Bigelow Chapel - New Brighton, Minnesota - HGA Architects and Engineers

04 Mart 2008
 

New Brighton, Minnesota'da bulunan 45 bin metrekarelik kampüs, ekümenik bir lisansüstü teoloji okuluna ait. United Church of Christ adlı dini örgütlenmeye ait olan bu okulun 250 öğrencisi çok farklı inanç kültürlerinden geliyorlar. Bu öğrencilerin aralarında Metodist, Luteran, Protestan, Presbiteryan, Roman Katolik, Judaist ve Baptist gibi sayısız inanç ve mezhepten kimse var.

Okulun ilahiyat fakültesinin yeni yerleşimi içinde, 500 metrekarelik bir şapel projelendirilmesi istenmiş. Bu şapelle ilgili olarak beklenenler ise, farklı usül ve organizasyonlarda oturulabilcek şekilde düzenlenebilen, esnek bir arınma mekanı, hemen yanında uzayacak bir narteks, tuvaletler ve küçük bir ofis bölüntüsü olmuş. Yeni, 3.1 milyon dolar değerindeki şapelin var olan bir eğitim yapısına bağlanması ve sirkülasyon yönlenmesinin 1962 yılında inşa edilmiş kütüphane yapısını işaret edecek şekilde oluşturulması temel prensip olarak belirlenmiş.

Bunların ötesinde, fakülte tarafından beklenen ve mimari projeyi yürüten HGA Architects için gerçek bir sınır zorlama olarak görülen ise, yapının ruhani özellikleri olmuş: Yeni binanın odak noktası olarak ‘arınma mekanı'nın, ikonografik ve sembolik olarak, fakültenin ekümenik sosyal yapısıyla özdeşlik içermesi; Tanrı'nın bilinmezliği ile varlığını aynı anda hissetirerek, farklılıklar taşıyan insanların ruhani gerçekliğine işaret etmesi.

Kampüs içinde konumlanan diğer bazı yapılar gibi bu şapel de dolaysız modern bir mimari karakterle betimleniyor. Böylelikle bir Hristiyan ibadet yeri olarak klasik bir tavırla değil, ruhani deneyimlerin vücuda getirilmesinin arayışında bir tasarım karşımıza çıkyor. Bu deneyim ise şu üç kelimeyle tanımlanıyor: samimiyet, sıcaklık ve ışık. İlk iki özellik bir dizi bal renkli, ışık geçirgen mermer panellerle anlatılmaya çalışılıyor. Bu paneller arınma mekanının paslanmaz çelik strüktürlü duvarını boydan boya kaplamakta kullanışmış. İstenilen efekti yaratmak için, kullanılan mermerlerin seçiminde son derece titiz davranılmış: Pasifik'ten getirtilen taşlar önce Almanya'da soyulmuş ve tıraşlanmış, ardından çok ince plakalar halinde kesilerek, her yüzeyi yansıtmaz akrilikle kaplanmış.

Işık geçirgen bu mermer panellerin, işlenmiş ahşap çerçevelerle birleşiyor, duvarın içinden sızan ışık, paneller tarafından filtrelendiği gibi renk açısından zenginleşiyor. Işık aynı zamanda zeminden çatı üstüne yükselen şerit pencerelerden de sızarak mekanı aydınlatıyor. Bu şerit pencereler aynı zamanda hafiflik, ağırlıksızlık duygularını uyandırmak üzere dalgaları andıran organik formlarla şekillendirilmişler.

Şapelin tasarımında, ışık ve mekana verilen önem kadar Tanrı ile doğa arasındaki ilişkinin aktarımı da merkezi bir rol oynuyor. Arınma mekanında bulunan iki geniş pencere, doğal manzarayı çerçeveliyor. 


 
Yapının dış kabuğu prekast betonarme olarak uygulanmış. Yalnız bu hazır betonarme elemanlar da, Italyan travertenleri tarafından kalıplanarak özel olarak hazırlanmış elemanlar. Bunların yanısıra, yapının mevcut bir de çan kulesi var. Bu kule, 12 metre yüksekliğinde, karşılıklı duran iki dar cepheli duvardan meydana geliyor. Bu hazır elemanlar, şapelin ritmil düşey formlarıyla birlikte mevcut kampüs yapılaşmasının mimari estetiğine denk düşüyor. Kütüphane binasıyla aynı yükseklikteki çan kulesi ise iki yapının birbirlerine referanslarını güçlendiriyor.

Arınma mekanı oldukça asimetrik çizgilere sahip olsa da mekan, dengeli ve iyi düşünülmüş bir izlenim yaratıyor. Organik ve planar formların estetik ve spiritüel özelliklerine dikkat çeken yapı, mimar tarafından tasarlanmış mobilyalarıyla bütüncül kompozisyonda yerini sağlamlaştırıyor.

 


Din ve Mimarlık Üzerine Söyleşiler
Son Yüzyıla Ait Cami Örnekleri: İslam Mimarlığında Çağdaşlaşma?
Çağdaş Kiliseler: Yurtdışından Örnekler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin