"Birbirimizi eğittik, törpüledik ve ortak kanallar açtık."

09 Ocak 2009
 

"Hepimizin mimarlığa bakışının paralel olduğunu gördük" dediniz. Bunu biraz açabilir miyiz?

O.E: Biz modern açılımları ve güncel mimarlığı destekliyoruz. Bir de bizim için estetik çok önemli. Bir iç veya dış mekanda estetik yoksa, bu bizim içimize sinmiyor ve tam anlamıyla içimiz rahat etmeden onaylamıyoruz tasarımı. Bu gibi ortak noktalarımız var.

Ama estetik çok muğlak bir terim...

O.E.: Temel tasarımda ortak öğreti oran, denge gibi niteliklerden; modernizmin tanımındaki estetikten bahsediyorum.

Bir o kadar da farklılıklar var diyorsunuz. Bunları hangi anlarda fark ediyorsunuz?

O.E: Her birimizi çok farklı şeyler de heyecanlandırabiliyor. Mesela üst örtü konusu beni daha çok heyecanlandırmıştı. Dekorasyon işleri veya kamu yapıları üçümüzden biri için daha çekici olabiliyor. Gerçi bu durum projenin çeşitliliğine de bağlı; yarışmalarda çok fazla seçeneğiniz olamıyor. Her halükarda sanırım kentsel planlama kimseyi heyecanlandırmıyor. (gülüyorlar) O paylaşım ortamında siz de sürecin farklı ağırlıktaki bileşenleri haline geliyorsunuz.

F.H: Aslında sanırım Orhan'ın sözünü ettiği şey salt heyecan da değil, ekip olmak. Bir de şunu eklemek gerekiyor. Hepimiz aynı şeyleri beğenerek, aynı hedefleri koyarak ya da aynı mimarlık anlayışıyla bu işe atılmadık. Ama yakındık. Sonra belki Orhan beni biraz eğitti, ben Deniz'i eğittim; yani kendimize bazı ortak kanallar açtık. Hatta belki fark etmeden birbirimizi törpüledik. Her şeyden tepeden inme de değil yani.

D.D: Artık birbirimizin neye nasıl yaklaşacağını biliyoruz derken, en azından benim kastettiğim şey, Ferhat'ın sözünü ettiği törpülenmeler ve ortaklıklarla ne çıkarabileceğimizi bilebilmek. Şayet biz bir araya gelmeseydik ve her birimiz bu 17 yarışmaya ayrı ayrı girseydi, eminim çok farklı sonuçlar çıkardı. Bir arada olmanın getirdiği o kadar çok şey var ki...

F.H: Mesela bir iş geldiği zaman üçümüz birden onunla uğraşmıyor. Birimiz gidiyor, anlıyor ve diğerlerine anlatıyor ve ister istemez birisi, o işin koordinatörü oluyor.

D.D: Zaten ben hiç üçümüzün aynı anda bir projeyi çalıştığını hatırlamıyorum. Birinin yaptıkları üzerine diğerleri eklemleniyor. Kimse de "Benim tasarımıma dokunma" demez; sonuçta o ‘bizim tasarımımız' olmaya başlar.

Dolayısıyla bunca ‘amatör'lüğün içinde çok profesyonel bir tutumdan bahsediyoruz.

F.H: Tasarım çerçevesinde profesyonelce diyebiliriz sanırım buna. Ama olumlu mu, olumsuz mu bilmiyorum açıkçası.

D.D: Ama biz bunun hiç rahatsızlığını görmedik. Orhan ya da Ferhat hiç beklenmedik bir şeyle de çıkabiliyor karşımıza. Ama hiç bir şey değişmiyor; o yine de bizim oluyor. Belki de gerçekten ruh anlamında amatör kalıyor. Ama markanın ürünü olarak gelişerek profesyonelleşiyor.

O.E: Çalışma saatlerimiz bile etkiliyor sonuçta süreci. Okul zamanında Ferhat da Deniz de yoğun oluyorlar. O dönemlerde ben burada oturup, bir yarışma varsa hazırlanmaya başlıyorum. Ama yazın, okul kapandıktan sonra dinamikler değişebiliyor.


İkiartıbir'in Kısa Hikayesi
Taze Bir Mimarlık Girişiminin Dinamikleri
İkiartıbir İle Yarışmalar Kurumu Üzerine
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin