Aartı Planlama:"Sulukule Projesi İstanbul için bir fırsattır, çünkü bu insani ve romantik bir projedir"

05 Şubat 2008
 

 

Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in "Türkiye'de Yenileme Kurulu tarafından onaylanan ilk yenileme projesi" olarak nitelendirdiği, Sulukule olarak bilinen Hatice ve Neslişah Sultan mahallelerinin yenileme çalışmaları İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Belediyesi ve Toplu Konut İdaresi işbirliğiyle yürütülüyor. Bölgenin kentsel yenileme projesi ise AARTI Planlama Peyzaj Mimarlık'a ait.

Proje, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Yüzer, Y. Doç. Dr. Selim Velioğlu ve Yüksek Mimar M.Orkun ÖZÜER'in katkılarıyla AARTI Planlama Peyzaj Mimarlık Ltd. Şti. tarafından gerçekleştirildi.

Bölgede yaşayanların yaşam şartlarına uyumsuz olduğu yönünde ki eleştirilere karşın, proje grubu spekülasyonların projenin başarısının önüne geçemeyeceği görüşünde. Çıkış noktalarının bütünüyle sosyal bir proje yapmak olduğunu belirten Selim Velioğlu, Mehmet Ali Yüzer ve proje yürütücüsü Neslihan Palaoğlu ile  "Bu çok ender görülen, romantik ve insani bir proje" cümlesiyle nitelendirdikleri yenileme projesini konuştuk.

Sulukule Yenileme Projesi'ne nasıl dahil oldunuz?

 

Mehmet Ali Yüzer: Firma ana konsepti oluşturabilmek üzere davet yaptı. Selim Velioğlu ile birlikte temel yaklaşımları geliştirmek üzere çalışmalara başladık. Tüm araştırmaları yapan, analizleri-sentezleri ortaya koyan ve ana konsept doğrultusunda geliştirdiğimiz fikirleri ön proje eylemine geçiren ve bu projeleri teknik anlamda ifade eden firmadır.

Neslihan Palaoğlu: Sulukule olarak adlandırılan " Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleri" ile ilgili olarak ; Mer-i 1/5000 Ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar ile 1/1000 Ölçekli Tarihi Yarımada Fatih İlçesi Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planları ile bölgeye ait ana koruma kararları ötesinde uygulamaya dair planın çözüm getirememesi, depreme karşı güvenli olmayan bakımsız yapı stokunun bölgede oranın fazla olması, eski eserlerin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması, sosyo – ekonomik yapıdaki olumsuz koşullarda gerçekleştirelecek bir iyileştirmenin yaşayan kullanıcı tarafından yapılmasının güçlüğü alanda acil ve kalıcı pratik çözümler üretme sürecini doğurdu. Belediyenin "Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki" 5366 sayılı yasanın, 16.06.2005 tarihinde kabul edilmesi ve bu konun çerçevesinde bazı özel koşullar sağlaması ile birlikte İl Özel İdareleri'nin bu tür projelere kaynak aktarıyor olması nedenleri ile belediyenin 19.10.2005 tarihli Fatih Belediye Meclisi kararınca yenileme alanı ilan edilmesi öngörüldü. Ancak bu noktada projeyi yapmakla sorunun çözülemeyeceğinden dolayı alanın; konumu, plan kararları ve sosyal yapı açısından bu denli özel statüdeki bir uygulamadan kar gütmeyecek özel bir finansörle çözüm getirilmesinin mümkün olamayacağı düşünceleri ile bir devlet kuruluşu olan TOKİ ile işbirliği çağrıları yapıldı. TOKİ ile 08.09.2005 tarihinde ilk protokol imzalandı, 13 Temmuz 2006 tarihinde imzalanan protokolle resmiyet kazandı. Ve TOKİ bu süreçte hizmet alımı ile bizlerle (Aartı Planlama) sözleşme imzaladı. Projenin ortakları olarak belediye, TOKİ ve bizler şehir plancısı, mimar ve mühendis formasyonumuzla alanın tarihi, kültürel, coğrafi değerlerine bağlı, saygılı ve aynı zamanda mevcut sosyal yapıyı koruyan çözümlemeler, bu çözümlerin mer-i planla ilişkileri ve olası planlama boyutu çözümleri hep birlikte düşünüldü.

Selim Velioğlu: Sulukule projesi de, oradaki sosyal yaşantıyı ön plana çıkaran, mütevazi, az katlı yapılardan, bahçelerden oluşan sosyal bir projedir. İnsanların yerlerinden edilmesine değil, sosyokültürel devamlılık, mekansal devamlılık ve oradaki çözülmesi gereken problemleri çözmeye yönelik çalışan bir projedir bu.

Bölgede iki dairesi olan bir hak sahibi, bu mülkiyete karşılık yenileme projesinden bir daire alabiliyor. Burada bir hak ihlali, dolayısıyla mağduriyet söz konusu değil mi?

S.Velioğlu: Planda birbirinden farklı 25-30 çözüm üretildi. Tamamiyle yerel ve kullanıcı alışkanlıklarına bağlı kalınarak bir proje oluşturuldu. Amaç mağduriyeti engellemek.

N. Palaoğlu: Toplam alan 93.000 m2 den ve 382 toplam parselden oluşuyor. 759 hak sabi hissedar, 645 daire sayısı (bağımsız birim), 45 dükkan bulunmakta. 645 bağımsız birim içinde 431 adet hak sahibi ile anlaşma yapılmıştır. Bu 431 hak sahibi ailenin alanda yaşamını sürdürmeye devam ettirebileceğidir. Anlaşmalar ve görüşme süreçleri henüz belediye tarafından tamamlanmadı, çalışmalar devam ediyor. Hak sahiplerinden şu ana kadar 21 bağımsız birim yine anlaşma yolu ile kendi rızalarıyla  TOKİ'ye satışlarını gerçekleştirildi. Tapuda mülkiyet el değiştirme oranına baktığımızda %24 oranında bir değişim söz konusu. Bu noktada sadece belediye ancak; 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanunun 4. maddesinde ve yine aynı kanunun uygulama yönetmeliğinin 30 maddesinde " yetkili idare yenileme alanı ilan edilen yerlerdeki taşınmazlar üzerinde geçici kısıtlamalar uygulayabilir" denilmektedir ve buna istinaden 16.05.2006 tarih ve 196 sayılı yazı ile proje sınırı içinde kalan parsellerin tapu kayıtlarına, yenileme alanı içinde kaldığına dair şerh konması istenmiş ve "Yenileme Alanı Şerhi" koyabilmiştir. Ayrıca tebliğler yaparak ve toplantılar yaparak alanda yaşayan kullanıcıları bilgilendirmeler yapmıştır.

Alanda farklı büyüklükte konut çözümleri üretildi. Bu çözümlere bakıldığında proje ile getirilen 620 adet konut (mümkün olan buydu) ön projesi içinde %67 oranında 60 m2 – 105 m2 büyüklükteki konutlar düşünüldü. Alanda spekülasyon yapıldığı gibi sadece 150 – 200 m2 konutlar, Osmanlı konutları vs. gibi bir durum söz konusu değil. Yani konut formları, adetleri ve m2 sadece ama sadece alanda yaşayan hak sabinin yine alanda kalabilmesini sağlayacak nitelikte çalışılmıştır.

Hak sahibinin mevcut dairesinin bugünkü değeri belirlenerek, yani arsa ve üzerindeki yapının her tür özelliği değerlendirmeye alınarak kendisine bildiriliyor. Bu değere karşılık gelen, proje alanında yapılacak olunan konutlardan istediğine, m2 veya parasal değeri açısından, talepte bulunabilir. Alanda üretilecek olunan konutların değeri belirlenirken, bayındırlık inşaat birim maliyetleri ile tekabül edilen maliyet değer ortaya koyulmuş. Bunun dışında kesinlikle hiçbir kar güdülmemiştir.

Farklı konut tipleri oluşturulurken nasıl bir yol izlendi?

S.Velioğlu: Konut büyüklükleri tipleşmeyi getiriyor. Yani 2 odalı, 3 odalı, tek odalı, birarada yaşayan aileler için birleşme olanağı içerecek şekilde; yani üreyebilen bir doku şeklinde çeşitli büyüklüklerde birimler oluşturuldu. Bunu bir doku olarak düşünürsek o modüllerin tekrarı ve çeşitliliğiyle birlikte ihtiyaca göre modüllerin yanyana geliş sayısı artarak bir tipleşme oluyor.

Mimari olarak, dış mekan ve yapının kademelenerek çözümünü tercih ettik. Yani bir takım ara hacimlerle; kapı önü, taşlık, köşebaşı, onun  açıldığı bir sokak, sokakların birleştiği bir meydan gibi ardışık bir dış mekan kurgusuyla insani bir çevre hedefleniyor. Burası kötü örneklerini gördüğümüz, konserve gibi üstüste dizilmiş, etrafı duvarlarla çevrili siteler gibi değil. Tamamiyle oradaki sur içi mahallesi kimliğini devam ettiren, tescilli bütün yapıları ve aynı parsel düzenini koruyan bir tasarım var. Yani proje yeni bir yerleşim modeli de getirmiyor, çağdaş malzemelerle, çağdaş bir yaklaşımla, daha rasyonel bir şekil alan bir mimari dilden bahsediyoruz burada.

Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın basın açıklamalarında Sulukule'de ‘Osmanlı Mimarisi' tarzının hakim olacağı söylenmişti. Mehmet Ali Yüzer de bir toplantıda burada yeni bir tipoloji yaratıldığından sözetmişti. Bu tanımla ne kastedildi?

 

M.A.Yüzer: Belediyede yapılan toplantıda, tipolojiyi yanlış anladılar. Kastım şuydu, burada hem Romanlar hem Fatihliler yaşıyor. Romanların kendilerine has bir yaşam alışkanlıkları var, sosyal yapıları farklı. Bu yaşam tarzı mekana yansımış mıdır diye araştırma yapmaya çalıştık. Tipoloji derken bunu kastettim. Yani kendi yaşam alışkanlıklarının mekana yansıyışını ortaya koyan bir biçimlenme var mı? Biçimlenme varsa ki yapılan araştırmalarda ortak mekanlar (kapı önü, iç avlu kullanımı vb) tespit edildi bu tespitler doğrultusunda projede avlular, kapı önü taşlıkları, ortak kullanıma yönelik iç mekanlar geliştirilmeye çalışıldı.


S.Velioğlu: Bu mimari dilde geleneksel bir takım mimari unsurlar yorumlama düzeyinde ele alınıyor. Yoksa asla bir biçimsel taklit söz konusu değil. Görselde de görülebileceği gibi son derece pratik ve yapılabilen çözümler. Öyle Barok bir anlatım; Osmanlı motifleri, Selçuklu süslemeleri gibi şeyler yok.

 

 

Biz hiçbir zaman ‘Osmanlı mimarisi' tabirini kullanmadık. Burası Osmanlı döneminden bir sur içi mahallesi. Surlarla o surların içindeki bir mahalle dokusu korunmuş, sıra evler, parseller var, aralarında dış mekanlar var. Biz de geçmişten bugüne gelen bu kimliğin temel değerlerini koruyup günümüz insanı için de gerekli temel değerleri ekleyerek oluşturduk projeyi. Bizim mimari anlayışımız da bu doğrultuda. Yani Topkapı Sarayı'yla Dolmabahçe Sarayı'nı kıyaslayacak olursanız, Dolmabahçe Sarayı; batı mimari anlayışına göre planlanmış, yüksek, etrafında dolaşılan, anıtsal bir yaklaşımın simgesidir. Topkapı Sarayı ise tam tersi; eklenerek yanyana gelmiş, dış mekanlar tanımlayan, insani, mütevazi bir yapıdadır. Ve ezici değildir. Bizim mimari anlayışımızda prensip olarak güç gösterisi tamamen bertaraf edilmesi gereken bir şeydir. İnsani amaçlar doğrultusunda ortaya çıkan bir planlama sonucunda bu plan, geleneksel bir mimari kimliğin çağdaş bir yorumudur. Burada kültürel bir birikim var, mevcut tescilli yapılar var; onlarla ilişki kuracak şekilde bu konut gruplarının planlanması lazım. Tarihi bir sur var.

Bu tabir de kültürle ilgili bir konuda yeterli bir kıstas olamayacağı yönünde eleştirildi. "Surla uyumlu mimari"yle ne demek isteniyor?

 

S.Velioğlu: Surla uyumlu mimari, tarihsel sürekliliğin önemli olduğunun bilincinde olmak demek. Yani bizim burada yaptığımız geleneksel, kültürel değerleri süreklilik çerçevesinde devam ettirmek geleneksel bir tavır değil, çağdaş bir tavır. Mevcut değerleri, kültürel kimliği korumaktan bahsediyoruz.

Yapılan araştırmalarda, Sulukule'de yaşayanların yüzde 4'ünün otomobil sahibi olduğu belirlenmiş. Ancak planda her evin altında bir otopark var. Bu da akıllara bu evlerin o mahallenin gerçek sahipleri için değil de daha varlıklı bir kesim için yapıldığı kuşkusunu düşürüyor. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?

 

M.A.Yüzer:  Arazi eğimli bir arazi. Yer yer eğimden dolayı farklı fonksiyonlara dönük potansiyel alanlar ortaya çıkıyor. Bu alanların bir kısmı otopark diğer bir kısmı ise sığınak-depo vb. işlevlere dönük değerlendirildi. Bölge için geliştirilen temel yaklaşımlarda yaya hareketinin ve güvenliğinin ön planda tutulduğu prensipte kentsel tasarım kurgusu geliştirildi.

Sizin söyleminizle otomobil sahibi olanların oranının yüzde 4 olduğu ve yapılan otoparkların bölgede yaşayan kullanıcılara dönük olmadığı dolayısıyla uygulamanın varlıklı aileler için geliştirildi ifade edilmekte. Ama bu bakış açısı yenileme eylemini sadece fiziki boyutu ile ele alan bir bakış açısıdır. Halbuki bizim buradaki temel yaklaşımımız bölgede sadece fiziki iyileştirmeyi sağlamak değil aynı zamanda yaşam kalitesini de yükseltebilmektir. Bunun için de buradaki kullanıcıların ekonomik durumlarının iyileştirilmesi, eğitim seviyelerinin yükseltilmesi, kadınların çalışma hayatına kazandırılması lazım. Bu iyileştirmeler sağlandığında araba sahipliliği oranının İstanbul'daki oranı yakalayacağını bekliyoruz.

N. Palaoğlu: Projemizin temel hedeflerinden biri "Tarihten bugüne ulaşan mevcut yol dokusu ve geçkilerinin kentsel tasarımı yönlendirici bir araç olarak değerlendirilmesi ve mekânların yaya aksları ile birbirine bağlanması ve yaya kimliğinin vurgulanması". Yapılan ön projeye bakıldığında aynı zamanda bir üst ölçek olan 1/5000 Ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planın da ulaşım ana kararı olan bu hedefe aykırı bir düşüncenin gelişmedi. Ancak planlamada çok işlevlilik prensibi ile arazi morfolojisi buna müsaade ettiği için projede otopark+sığınak+teknik hacim gibi kullanımlar için zeminaltı düşünülmüştür.

Proje bugün için bir ön proje. Ve bu niteliği ile bunu ön görmüş. Ancak uygulamaya esas yapılacak proje kapsamında yapılacak zemin ile ilgili çalışmalar neticesinde zeminaltı kullanımının mümkün olmaması durumunda farklı alternatifler geliştirilebilir. Şu anki projemiz öngörüdür. Uygulama projesi esnasında bütün bunların yanıtlarını net olarak hep birlikte alacağız.

 

Ancak yine yapılan araştırmalarda mahalle halkının aylık gelirinin ortalama 400 lira civarında olduğu ortaya çıkmış. Mahalleli, 20 yılı aşkın bir süre boyunca borçlanıp bir yandan da otomobil sahibi olabilecek kadar ekonomisini iyileştirecek imkana nasıl sahip olacak?

 

M.A.Yüzer: Bölgede sosyal kullanıcıların profiline baktığınızda birçoğu işsiz. Sigortasız, çocukların okuma yazma oranları çok düşük, kadınlar çalışma hayatında değiller. Bunlar için Fatih Belediyesi bir organizasyon içinde. Çeşitli komisyonlar kurulacak, kadınlara yönelik, çocuklara, gençlere, yaşlılara, erkeklere, çalışanlara, çalışmayanlara yönelik bir takım alt komisyonlar kurulup en yakın zamanda bunlar için sosyal ve ekonomik refah seviyesi nasıl iyileştirilebilir diye programlar başlatılacak. Bu başlatıldığı zaman mevcut kullanıcıların gelirlerinde de artış olacaktır. Bugün kazandıkları 250-400 milyonu düşündüğünüzde bu kullanıcılar zaten binalarını kendilerinin yenilemeleri imkanı yoktur. Burada ortak amaç bölgenin kalkınmasını sağlamaktır; STK'lar da Fatih Belediyesi de bunun için mücadele etmeli. Projeye daha olumlu bakılıp ‘ne yapalım da bu insanları 300 milyonu ödeyecek vaziyete getirelim' düşüncesinde olunması gerekiyor. ‘Bu proje bu insanlara uygun değil çünkü onlar 250 milyonu bile ödeyemezler' denildiği anda projeye ve yenilemeye olan inanç kaybolur ve baştan bölgedeki kullanıcılar kaderlerine terk edilmiş olunur .

Yine STK'lar tarafından vurgulanan bir başka durum ise bölgenin arkeolojik alan özellikleri taşıdığı ve hatta bazı kaynaklara göre, 569-570 yıllarında inşa edilen Deuteron Sarayı'nın büyük olasılıkla Sulukule'de yer aldığı. Bu konuda nasıl bir çalışma yapıldı?

 

M.A.Yüzer: Koruma amaçlı imar palanı ile buraya konut fonksiyonu getirilmiş, yenileme projesi de aynı fonksiyonlara sadık kalmış. Uygulama projeleri hazırlandıktan sonra inşaat aşamasında müze denetiminde sondaj kazıları yapılacaktır. Arkeolojik bir kalıntıya rastlanırsa proje zaten durur. Varsa sarayın rölöveleri çıkartılır, restitüsyon projeleri hazırlanır. Şu anda bölgede saray olduğuna dair herhangi bir kurul kararı bulunmamaktadır. Böyle bir kararın olduğunu iddia edenler bu savlarını kanıtlamalıdırlar.


S. Velioğlu: Yapılan eleştiriler o kadar ön çalışma yapılmadan yapılıyor ki, ben çok sığ buluyorum projeye ilişkin eleştirileri. Oradaki şu anki yaşantıyı içine girip görseniz buraya sağlıklı, tutarlı, sosyal yanı olan, mekansal yanı olan, muhakkak surette bir müdahele yapılmalıdır demeniz lazım. Bunu özümlemeyen zihniyet bence haksız ve samimiyetsizdir.

N. Palaoğlu: Ön proje sonrası yapılacak uygulama projesi kapsamındaki çalışmalar neticesinde değindiğiniz gibi bir durum söz konusu ise, koruma bilinci ile projenin ana hedefi olan kültürel değerlere saygılı ve bu değerleri ihya ederek yaşatma, koruma ve projenin onun bir parçası haline getirme kaçınılmaz bir gerçektir. Bu noktada projede gerekli revizyonlar her zaman mümkündür.

 

 

Bölge halkı projeden sonradan haberdar olduğunu ve kentsel yenileme projesinde olması gereken demokratik, katılımcı yaklaşımı göremediklerini söylüyor.

S.Velioğlu: Bunlar spekülasyon, projeye bakmak lazım.

M.A.Yüzer: Kapalı kapılar ardında yapılan hiçbir şey yok. Her şey tartışmaya açılmış durumdadır. Katılım konusunda ilgili belediyenin yaptığı bil hayli çalışma var. Bildiğim kadarıyla katılım konusundaki çalışmalar çok öncelerden başlatıldı. Bu çalışmalar mükemmellik düzeyinde olmayabilir ancak iyi niyetli yapılan çalışmalardır. Türkiye'deki katılım sürecine sivil toplum kuruluşları, belediyeler, teknikerlerin ve kullanıcıların bakış açıları farklı. Her zaman STK'ların bu tür projelere yapmış oldukları katkı kullanıcı lehine sonuçlanamayabiliyor. 

N. Palaoğlu : Belki yüzde yüz bir katılım modelinin olduğu söylenemez. Ancak bölgede yaşayan haberdar değil, bütün her şey kapalı kapılar ardında yapılıyor, bu koca bir yalan olur. Çünkü alan yenileme alanı ilan edilmeden Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in boy boy gazetelerde resimli demeçleri var ki bırakın bölge halkını bütün Türkiye haberdar olmuştur,  belediye ekibi yapılara ait envanter çalışması yaparken tek tek kapılar çalınmış kişisel bilgiler alınırken alanda yapılacak çalışma hakkında bizzat bilgilendirilmişler. Bu çalışmaların en başlangıç noktası envanter çalışmasıdır ki her hane ve yapı ile tek tek yapılmıştır. Ayrıca tüm hak sahiplerine çağrılar yapılarak Belediye Meclis salonunda 5 gün boyunca yapılmak istenen anlatılmış, soruları yanıtlanmıştır. Alan yenileme alanı ilan edilmesi ve çalışmaların şekillenmesi ile fikirleri alınmak, alternatifleri konuşulmak üzerede tüm hak sahiplerine ve bölge yaşayanlarına tebligatlar gönderilmiş davet edilmiş, belediye çatısı altında görüşmeler gerçekleştirilmiştir.

Sulukule, gerek coğrafi gerek tarihi özellikleriyle öne çıkan, mimarlar için de epey heyecan verici bir proje ve rekabet alanı. Yenileme projesi belki de bir yarışma dahilinde sunulsaydı bu tür spekülasyonların önüne geçilebilirdi...

S.Velioğlu: Olabilirdi. Burada yapılan çalışma bir yarışma projesinin içeriğini kat kat aşan bir çalışma. Bu konu yoğun bir bilimsel araştırmaya da gerek duyuyor. 300 sayfalık bir rapora yansıyan, bilimsel kadronun yaptığı çevredeki tetkikler, anketler, sosyokültürel analizler var. Bu çalışma çeşitli disiplinlerden gelen ekip üyelerinin yoğun bilimsel ve sanatsal birikimlerinin yansıması olarak görülmelidir.

 

Proje şu anda ne aşamada?

M.A.Yüzer: Yenileme kurulundan geçti. Arkasından uygulama projelerinin yapılması gerekiyor. Bu arada mutlaka komisyonların kurulması lazım. Bu komisyonların çalışmaya başlaması lazım. Komisyonlarda yerel kullanıcılar, STKlar, uluslararası Roman dernekleri, yerel ve merkezi yönetim temsilcileri, üniversiteler, gönüllüler olmalı. Uygulama projelerinin geliştirilmesi aşamasında katılım daha fazla sağlanmalı. TOKİ bunu kendi yasal prosedürü içinde uygulamaya koyacak. Buradaki insanların mağdur edilmemesi için geçici olarak bazı bölgelerde barınma imkanı sağlanacak. Kendilerine kira yardımı yapılacak.

Her bölgede örneğin Fikirtepe'de buna benzer bir projeyi uygulayamazsınız. TOKİ de her bölge için bu kadar özveride bulunamayabilir. Belediye'nin de buraya gönülden bir bağı olduğunu biliyoruz. Biz de 9 8'lik (doğrumu söyledim bilmiyorum ama) müziği dinlediğimizde içimiz kıpır kıpır oluyor, kimse o kültürün kaybolmasını istemez. Bakış açımız buradaki kullanıcılar daha iyi koşullarda yaşaması. Pozitif ayrımcılığın en büyüğü buraya yapılıyor şu anda. Biz de o gözle bakıyoruz. Bu proje bence Türkiye'nin nazar boncuğu olacak. İnşallah kullanıcıların tamamı bölgede kalır ama kalamayacaklar da olacaktır, büyük çoğunluğun orada kalmasıyla 10 sene sonra çok şey değiştiğine şahit olabiliriz

N. Palaoğlu: Projemiz daha öncede belirttiğimiz gibi alanın yenileme eyleminin ilk adımlarından biridir. Bir ön proje yani avan projedir. Bu avan proje çeşitli platformlarda yapılan tartışmalar, paylaşımlar neticesinde çeşitli sivil toplum örgütlerinin de katılımları ile gerçekleştirilen yenileme kurulu toplantıları neticesinde, 02.11.2007 tarihinde yenileme alanları kurulu tarafından onaylanmış ve kurula sunan Fatih Belediyesi ve TOKİ ‘ye karar bildirilmiştir. Belediye tarafından uzlaşma komisyonu tarafından yürütülen görüşmeler tamamlanmaktadır.Kiracılar için yapılmış olunan konutlara yerleştirmeler devam etmekte….Mülk sahibi olan ve alanda yaşayanlar içinde kira yardımı yapılarak taşınma işlemleri sürdürülmekte.Uygulamayı daha iyi bir sonuca kavuştura bilmek için komisyonlar kurulmakta…

Süreç içinde bir takım alternatif projeler de önerildi. Bu projelere bakma fırsatınız oldu mu?

M.A.Yüzer: Alternatifler sonsuzdur, belki diğerleri tarafından yapılacak uzun soluklu çalışmalar da doğru olacaktı. Sulukule'ye İngiltere'den de öğrenciler geldi, workshop çalışması yapıldı ve hızlı bir fikir projesi ürettiler. Biz bu ve buna benzer çalışmalara karşı son derece saygılıyız. Fikir de üretilebilir, yeni bir alternatif de ortaya konulabilir. Ama işin mutfağına geçtiğiniz zaman, Türkiye'nin koşullarını öğrendiğinizde, yasaları yönetmelikleri dikkate aldığınızda, kullanıcıların sosyal yapısını bilimsel olarak incelediğinizde kısa sürede fikir bazında yapmış olduğunuz önerilerin nasıl değiştiğini görmeye başlarsınız. Gelip de bir haftada bölgeyi gezip proje yapmak o kadar da kolay olmamalı.

S.Velioğlu: Türkiye'nin problemi bu. Spekülasyon üzerine, slogan üzerine söz etmek. Bu proje kuruldan geçti, bir çok akademisyen projeyi gördü, bir çok üniversitede proje anlatıldı, tartışıldı. STK'larla da görüşüldü. Mehmet Ali Yüzer, yerel yönetim temsilcileriyle Avrupa Parlamentosu'na gitti ki aslında üzücü bir durum bu, çünkü bu,  memleketin aydınına, bilim adamına, meslek adamına güvenmemeyi de içeriyor. Proje tartışılmıyor. Bir kentsel tasarım yapıyorsunuz, kentsel tasarımın en önemli özelliklerinden biri; mevcut değer ve alışkanlıklara yaşama ters düşmeden koruyup geliştirecek, olumsuzlukları giderecek ve yeni değerler ortaya koyacak bir sistem geliştirmektir. Biz bütün bunların bilincinde olarak bu projeyi tasarlıyoruz.

Eleştirilerin ana ekseninde bölgede yapılan iyileştirme çalışmasının rant sağlama amaçlı olduğu var. Hatta, şimdiden o mahalleden ev satın alan kişilerin varlığından söz ediliyor...

 M.A.Yüzer: Spekülasyon bunlar ama varsayalım ki var. Her türlü yenileme eyleminde bir takım olumsuzluklarla karşılaşılabilir. Avrupa Parlamentosu'ndaki toplantıda Almanya Berlin'de yapılan bir dönüşüm projesinden bahsedildi. Orada da bir sürü olaylar gelişmiş, "ancak bir kısmını kurtarabildik" dediler. Burada ise çok büyük bir kısmında uzlaşım sözkonusu. Kullanıcılar uzlaşmış durumda, uzlaşmayan çok az kısım da bana kalırsa bu işten nasıl farklı bir çıkar sağlarım diyen kişiler. Bunun içinde STK'lar da olabilir, siyasiler de, yerel halk da olabilir. Ama bunlar çoğunluk değil. Çoğunluk uzlaşmaya girmiş durumda. Yerel halk bir an önce yapılsın biz de konutlarımıza geçelim düşüncesinde.

Orada bugünkü halinden memnun olanlar da olabilir. Dernek Başkanı Şükrü Pündük "biz memnunuz" diyor. Ama bunu hakediyorlar mı? Burada çocuklara haksızlık yapmamak lazım. Çocukların yaşam kalitesini yükseltmemiz lazım. Kadınlar ve çocuklar eğilmeli. Problemli bir çevrede yaşadıklarının farkında bile olmayanlar var. Bu nasıl farkettirilir? Fiziksel iyileştirme, yavaş yavaş o insanların topluma kazandırılmasıyla gelişilir. Mesela atölyeler yapıldı, müzik eğitimi verilecek bir merkez yapıldı, sahne yapıldı... Fiziksel mekan iyileştiği zaman ve bunları sosyal yaşantıya katabilecek araçları da tanımladığınız zaman koşullar da yavaş yavaş düzelir. Bu iş böyle gitmez. Dernek başkanı bize alanımızı versinler biz kendimiz yaparız diyor. Nasıl olacak bu? Binaları yıkıp yeniden yapacaksın. İmar planı diyor ki size üç dört parsel birleş bir tane konut yap buraya. Şu anda üzerinde 10 tane hisse sahibinin olduğu yere 1 tane konut veriyor. Bu ne demek? 10 kişi arasında uzlaşacak, bir tane de müteahhit bulacaklar, müteahhit de 5 kuruş para kazanmadan girecek işin içine, bunlara binayı yapacak, 30 senede ödeme şansı tanıyacak ve 10 kişiye de 2 hisse verecek. Başkan diyor ki biz yapardık. İmar planı yapılmış, niye hayat geçmedi? Niye Fikirtepe hayata geçmedi? Orada yeileme gerçekleşemiyor çünkü eğer parsel bazında binayı yenilersen çevreyi, dokuyu, sosyal yaşantıyı iyileştiremezseniz orası yenileşemez. Bina yıkılır vasıfsız bir bina olarak yeniden yapılır. Burada organizasyon gerekli, beş kuruş rant gütmeyen devlet olması lazım ki şu anda TOKİ buradan hiç para kazanmıyor. Bu büyük bir şans. İşin bu boyutunu kaçırmamak lazım. Ben bunu bir fırsat olarak görüyorum.

N.Palaoğlu : Bu noktada şunu eklemek istiyorum.Az öncede verdiğim gibi bize iletilen sayısal bir değer var ortada 645 bağımsız birim sahibinden %24 oranında bir el değiştirme söz konusu, bence bu bir başarıdır. Taraflar anlaştıktan sonra mülk edinme hakkını engellenemeyeceğini düşünüyorum. Ayrıca bu sormuş olduğunuz sorunun yanıtını sayısal değerler ile açıklamak ve kanıtlamak oldukça net ve bunun için TOKİ Kentsel Yenileme Daire Başkanlığından rant güdülüp güdülmediği, proje için ön görülen konutların maliyet, satış tablo ve analizleri istenebilir…bu nokta oldukça şeffaf ….

S.Velioğlu: Bu çok ender görülen romantik ve insani bir proje.

 

 

NESLİŞAH VE HATİCE SULTAN MAHALLELERİ PROJE DETAYLARINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

 

MİHRİMAH SULTAN VE YAKIN ÇEVRESİ (SULUKULE) KENTSEL-MİMARİ TASARIM TEMEL İLKE VE YAKLAŞIMLARINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ.


"Sulukule Yenileme Projesi'ne Hayır!"
Sulukule için hala bir umut olabilir mi?
Yenileme Projesinin Mimarları Projeyi Anlatıyor
"En çok İstanbulludan bile daha çok İstanbulluyuz"
İstanbul Barosu Kent ve Çevre Komisyonu Başkanı Avukat Ömer Aykul ile Sulukule'deki "hukuk" üzerine
Dünya üzerindeki en eski roman yerleşimi; Sulukule
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin