19'uncu Yüzyıldan I. Dünya Savaşına: Kentlerin İnsanlara, Modanın Kadın Bedenine Tanıdığı Özgürlükler Artıyor

04 Eylül 2009
 


Art-Nouveau giysileri taşıyan "sofistike" ve sosyal açıdan imtiyazsız kadın figüründen, çalışan ve üreten kadın modeline yaşanan dönüşümü, bu moda kareleri özetliyor.

20'inci yüzyılın başında, henüz mimarlıkta ve tüm sanat dallarında neoklassist etkilerin hissedildiği bir dönemeçte, modanın da -aynı bol bezemeli yapılar gibi- gösterişli bir stili vaaz ettiği biliyoruz. Kabarık ve alttan tel kafesli etekler, korseler ve bu "strüktür"ün üzerinde kat kat kumaşlar ve işlemeler, dönemin Art-Nouveau çizgisinden taviz vermeyen sanat ortamını anlatıyordu bize. Örneğin 1898 tarihli Wiener Mode dergisinde şöyle bir cümle göze çarpıyor: "Kaç kez sanat modaya ilham verdi? Ve yeni sanat akımı -Viyana Sezesyonu- modada da bir kaynağa sahip değil mi?" Burada, Viyana Sezesyonu'nun Art Nouveau'nun uzantısı niteliğindeki figüratif bir yaklaşım olduğu hatırlamakta fayda var elbette.



Yakında vizyona girecek olan "Chanel'den Önce Coco" filminde karşımıza çıkacak olan bir detay: Üstte, 1910'ların tipik çiçekli ve abartılı şapkalarını taşıyan bir kadın var. Altta ise, hatları bir yandan daha özgürce, diğer taraftan ise daha maskülen tanımlanan (belden kalçaya inen kesim vurgusu, bunun çok belirgin bir örneği) bir kadın ve onun küçük, nispeten gösterişsiz şapkası...

Modernist mimarlığın ve modern kent silüetinin tartışmaya açıldığı 20'inci yüzyılın ilk çeyreği ile birlikte, modanın da ciddi bir dönüşümün ilk nüvelerini göstermesi bizi şaşırtmıyor. Yavaş yavaş bezemeden arındırılan, formların ve işlevselliğin diktasındaki "rasyonel" bir mimarlık anlayışı ile birlikte, moda da bazı şeyler değişiyordu. Hanel Koeck, "Rasyonel kıyafetin 'demode' fikirleri, sanat ve yaşamı yeniden bir araya getirmeye çalıştı" diyor. Gerçekten de 19'uncu yüzyıl sonlarının feminenliği ve düşük dozajlı bir erotizmi ön plana çıkaran Art-Nouveau kıyafetleri, 20'inci yüzyıl ile birlikte yerlerini neredeyse unisex bir Chanel kadınına bırakıyordu.



1920'ler... Savaşın değiştirdiği moda ve sokaklar...

Ancak giyilen kıyafetler ve moda tasarımı, yaşam ile sanatı bir araya getirmeye çalıştığı gibi, yalnızca sokaktan akan insan silüetini değil, tüm bir toplumsallığı ve o toplusallığın ürettiği kültürel dinamikleri yeniden tanımladı. 20'inci yüzyılın ilk çeyreğinin ve sona ermiş bir Dünya Savaşı'nın ardından, tüm toplumsal alanlarda olduğu gibi mimarlıkta da arayışına çıkılan "yenilik" ve "devrim" kavramları, yeni "hedef"lere işaret ediyordu: Yeni toplum, yeni ekonomi ve yeni bir kültür. Toplumsal bir formasyon olarak moda da, bu yeni dünya kavrayışının bir parçası idi. François Scheer buna ilişkin olarak şunları söylüyordu: "İtalyan Fütüristler, Rus Süprematistler ve Konstrüktivistler, aynı şekilde Bauhaus hareketinin temsilcileri yeni bir tür giyinme biçimi icat ediyorlar. Yaklaşımları çok radikal: Yeni insan, tamamen yeni ve devrimsel kıyafetleri hak ediyor."



30'lara gelindiğinde, kadının cinselliği ve seksapeli yeniden keşfediliyordu. Yoğun maskülen hatlar yerlerini, yeniden tanımlanmış bir kadın bedeni ve özgürlüğünü vurgulayan giyim anlayışına bırakacaktı.

Gerçekten de kentsel büyüme ve hareketlenme, modern kentsel mekanın ortak ve karma bir rekreasyon alanı olarak yeniden tanımlanması, tüm bireylerin toplumsal rollerinin, statülerinin ve sınıfların yeniden tanımlanmasına yol açıyordu. Ancak dört senelik bir aralıkta, o güne kadar hiç üstlenmediği bir rolü, çalışan ve üreten birey rolünü üstlenen kadın figürünün değişen toplumsal statüsü ve sorumlulukları, toplumsal dengeler kadar modanın da radikal bir şekilde ve sonsuza dek değişmesine yol açacaktı. Hareketlenen, akan toplumsal formasyonlar ve transformasyonlar kadar "giysi" de artık hareketleniyor, akıyor, dönüşüyor ve dans ediyordu. Dahası, kentteki özgürlük tanımları değiştikçe, moda da bedene tanıdığı özgürlüğü arttıracaktı.




Bir Fritz Lang filminden çıkma gibi görünen "Yunan dansı" sahnesinden, Çarliston dansına ve Flapperlara...


Moda, Dünyayı ve Kentleri Nasıl Değiştirdi?
Moda Yazarı Seda Yılmaz İle Modanın Gücü Adına!
Yazbukey'den Emel Kurhan İle "Kamusal"a Sızmak Üzerine...
Moda Tasarımcısı Simay Bülbül
"Moda Kent"in Yeni Manifester Mecralarından Örnekler
İstanbul Fashion Days'den Görüşler, Görüntüler, İzlenimler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin