30 Metrekarede Başlayan Bir Mimarlık Pratiği

09 Ocak 2009
 



Öncelikle kendinizi biraz tanıtabilir misiniz?

Orhan Ersan: 1982'de Manisa'da doğdum. 2003 yılında Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi'nden (DEÜ) mezun olduktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi'nde yüksek lisansa başladım. 2 sene İzmir'de farklı firmalarda çalıştıktan sonra da Serhat ve Deniz ile birlikte kendi büromuzu kurduk. Bir takım yarışmalara katıldık. İzmir piyasasında bir takım çalışmalar yaptık. Bu yapılanmaya gideli yaklaşık dört sene oldu ve devam ediyoruz.

Deniz Dokgöz: Ben de 1998 Dokuz Eylül mezunuyum. 2002 yılında İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde (İYTE) yüksek lisansımı tamamladım. Şu anda Dokuz Eylül Üniversitesi'nde doktoraya devam ediyorum. Aynı zamanda araştırma görevlisiyim. Orhan'ın dediği gibi 2004 yılında yapılandırdığımız bu oluşumun ana nedeni, yarışmalara daha disiplinli bir şekilde girebilmekti. Çünkü o dönemde ayrı evlerde kalıyorduk ve şartnamelerini almamıza rağmen yarışmalara katılamıyorduk. Böyle bir yapı bize o disiplini sağladı.

Ferhat Hacıalibeyoğlu: Biz bu sırada öncelikle Orhan'la aynı evi paylaştık. Sonra Deniz'in de katılmasıyla birlikte bir başka eve çıktık. Benzer bir şekilde 1997'de üniversiteye başladım ve 2002 yılından beri Dokuz Eylül Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olarak çalışıyorum. Şu anda doktora çalışmalarım devam ediyor. 2004 yılında bir arada çalışmaya karar verdiğimizde buradan daha küçük –yalnızca 30 metrekare - ve daha izbe bir yerde başlamıştık serüvene. İki yıldır da buradayız.

Peki nasıl tanıştınız? Hepiniz aynı üniversiteden aynı yıl mezun olmamışsınız ve anladığım kadarıyla aynı işlerde de çalışmamışsınız...

O.E: Dokuz Eylül Üniversitesi'nin yeni yeri belki büyük. Ama eski yer, küçük bir avlusu olan, oyunculuk, şehir bölge planlama ve mimarlığın bir arada olduğu, hep bir arada yaşanan bir kampustu. Dolayısıyla herkes birbirini tanırdı. Özellikle mimarlıktakiler tabii ki... Hepimiz yeni mezun ve hevesli olduğumuz için muhabbet ederdik. Örneğin Ferhat benden iki sene önce girmişti okula ve asistandı. Onunla ders seçimleri sırasında tanıştık.

F.H: Deniz'le biz ise aynı dönem araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladık ve bu sayede tanıştık. Zaten ardından Orhan'ın da aramıza katılması üç-dört ay içinde gerçekleşti. Sonradan fark ettik ki, aslında yollarımız daha önce kesişmiş.

D.D: Evet, Ferhat da ben de İstanbul'da Tasarım Dergisi'nin 33 Metrekare Yarışması'nda ödül almıştık. O zamanlar ben, İYTE'de yüksek lisans yapıyordum. Ama ikimiz de DEÜ mezunu olmamıza rağmen, o yarışmanın kokteylinde de tanışmamıştık.

F.H: Kokteylden kaynaklanıyordu aslında biraz; yemekten kimseyle konuşamıyorduk. (gülüyorlar)

Aslında bu gibi arkadaşlıklar daima iyi işbirlikleri demek değildir. Özellikle de tasarım gibi ‘bencil' bir alanda... Siz bu ‘sinerji'yi nasıl tutturdunuz?

F.H: Aslında sözünü ettiğiniz gerginlikler yaşanıyor. Arkadaşlık ile masa başındaki şu serüven çok farklı şeyler. Sinirleniyorsunuz ve sinirlendiğinizde herkesin tepkisi başka oluyor. Birinin bağırması, birinin çekip gitmesi, sırtını dönmesi, sonra tekrar konuşmak ve üzerine gitmek, bence daha ziyade o süreci verimli kılıyor. Biz de bunları yaşadık. Örneğin daha geçenlerde, Dışişleri Yarışması sürecinde bir gece kimse kimseyle konuşmadı. Ama hiç birbirimizi incitecek, ayrı düşüp küsecek aşamada tartışmalar yaşamadık.

D.D: Bencillik konusunda şunu söyleyebilirim ki; "ben yaptım", "sen yaptın" gibi tartışmalar hiç yaşamadık. Bu da muhtemelen mimarlığa bakış açımızın aynı pencereden olmasından kaynaklanıyor. Normalde ben bir tasarımda bir noktaya takıldığımda, örneğin Ferhat'ın buna ne tepki vereceğini, o problemi nasıl çözeceğini çok iyi biliyorum. Dolayısıyla ortadaki üretim, ister istemez kolektif bir yapıya dönüşüyor. Bu arada katıldığımız 17-18 yarışmanın bu anlamda sorunsuz geçmesinin temel nedeni, birbirimizi tamamlıyor olmamız.


İkiartıbir'in Kısa Hikayesi
Taze Bir Mimarlık Girişiminin Dinamikleri
İkiartıbir İle Yarışmalar Kurumu Üzerine
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin