Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

"Benzer ruh hallerinde olan iki genç büro bir araya geldi"

05 Nisan 2017

"Bir mimara yapılacak en büyük eziyet, inanmadığı bir şeyi çizdirmektir"

Farklı disiplinlerle çalışmanın önemini vurguladınız. Kolektif Mimarlar'ın ekip yapısı nasıl?

Sıddık Güvendi: Kuruluştan itibaren bir çokseslilik meselemiz var. Bu sadece kurumsal anlamda yani ortaklar arasında değil, staj için burada bulunan ya da bizimle çalışan arkadaşlar için de geçerli. Burada herkes sözünü söyler. Çünkü ben bir mimara yapılacak en büyük eziyetin, inanmadığı bir şeyi çizdirmek olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla buradaki herkesin yapılan işten keyif alması, o heyecanı paylaşıyor olması çok çok önemli. 
Kendi iç yapılanmamıza gelirsek, Lüleburgaz Terminali uygulama projesiyle birlikte başka disiplinler de sürece doğal olarak dahil oldu. Onun dışında yarışmalar ölçeğinde son 1,5 yıldır Buda Mimarlık’la işbirliği içindeyiz. O da çokseslilikle ve başka ekiplerle bir araya gelmekle ilgili bir durum. 

Onların da kendi ofis mekanları var mı? Genellikle nerede bir araya geliyorsunuz?

SG: Var tabi, sayı olarak bizim büyüklüğümüzde bir ofis. Kendi içimizdeki proje üretme süreci nasılsa, bu biraz daha büyüyerek devam ediyor. Tabi lojistik zorluğuyla birlikte. Bir araya gelmek her zaman kolay olmuyor. Ya onlarda ya bizde buluşuyoruz.

"2011'deki yapılanma bir tür erken evlilikti"

Birbirinizi seçmenizde ne etken oldu? Kim, kime, hangi konuda destek veriyor? 

SG: 2011 yılındaki yapılanma bir tür erken evlilik gibiydi. Aslında karşı tarafın dünyasına çok hâkim değildik. Hedef birliğinin, yani herkesin yarışmacı olmasının ekip olmaya yeteceğini zannettik. Evet, o zaman yetti ve o enerjiyle bir sürü iyi iş yaptık. Sonrasında insanlar hem kendilerinin hem de birbirlerinin farkına vardıkça doğal olarak birtakım kopmalar yaşandı. Ama daha sonraki bir araya gelişler tamamen bilinçli. Bu zaman içerisinde bir mimarlık algısı, bir yapma biçimi ortaya çıkıyor. Başlangıçta hedef birliğini gözetirken, artık mimari dile de bakmaya başlıyorsunuz. Birinin iyi dediğine öteki de iyi diyor mu? Benzer ruh halleri var mı? Son bir araya gelişin böyle bir birliktelik olduğunu düşünüyorum. Benzer ruh hallerinde olan iki genç büro bir araya geldi. Bizim jenerasyondan bir sürü insan, bir sürü ihtimal varken, hem bizim açımızdan Buda tercihi, hem de Buda açısından bizim tercih edilmiş olmamız gayet bilinçli bir tercih.

BD: Bundan 1,5 yıl önce ofisteki çalışan sayısı çok değildi, ekip küçülmüş durumdaydı. Burak Pelenk (Buda Mimarlık) tek başına hem kendi işlerini hem de yarışma projelerini yürütemiyordu. Aynı durum bizim için de geçerliydi. Birlikte çalışma fikri biraz da buradan doğdu aslında. Bir senede 10 tane yarışma çizmişiz birlikte! 

Peki katılacağınız yarışmaları neye göre seçiyorsunuz? 

SG: Eskiden, senede beş yarışma açıldığı dönemde çok fazla tercih etme şansımız yoktu. Ne açılsa çiziyorduk.

Oya Eskin Güvendi: Aslında şartnameyi okuyunca hepsi heyecanlandırıyor. 

SG: Ama Çamlıca’daki cami yarışmasına katılmadık mesela.

BD: Ona yarışma denemez çünkü... 

"Yarışma, iş alma yöntemi olarak da iş verme yöntemi olarak da gayet etik"

Yani meslek etiğine karşı olan yarışmalara katılmamayı tercih ediyorsunuz.

SG: Zaten yarışmayla devam ediyor olmamızın temel felsefesi o. Yarışma, iş alma yöntemi olarak da iş verme yöntemi olarak da gayet etik. Her şey açık ve şeffaf. Dolayısıyla süreç o şekilde devam etti. Başlangıçta yarışma sayısı gerçekten çok az olduğu için konusuna, jürisine bakmadan çiziyorduk. Son dönemde ben öncelikle şuna bakıyorum; bu işin uygulanabilirliğine dair bir inandırıcılığı var mı, yok mu? Sonra jüriye bakıyorum, tamamı son projesini bitirmede yapmış akademisyenlerden oluşuyorsa katılmamayı tercih ediyorum. 

BD: İdarenin yarışmayı ne için açtığı az çok belli oluyor. Projeleri rafa koymak için yarışma açan belediyeler var. Ortamın içinde sürekli bulununca hangi belediyenin ne tavırla yarışma açtığı belli oluyor. Bence en önemli etkenlerden birisi, uygulanabilirlik. Diğeri ise süreç. İşin konusu ve bulunduğu konum çok önemli ama bizim için asıl belirleyici olan süreçler. Artık daha sık yarışma açılıyor. Hepsine aynı özeni ve emeği harcayamayacağımız için aralarında seçim yapıyoruz. 


Kurucu Ortaklar ile...
Tasarım Ekibi ile...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları