesinde...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin