“Ayakkabı tasarımı da mimarlık gibi, projeyi tamamıyla kendi başınıza düşünmeniz gereken bir iş…”

06 Nisan 2010
 


Ayakkabı tasarımı işine nasıl bulaştınız?

Aslında daha önce tekstil sektöründe çalışıyordum; iyi de bir kariyerim vardı. Ama uzun yıllardır aklımda ayakkabı yapmak vardı. Ben Mimar Sinan Güzel Sanatlar'dan mezunum… Dolayısıyla hem tasarıma karşı merakım vardı hem de üç boyutlu bir objeyi çizmek ve üreterek masaya koymak fikri beni pek heyecanlandırıyordu. Ayakkabılara karşı da ilgim vardı! Öbür taraftan tekstil tecrübem nedeniyle üretime karşı bir yakınlık kurmuştum. En sonunda da bu işi yapmak istediğime karar verdim ve tekstili bıraktım. Tam da o dönemde KOSGEB ile Avrupa Birliği'nin ortak bir girişimi olarak Halkalı'da "Ayakkabıcılık Enstitüsü" isimli bir okul açıldı. Bir yıl kadar burada ayakkabı üretimi konusunda dersler aldım. Arkasından İnci'nin tasarım departmanında bir senelik tecrübe geldi. Burada da tasarım departmanında görev aldım.



Yavaş yavaş kariyerinizi inşa etmeye başladınız…

Tabi ayakkabı çok teknik bir konu; gerçekten milimetreler söz konusu… Tekstilden "kalıp" diye bildiğimiz şey vardı ya… Biz ona ayakkabıda stampa deriz. İşte bunu öğrenmem gerekiyordu, çünkü ayakkabı tasarımı böyle bir iş! Stilist ile modelistin ayrı olduğu bir üretim alanı değil yani. Tasarımcının –aslında aynı mimarlık gibi- projeyi tamamıyla kendi başına çizdiği bir iş… Oradaki çizginiz ile ayakkabının kalınlığına, darlığına karar veriyorsunuz. Aydınger ile yapılan bir iş zaten ve bunu öğrenmem gerekiyordu. Bu nedenle de bir ayakkabı ustasının yanında altı aylığına çıraklık da yaptım. İşin aslını orada kaptım diyebiliriz. Sonra da ağabeyim ile birlikte Nr. 39'u kurduk.

Ayakkabı tasarımı işine kaymanızdaki tek motivasyon ayakkabılara duyulan ilgi miydi? Sizi tekstilden bu alana çeken başka neler oldu?


Tekstilde özgün bir şeyler yaptığınız zaman, belki de karşılığını alamayabilirsiniz. Ama ayakkabı, biraz daha katma değerli bir iş olduğu için ortaya koyduğunuzu daha iyi karşılayabilen bir alan.



Bunu biraz açabilir misiniz?

Ayakkabıyı tek tek üretebilirsiniz. Biz aslında çok zayıf bir ekip değiliz; 10-12 kişi çalışıyoruz. Ama buna rağmen ayda sadece 600 çift ayakkabı üretebiliyoruz. Ne de olsa tamamı elde yapılıyor! Hiç makine olmadan, sadece bir dikiş makinesi ile bir ayakkabıyı tamamlamanız mümkün. Bir çok done bir araya geliyor gerçi; o kadar çok dış malzeme var ki bir araya gelen… Tüm bu emek sonucunda da tekstilden daha avantajlı bir durum ile karşılaşıyorsunuz. Mimarlıkta da öyledir ya! Örneğin birkaç mobilya üretip karşılığını alabilirsiniz. Binlercesini üretmeniz gerekmez; küçük bir atölye olarak da ayakta durabilirsiniz. Katma değerli işten de kastım aslında bu.

Dolayısıyla tek bir kıyafet parçası tasarlamak, çok da karlı bir iş olmaktan çıkıyor diyorsunuz.

Evet, aynen. Yani, belki gelinlik düşünülebilir bu anlamda veya haute couture bir şey olabilir. Ama ayakkabı… Ya, ayakkabı biraz daha başka bir şey! En azından masaya koyduğunuzda ayakta duruyor. (gülüyor) O da bence güzel bir şey…



Bir kıyafeti tamamlamak adına en çok önemsenen parçalardan biri, ve belki birincisidir ayakkabı. Bu da onu biraz daha çekici bir hale getiriyor mu?

Tabi ki de… Bence kıyafette son sözü ayakkabı söyler! Ayakkabı son dokunuştur.

Peki bu işe girmeden önce ayakkabılarla aranız nasıldı? Sizin için nasıl bir arzu nesnesi idi ayakkabı?

Giymek istediğim ayakkabıları yapmak üzere koyuldum yola. Ama sonra –ayakkabı yapmaya başladıktan sonra- olayın yönü değişti. Giymek istediğim ayakkabıları değil, yapmak istediğim ayakkabıları yapmaya başladım. Çünkü zamanla bunu yapabilmeyi öğrendim. Aslında bence bu tasarımda hem avantaj hem de dezavantaj… Çünkü işi öğrendiğiniz zaman, objektifliğinizi kaybedebiliyorsunuz. Sizi bazı kurallar yönlendirmeye başlıyor. Benim için de bu durumun geçerli olduğunu düşünüyorum. Örneğin bazen bir koleksiyonumun diğerinden daha az yaratıcı olduğu fikrine kapılıyorum. Bu yüzden de üretim ortamından uzaklaşma ihtiyacı duyabiliyorum. Çünkü bir şey yaratırken –üretim aşaması da bende olduğu için- sürekli "Bu üretimde sıkıntı yaratır" diye kendimi engelliyorum. Bu da belki biraz daha tek düzeliğe çekiyor tasarım sürecini.
Nr. 39'dan İpek Yılmaz
CicciCocco Shoes'dan Bilge Köprülü
United Nude'dan Rem D. Koolhaas
Ve Manolo Blahnik...
Boş Zamanlarında Ayakkabı Tasarımına El Atan Diğer Mimarlar...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
  • Bensu Görmüş geçen yıl Merhaba
  • ömer unurlu 10 ay önce Bende ayakkabi tasarimcisi olmak istiyorum bana yardimci ola bilirmisiniz acaba
  • Melisa duman 7 ay önce Ben evde bir sürü ayakkabı tasarımı çizdim hepside çok güzel
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin