"AKM gibi yapılar kentin kimliğini, insanlığa karşı duruşunu belirleyen yapılardır"

11 Ocak 2011
 

Bir müzik insanı olarak İstanbul'da en çok hangi mekanlarda bulunmaktan mutluluk duyuyorsunuz?

İstanbul'da mutlu olduğum mekanlar sessiz mekanlar, çünkü diğer mekanlar ses düşünülerek oluşturulmadığından, seslerle yaşayan biri olarak genelde beni pek mutlu etmiyor. Gürültülü bir ortamda ilgimi çeken bir konu bile olsa, yanlış akustikten dolayı 10–15 dakika sonra kendimi yorgun hissediyorum ve ilgimi çeken konudan uzaklaşıyorum.

Ama mutlaka bir yer belirtmem gerekirse bu, düzgün akustiğe sahip herhangi bir mekan olabilir. Örneğin bir konseri, operayı, oda müziği eserini canlı dinlemenin tadı ve heyecanı bence başka hiç bir şeyde yok. Eğer belli bir temaya sahipse, güzel bir resim sergisini, o konuyu destekleyen akustik ortam eşliğinde dolaşmanın keyfine de diyecek olmaz. Örneğin serginin konusu "yangın" ise, bunu açık havada kuş cıvıltıları eşliğinde sergilemek ne kadar odaklayıcı olabilir ki? Ya da konusu "doğa" olan, çiçekler böcekler içeren bir sergiyi gezerken, yakındaki stadyumdan 10 binlerce kişinin "Gooooooooooooooolllll" diye bağrışmasını işitmek. Ya da futbol sahası yerine çarşı-pazar, diskotek, fabrika gibi sürekli seslere maruz kalmak.... İşte o zaman sergi mekanının yer seçiminin yanlış olduğunu, eğer bu durum şehrin normali diye sunuluyorsa da, şehrin yanlış planlandığını düşünür ve üzülürüm. Akustik konfor için doğru mekan seçmede ise teknik bilgi, tecrübe ve yaklaşım şekli önem teşkil ediyor. Aksi halde açık havada klasik müzik konseri seyrederken üstünüzden helikopter geçer! O sırada kim bilir sanatçı ne çaldı, ne söyledi… Günler öncesinden bilet alıp, o konserin hayaliyle yaşıyorsunuz, sonra senfonik konser yerine helikopter senfonisine maruz kalıyorsunuz. Gerçi bunlar İstanbullular için incir çekirdeği kıvamında ayrıntılar. Ancak kaliteyi de ayrıntıların oluşturduğunu hatırlamakta  fayda var.   

Kent içerisinde yer alan açık hava tiyatrosu ya da açık hava sineması gibi kültürel ve sanatsal gösteriler için hazırlanmış mekanlar aslında kentin ulaşım arterleri hesaba katılarak konumlandırılmalı.

İstanbul'un ses odaklı tasarlanan mekanları, konser salonları için neler söyleyebilirsiniz? Bir müzisyen olarak en çok hangi salonları beğeniyorsunuz? Klasik müzikle ilgileneler için İstanbul'da AKM'nin akustiğine erişebilen yapılar var mı?

Konu sesle ilgili olmasa bile, akustiğin çok etkili olduğunu yinelemek isterim. Bunun dışında opera, konser, oda müziği gibi akustik, yani herhangi bir amplifikatör devreye girmeden, canlı ve doğal seslerle yapılan bir müzik dinliyorsanız zaten akustiğin önemi daha da belirginleşiyor. Akustikteki en küçük başarısızlık ya da hata dinleyiciyi o kaliteden, o sihirden bir anda uzaklaştırıyor.

Öte yandan sahne üzerinde şarkı söyleyen sanatçı eğer mikrofonsuz ya da miksersiz bir çalışma yapıyorsa, ilk söylediği sesin ardından ikinci sesi ne zaman söyleyeceğini ve sesin salonun içindeki yayılımını dinleyerek ayarlar. Salondaki akustik kötüyse sanatçının performansı da ister istemez düşer. Dünyadaki en usta sanatçılar bile akustik doğruluk ve konfor arar. Aksi takdirde ses hiçbir şekilde kontrol edilemez. Ayrıca çıkan ses de dinleyiciler tarafından doğru algılanamaz, pek pek doğru olduğu farz edilir. Fakat o esnada kulak kendisini suçlar; "Duyamıyorum. Şöyle mi duymalıyım, böyle mi duymalıyım?" ve bir süre sonra ya baş ağrısı ya yorgunluk hissedilir. Konuya odaklanamazsınız ve dikkatiniz dağılır. 

AKM gibi yapılar bence kentin kimliğini, ait olduğu ülkeden çok dünyaya ve insanlığa karşı duruşunu belirleyen yapılardır. Şehrin hangi dönemi nasıl yaşadığını, insanların düşüncelerinin hangi doğrultuda geliştiğini, kentsel alışkanlıkların neler olduğuna işaret ederler.

Yani İstanbul'dan Ayasofya'yı kaldırırsak, Topkapı Sarayı'nı kaldırırsak, AKM'yi kaldırırsak farklı dönemlere ait kültürleri, gelenekleri, ne halden ne hale geldiğimizi, kısacası kentin tarihini silmiş oluruz. Bu 3 yapıyı kaldırıp yerlerine 5 tane daha iyisini yapalım. Aynı şey olabilir mi? Bu ancak çok büyük kayıp olarak tariflenebilir. Daha iyisini yapmak üzere yıkma fikri açıkçası içime pek sinmiyor.

AKM, akustik olarak döneminin en doğru, en ideal sonuçlarını içinde barındıran, teknik imkanlarıyla döneminin en üst düzey sahnesine sahip bir yapı. Seyirci ya da icracı olarak her iki safta da bulundum. Her iki şekilde de harika bir akustik konfor sağlıyor. Hal böyle olunca insan dinlerken de çalarken de sesin her durumunu -az mı çok mu, sivri mi yumuşak mı vb- rahatça kontrol edebiliyor. Tabi icra halinde bu kontrolleri yapmak biraz daha stresli. Ancak en zor ve stresli halde bile AKM sahnesi, akustik olarak İstanbul'da çok aranacak, özlenecek nitelikte imkanlara sahip ideal bir konser, senfoni ve opera sahnesine sahip diyebilirim.
  
İstanbul'da AKM'nin kalitesine en yakın konser salonu ise İş Kuleleri'nde. Bunun dışında şimdiye dek müzik dinletisi için bulunduğum salonların ideal konser akustiği ile uzaktan yakından ilgisi yok.


Levon Eroyan ile
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin