"Astana projesi, hızlı olduğumuz konuları kalıcı yapılara aktarmamızın başlangıcıydı"

06 Aralık 2013
 

Oben Bey, hikayeyi bir de sizden dinleyebilir miyiz?



Oben Karatepe:
Ofisin ajans ve prodüksiyon kısmı olarak 2006'dan itibaren Kazakistan'da pek çok proje gerçekleştirdik. Türk firmalarının orada yaptığı her binanın, tesisin açılış ya da tanıtım etkinliğini biz yaptık. Hatta bu, Astana şehrinin kurumsal kimliğinin hazırlanmasına kadar gitti. Şu anda kullandıkları kurumsal kimlik bize aittir. 2008 Şubatı'nda çalışma arkadaşlarımızla birlikte Suudi Arabistan'dayken, Astana'dan bir davet geldi. O güne kadar yaptığımız bütün güzel teknolojik projeleri kalıcı kılacak bir müze kurmak istediklerini söylediler. Bunun için bir yerleri olup olmadığını sorduğumuzda; "Şehri anlatan 36 bin metrekarelik bir bağımsızlık sarayı yapıyoruz. Sizin de bunun içini yapmanızı istiyoruz. Astana'nın onuncu kuruluş yıldönümü olan Temmuz ayına yetişmesi gerekiyor" dediler. Bina nerede diye sorunca da yapımına başlandığını söylediler. Apar topar oraya gittik, brief'ler aldık. Bu arada Güzin'i ikna edemiyoruz, "Öyle şey mi olur, bir günde nasıl proje çıkartayım" diye tepki gösteriyor doğal olarak. Neyse elinden birtakım karalamalar kaptık, götürdük. Hemen başlayın dediler. Toplam 24 bin metrekarelik bir alanı tasarladık; 12 bin metrekarelik bir modern sanatlar müzesi ile içinde çok fazla teknolojinin, interaktif malzemenin kullanıldığı 12 bin metrekarelik bir şehir müzesi. Amaç, başkanın 50 yıllık vizyonunu anlatan bir müzenin oluşturulmasıydı. Şubat ayında çizime başladık, Mart'ta çizimi onaylattık ve hemen üretime geçtik. Bina bizim projeyle aynı anda bitti ve 6 Temmuz'da açıldı. Biz son malzemeyi yerleştirirken çatı kapandı. Birçok şeyi birkaç defa değiştirdik. Astana projesi, bu işte daha hızlı olduğumuz konuları kalıcı yapılara aktarmamızın ilk başlangıcıydı.



Sonrasında yola nasıl devam ettiniz?

Daha sonra Deniz Kuvvetleri'yle çok güzel çalışmalar yaptık. İlk görüşmemiz İstanbul'daki Deniz Müzesi için oldu. Yeni müze binasının içinde Preveze Deniz Savaşı'nın canlandırıldığı bir ortam istediler. Bildiğiniz savaş canlanıyor; toplar patlatılıyor, dumanlar çıkıyor, kürekçiler kürek çekiyor, bağırışlar duyuluyor, Barbaros Hayrettin Paşa'nın yarı interaktif bir modeli beliriyor vs. Bu çalışmadaki çözüm ortaklarımızdan birisi İngiltereli HSL firmasıydı. Çok müthiş bir proje olacaktı fakat çok ağır ilerledi. O sırada İstanbul zaten, 2010 Avrupa Kültür Başkenti'nin tanıtım girdabı içindeydi. Oraya aktarılan her şey sonrasında durdu ama Deniz Kuvvetleri çalışmalarımızı çok beğendiği için bizden Mersin Deniz Müzesi ve Nusret Gemisi için iki ayrı çalışma istedi. Mersin'de, Türk deniz tarihi ile ilgili bir salon yaptık. İnteraktifleri, grafikleri, prodüksiyon çalışmaları, mimarisi, uygulaması her şeyini bizim üstlendiğimiz bir projeydi. Onun dışında bir de Nusret gemisinin içini tasarladık. Bizim hikayelerimiz hep böyle; yeni biten bir şeylerin içini dolduruyoruz (gülüyor). Hatta birlikte denize açıldık. Neredeyse bizi içinde unutacaklardı.

Nusret gemisinin, tamamı denizcilerden oluşan 50 kişilik bir mürettebatı var. Önce Mersin'e gitti sonra tekrar Çanakkale'ye döndü. Çok büyük bir gemi olmadığı için açık denizde seyahat etmesi zor. Açık denizden kastım Akdeniz'in ortaları, yoksa Ege'de hareket edebiliyor. Ama genellikle Çanakkale'de duruyor çünkü 2015, Çanakkale Deniz Savaşı'nın 100. yılı olduğu için her şeyi orada topluyorlar. Gerçekten çok ses getiren bir proje oldu. Geçen gün Kültür Bakanlığı bizi toplantıya çağırdı, özellikle Nusret'i görmek istiyorlarmış. Çünkü interaktifle mimarinin çok güzel bir araya getirildiği, gerçekten ince ince oynanmış bir proje. Şu ana kadar herhalde birkaç yüz bin kişi gezmiştir. Özellikle Çanakkale Deniz Savaşı'nın canlandırıldığı alan çok fazla ilgi görüyor. Ardından 1453'ü yaptık. O projede de ağır işleyen bir bürokrasiyle karşılaştık, zaman içerisinde sonuçlanmasını bekliyoruz. Olursa o da burada, Deniz Müzesi'nin içerisinde sergilenecek.

Ayrıca Gülhane'deki İslam Bilimi Eserleri Müzesi'nin bütün interaktiflerini (kiosklar, filmler vs) biz yaptık. Bu müzede, dünyada bilime öncülük etmiş ama adı sadece kitaplarda geçen, kimsenin canlısını görmediği yaklaşık 200 cihaz var. Bunlar, 7. yüzyıldan itibaren İslam düşünürleri ve bilim adamları tarafından gerçekleştirilmiş cihazlar. Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfi sırasında kullandığı cihazlara varıncaya kadar birçok önemli icadı görebiliyoruz. Pusula çok bilinen bir cihaz ama bunun dışında, 200 kadar aynı değerde bilinmeyen cihaz mevcut. Bunların hepsinin gerçek zamanlı canlandırmasını yaptık. Dünyada bu şekilde işleyen ilk kütüphane burası.

Yurtdışında ise Lübnan'da ve Suudi Arabistan'da birer proje çalışmamız oldu. Bunlar coğrafyaya bağlı olarak iki yıldır çok yavaş ilerliyor. Oralarda "bukra" diye çok ünlü bir laf vardır. Bukra demek, yarın demek. Bukra dedikleri anda o iş uzayıp gitti demektir.

"Tasarımhane şu anda proje ve müşteri seçebilme lüksüne sahip"

Az önce Güzin'in başlangıcından söz ettiği iki farklı iş kolunu bir araya getiren süreç, Tasarımhane'nin ivmesini bir anda gerek iş kalitesi ve çeşitliliği gerek müşteri memnuniyeti açısından hayli yükseltti. Çoğunluğu ulusal ve global medikal firmalardan oluşan müşteri portföyümüz, markalarını, her şeyi A'dan Z'ye kendi içinde bir bütün halinde çözebilen bir firmaya teslim etmekten mutlu ve memnun oldular. Yaptığımız projeler hep farklılık arz etti ve bu durum Tasarımhane'yi 10 yıl gibi bir sürede bugün bulunduğumuz noktaya taşıdı. Bugün bulunduğumuz noktadan kastım, işimizi Türkiye gibi mimarlığın, sanatın, ticaretin kaygan zeminlere oturduğu bir coğrafyada çok da gelecek endişesi taşımadan keyifle yapma ve proje/müşteri seçebilme lüksüdür.

Tasarımhane şu an tasarımın farklı disiplinlerinden yirmiye yakın tasarımcının bir arada çalıştığı, kendi projeleri gerçekleştirmek için 2000 m2'lik alana yayılan bir üretim tesisine sahip, lojistiğinden montajına her işini kendi içinde çözen bir firma...

 


Güzin Erkan ve Oben Karatepe ile...
Tasarım Ekibi ile...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin