"Bürokrasi yapının değerini anlamamışsa hiçbir şey yapamazsınız"

05 Kasım 2010
 

Kültür ve Turizm Bakanlığı restorasyon projelerine daha fazla kaynak aktarmaya başladı. Bu alanda daha fazla ihaleye açıyor.

Ama bu projeler yavaş yavaş uygulamaya geçmeye başladı. Eskiden farklı vakıflara bağlıydı. Nasıl olduğunu tam bilemiyorum. Fakat Bakanlık bazı yapıtlara kendisi sahip olmuş. Bu kuramsal olarak iyi bir gelişmedir. Fakat pratikte hiçbir farklılık yaratmıyor.

Türkiye'de pratikten yetişen bir uzman yok. Diyelim kişi mimarlık bilmeden malzeme uzmanı oldu. O da bir işe yaramaz. Yarar, ama malzeme uzmanlığı gereken yerde yarar. Malzeme uzmanları "Divriği taşlarının üzerine şunu sürelim de dayansın" diyorlar. Yapıyı öldüren kimyasal bir olay var ama asıl olay fiziksel. Üstüne kar yağıyor, don oluyor, insanlar yıkıyor. Malzeme uzmanı ise, "bunu sürersem 5 sene daha dayanır" diyor. Olay o değil.

Divriği Ulu Cami düz çatılı bir bina. Üzerine çatı yapıp korumaya çalışıyorlar. Binanın karakteri yok oluyor. Koskoca dev binaya 1 metrelik niteliksiz saçaklar, o saçaklardan inen su boruları ekliyorlar. Bunlar Türkiye'de uzman olmadığını gösteren zavallı uygulamalardır.

Peki bu noktadan sonra sizce ne yapılması gerekiyor?

Hiçbir şey yapılamaz. Çünkü temelde değişmesi gereken ihale, kontrol eğitim sorunları değişmemiş. Divriği ile 45 senedir uğraşıyorum. "Şu kapıları rüzgara çamura açık tutmayın. Kışın üstüne isterseniz naylon koyun kurtarın" diyorsunuz, dinlemiyorlar. Ortada çok şey biliyormuş gibi görünen kurullar var ama binanın değerinin bile anlamıyorlar. Bunun bir heykel olduğunu ve ancak heykel olarak korunması gerektiğini algılayamıyor, esere taş duvar gibi bakıyorlar. Beğeniyorum demek kafi değil. Yapıyı özümsemek, onun sanat tarihi içindeki yerini anlamak lazım. Restorasyon denilip duruluyor. Bu, temelde bir koruma sorunudur. Kapılar dışarıda. Yapıyı çatısı, duvarı akmasın diye restore ediyorsunuz. Peki kapılar ne olacak? Kaç senedir açıktalar. En son geçen sene sonbaharda gittiğimde dekorasyonun aşağı yukarı yüzde 30'u harap haldeydi. Bu bir bilinç sorunu. Restoratör mimarlık tarihi bilmez. Bilmesi gerekir ama öyle yetişmemişse uygulama da hemen öğrenilmez. Eğer 10 sene boyunca kimse ondan bir şey istememişse öğrenemez. Öte yandan ahşap ev restore eden kişiyi Divriği Ulu Cami'nin restorasyonunda çalıştırırsanız o da olmaz.

Yetişmiş uzman olmadığını birkaç kez vurguladınız. Sizce bundan sonra nasıl bir yol izlenmesi gerekir?

Giderek her şeyin paraya dönüştüğü bir noktada doğru söyleyen hocalar da olsa para etmez. Çünkü bu iş hocada değil idarede, politikada, hatta bürokraside bitiyor. Bürokrasi yapının tarihi değerini anlamamışsa, hiçbir şey yapamazsınız. Çünkü devletin buna para harcaması lazım. Bu bir bilinçlenme sorunu. Bilinçlenmenin sadece bilim adamlarında olması yetmiyor. Türkiye'de kendi tarihini bilmeyen bir toplumun bilinçlenmesi de biraz zor gözüküyor. Sanata karşı duyarlık ise daha da zor.

 


Prof. Dr. Doğan Kuban ile
MO'dan Fikret Oğuz ile
Restoratör Mimar Acar Avunduk ile
Eski eserlerin onarımına ilişkin tip şartname örnekleri
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin