Bir CNC ve 5 ortağın yapabilecekleri “akılları ile sınırlı”

07 Aralık 2011
 



Vardo Stüdyo'nun bir pratik olarak hayata geçmesini nasıl ve ne aşamada sağladığınız? Sanırım her şey Özgür'ün bir girişimi ile başladı…

Özgür:
Şu anda bulunduğumuz sitede (Bornova'da İzeltaş Galeria) stand tasarımı ile ilgili bir firmada çalışıyordum. Biraz sıkılmıştım oradan… Günde 3-5 stand tasarımı yapıp, bir sürü yere teklif gönderip koşuştururken "Tasarım mı yapıyorum yoksa kopyala-yapıştır mı?" diye sorgulamaya ve soğumaya başladım. Oradaki çalışma arkadaşlarımdan biri benim 15 senelik arkadaşım. İşleri aksatmaya başladığımda onun aklına bir fikir geldi. CNC çalıştıran makine mühendisi bir ağabeyimiz vardı; "Bu makineyi sana veriyoruz; sen de bir yer kiralıyor ve başına geçiyorsun" dediler. İlk başta tek başıma yapamayacağımı söyledim. Hem de çokça uzatılmış bir askerliğim vardı.

Nehir'e, Berkem'e, Özge'ye bahsettim. Başlarda çok sıcak bakmadılar. Öte yandan uzun süredir bir araya gelme düşüncemiz vardı ama mekan, kira hep sorundu. Elimize bir para geçmeden işe soyulmaya yanaşmıyorduk. Aslında benim dışımda hepsi garantici idi. Ben ise bir şeye borçlanmadığınız an çalışmaya başladığınıza inanırım.



Kendi finansmanınızı –bir anlamda- metazori ile verilen CNC makinesi ile mi sağladınız?

Özgür: Borçlanınca yaptık. Bir süre sonra da baktık ki bu sistem çalışıyor. Makine bizim lokomotifimiz. Tasarım ilk günden para kazandıran bir alan değil; belki 10 sene sonra bile değil… Makine ile borçlarımızı ödedik, masraflarımızı çıkarmaya başladık.



Bu CNC makinesi ile neler yapıyorsunuz?

Özgür: En çok 2 boyutlu polyester kalıp yapıyor. Metal işlemiyor ama MDF işleyebiliyor. Strafor işliyoruz. Çok yumuşak olduğu için en çok sevdiğimiz malzeme…

Nehir: Maketler yapıyoruz. Birkaç gemi modeli yaptık. Kalıp haricinde iç mimari elemanlar da yapıyoruz. Mimarların tasarladığı duvar panellerini üretiyoruz mesela… Şu an aşağıda çok parçalı bir makine kapağı üretiyoruz.



Berkem: Makineden çıkardıklarımız hem görsel amaçlı hem de üretim amaçlı olabiliyor. Ürün alanı çok geniş…

Özgür: "Aklımız ile sınırlı" diyoruz. (gülüyorlar)

Nehir: Bu makine ile nasıl grafikle desteklenmiş estetik işler çıkarabiliriz diye düşünüyoruz. Deneysel çalışmalarımız var. "Router hiç bizim gibi insanların eline düşmemiş, o yüzden bu işlerde kullanılmamış" diye şakalaşıyoruz. Progresif Router kullanımı bizden sorulur! (gülüyorlar) Mesela geçenlerde plak kestik. "Plaktan defter kapağı olur mu?" dedik, yaptık. Şimdi birkaç kırtasiyede satılıyor bu ürünler. Restaurantlar için servis modülleri yapıyoruz.



Özge: Bir anaokulu için akvaryumda dolaşan balıkları anlatan bir duvar dekorasyonu yaptık. Oradaki 2 boyutlu balıkları da makineden çıkardık.

Nehir: Amacımız, bir "prototip atölyesi" oluşturmak. Tasarım fabrikası gibi bir hayal…

Bu hayali biraz açabilir miyiz? Nedir "tasarım fabrikası"?

Özgür: Okuldayken de bir şeyleri çizer, prototiplersiniz. Tek başınıza bir Ar-Ge gibi çalışır, son ürüne ulaşmaya bakarsınız. Biz de çok kar amacı gütmeden öğrencilerin işlerini çıkartabilecekleri bir atölye düşünüyoruz. Bir yandan da dışarıdan işler kabul etmeyi planlıyoruz.



Berkem:
Okulda her zaman karşılaştığımız bir durum vardı. Bir çizim yapılıyor, kağıt üzerinde sergileniyor, hocalara sunuluyor. Ama pratikte çalışıyor mu? Gerçekten yararlı mı? Bunu görmenin tek bir yolu var, o da prototip yapmak! Okulda tam da bu noktada bir kopukluk oluyor. Dolayısıyla söz konusu "tasarım fabrikası" fikrini, endüstriyel tasarım eğitim sürecinin bir eleştirisi gibi de görüyoruz.

Özge: Borçlarımızı bitirip işleri yoluna koyduktan sonra sayımızı da artırmayı düşünüyoruz. Bu grup içerisinde birkaç arkadaşımız daha var kemikleşmiş, asla ayrılamayacağımız… Şartların doğru olduğu anda nasıl Mesut da bize katıldıysa, onları da aramıza katacağız.


Kimdir "Vardo Sakinleri"? Gelin Tanıyalım...
Ve "Sakinlerin Sakin Olmayan Hayatları"
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin