İlk Yapı bu ay Büyükada’daki konut projesi ile Arif
Suyabatmaz’ı ağırlıyor. Suyabatmaz’ın ilk yapısı Büyükada’da iki tarafı
çam ormanıyla çevrili bir arsa üzerinde inşa edilen bir yazlık.
İşte Suyabatmaz’ın kaleminden projenin
öyküsü:
“Büyükada, Maden Mahallesi, Yılmaz Türk Caddesi, 106
numarada, iki tarafı çam ormanıyla çevrili, manzaralı bir arsa üzerinde inşa
edilen yapı bir ailenin üç ferdinin yazlık olarak kullanacakları üç daireli bir
yapı olarak tasarlandı ve uygulandı.
Aynı aileye ait olan ahşap bir köşkün büyük bahçesinin ifraz edilerek üçe
bölünmesiyle elde edilen arsanın
üzerinde eskiden ahır olarak
kullanılan tek katlı kagir bir müştemilat yer almaktaydı. Bu eski yapı depremde
zarar gördüğü için artık kullanılamamaktaydı ve aile bu binanın yıkılarak yerine
iki kız kardeşin ve annelerinin yazlarını geçirecekleri yeni bir bina yaptırmaya
karar vermişti.
Yeni yapının yer alacağı arsa II. Derece tarihi eser olduğu için halen
korunarak varlığını sürdürmekte olan
ahşap köşkün güneyinde bulunmaktadır.
Büyükada’nın Maden adı verilen bu bölgesinde ana yolun üzerinde oldukça eğimli
bir sırtta bulunan arsa iki tarafından ormana komşudur. Ayrıca üzerinde
korunması gereken tescilli büyük çam ağaçları bulunmaktadır. Eskiden köşkün
bahçesine ait olan taş setler de diğer korunması gereken öğelerdir.
Proje yapıldığı dönemde Adalar İlçesi’nde geçerli olan Geçiş Dönemi Yapılanma
Koşulları’nın izin verdiği 12x12 m’lik bloğun arsa üzerindeki yeri arsada
bulunan ve korunması gereken mevcut setler, tarihi çam ağaçları ve manzara gibi
veriler göz önünde tutularak belirlendi.
12x12 m taban alanı, 6.50 m saçak yüksekliği, eğimli çatı gibi İmar
Yönetmeliği ve Belediye tarafından ısrarla talep edilen ve uyulması zorunlu
yükümlülükler ise bu şartlara uymayan, öyle olduğu için de ilgili Kültür ve
Tabiat Varlıkları’nı Koruma Kurulu’nun onaylamasına rağmen Belediye tarafından
geri çevrilen ilk projeden sonra kesinlikle içinde kalınması gereken sınırlar
olarak kabul edildi.
Konturları artık verili olan hacmin içine kullanıcılar olan aile fertlerinin
yaşam biçimlerinden doğan istekleri doğrultusunda yerleşildi: Anne’nin
yaşayacağı taban alanının tümünü kaplayan bir bahçe katı ve üst bahçe kotundan
ayrı girişlere sahip simetrik olarak yerleştirilmiş iki bağımsız eş
bölüm.
Kare planı ortasından boylu boyunca ikiye bölen betonarme perdenin iki
tarafında yer alan bu dairelerin açık mutfak ve şömineli bir salonun bulunduğu,
çepeçevre camla çevrili alt katları ile yatma bölümünün bulunduğu üst katları
cephe boyunca uzayan bir galeri boşluğu marifetiyle birbirine
bağlanmaktadır.
Tüm yapıda taşıyıcı betonarme elemanlar; perde ve kolonlar
kalıptan çıktıkları halleriyle bırakılmışlardır.
Beton imalatındaki tüm
hatalar işveren tarafından kabul edilmiş, hatta yüzeylerin o hali daha da
benimsenerek sıva veya diğer malzemelerle tamir edilmek istenmemiştir.
Dış cephe kaplaması olarak ahşap kullanılmıştır. Doğrama önlerinde
kullanılması düşünülen ve kapatıldıklarında tüm binanın ahşap bir kutu olarak
algılanmasını sağlayacak olan kapaklardan ise sonradan tasarruf maksadıyla
vazgeçilmiştir.”