"60 yıllık mücadele sonucu edindiğimiz haklar elimizden alınıyor"

04 Kasım 2010
 

Restorasyon projelerinde telif hakları sorunsalı üzerine derlediğimiz Kentin Tozu dosyamızda fikirlerine başvurduğumuz başka bir isim de, Türkiye'deki en başarılı restorasyon uygulamaları arasında projeleri bulunan Acar Avunduk oldu. Müellif mimarın denetimi olmaksızın, müteahhitlik sistemi ile gerçekleştirilen eski eser onarımlarının yaratacağı tahribata dikkat çeken Avunduk, proje tabelalarında mimarın adına yer vermenin lütuftan çok, sorumluluk ile tariflenebileceğini, bunun ise iyi sonuç elde etmenin gereklerinden olduğunu vurguluyor.

Son yıllarda restorasyon projelerinde görülür bir artış yaşanıyor. Devam etmekte olan onarım projelerinin tabelalarına baktığımızda ise müellif mimarın ismine rastlayamıyoruz. Ödüllü restorasyon projelerine imza atmış bir mimar olarak bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Acar Avunduk: 2004'e kadar tarihi eser projeleri bu yoğunlukta değildi. Bu tarihten itibaren devlet, eski eserlerin restorasyonuna ciddi anlamda kaynak aktarmaya başladı. Geçmişte bu restorasyonlar alaylı bir anlayışla müteahhit ya da kontrolör mimarlar tarafından, çoğu kez de projesiz olarak yapılırdı. Bu süreçte kaynak eksikliğinden sınırlı sayıda proje uygulamaya yansıdı. 2004'ten sonra ise yeni yasal mevzuatla bu konuda bir altyapı hazırlandı ve her türlü eski eserin restorasyonunda proje yapılması şart koşuldu.

Hem bu düzenlemeyle hem de İstanbul'un 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilmesiyle birlikte koruma alanında önemli bir kaynak yaratılmış oldu. Aslında bu kararın alınmasında geç bile kalınmıştır. Çünkü para olmaksızın hiçbir uygulama yapılamaz.

2004-2005 yıllarında şu sevindirici kararlar alındı:

1. Projesiz hiçbir restorasyon yapılmayacak.
2. Ödeneği olmayan hiçbir işe başlanmayacak.
3. Hazırlanan tüm projeler Anıtlar Kurulundan tasdik edilecek ve uygulama işi projeye uygun olarak yürütülecek.

Bu işe yıllarını vermiş uzmanlar olarak, işler doğru bir temele oturduğu için başta büyük bir sevince kapıldık. Yüzlerce proje ihalesi açıldı. Ciddi sözleşmeler yapıldı, büyük emek ve para harcandı, Anıtlar Kurulu projeleri değerlendirdi ama sonrasında proje müelliflerinin uygulama aşamasında hiçbir şekilde devrede olmadığını gördük. Dolayısıyla baştaki memnuniyetimiz büyük bir kuşkuya dönüştü. Mimarlar Odası çatısı altında, 50-60 yıllık örgütlü mücadele sonucunda elde ettiğimiz bu haklar (telif hakları, mesleki uygulama sorumluğu gibi) bir çırpıda elimizden alındı ve yok sayıldı.

Gelinen noktada eğer ciddi bir mücadele verip, karşı duruşumuzu sergilemezsek bu daha da yerleşecek. Bunu örnek alan özel sektör de artık benzer taleplerle geliyor. İşverenlerin bugüne kadar bu yönde hiçbir talepleri bulunmazken, kamu sözleşmelerini örnek göstererek, "kamu ile yaptığınız sözleşmelerde telif haklarınızı tümüyle daha işin başında devrediyorsunuz, lütfen bize de benzer bir muvafakatname ile verin" demeye başladılar.

Bundan hem mimarlık toplumu hem de mimarlık tarihimiz çok şey kaybedecek. Konuya, ilişkili ilişkisiz herkesin büyük bir duyarlılıkla yaklaşması lazım.

Tabela örneklerine baktığımızda, bunların İstanbul'un başyapıtları / anıt eserleri olduğunu görüyoruz. Hiçbirinde proje müellifinin adı yok. Oysa biz mimarlarıyla övünen bir toplumuz. Koca Sinan, Sedefkar Mehmet Ağa, Davut Ağa ve Balyan Ailesi… Bu isimler bizim zenginliğimiz. Eskiden bir mimarın en büyük heyecanı yapısının üzerine isminin yazılması idi. Şimdi var olanlar bile tahrip ediliyor. Gelinen bu noktadaki tavır hem bir geriye dönüşü hemen de hukuk ihlallerini içeriyor…

Bugün İstanbul'daki birinci dereceden anıt eserlerin; Süleymaniye Külliyesi'nin, Fatih Camisi'nin, Zeyrek Sarnıcı'nın, daha bunun gibi birçoklarının şantiye tabelalarında, projeyle ilgili herkesin adına yer verilirken (İdare, müteahhit, şantiye şefleri, bilim kurulu danışmanları vb. gibi), proje müellifi mimarın adı maalesef ortada yok.

Bunun ardındaki sebep de müellif mimarın tüm telif haklarının şartnamelerle birlikte ilgili idare tarafından elinden alınmasıdır. Bu idareler arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü, İl Özel İdaresi, yerel yönetimler ve ne yazık ki konunun asıl savunucusu olması gereken, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nu çıkartan Kültür ve Turizm Bakanlığı da yer alıyor.

Tarihi eser projeleri ve restorasyon uygulamaları alanında en büyük yatırımlar İstanbul İl Özel İdaresi tarafından yaptırılıyor. Kaynakların çoğu buraya aktarıldı. Örneğin İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası'na ilişkin şartnamede, telif haklarının devri daha ilk aşamada isteniyor.

Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası'nın ihale şartnamesinin 60. maddesinde ise tüm müelliflik hakları Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından mimarın elinden alınıyor. Projeyi yayınlatmak için bile yazılı izin almanız şart koşuluyor…


Prof. Dr. Doğan Kuban ile
MO'dan Fikret Oğuz ile
Restoratör Mimar Acar Avunduk ile
Eski eserlerin onarımına ilişkin tip şartname örnekleri
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin