Kalkan Han

04 Nisan 2008
Kalkan Han

 

Kalkan Han

TASARIM: 1982

Uygulama: 1982-1984

TADİLAT UYGULAMA: 2008

Alan: 600 m2

 

Haydar Karabey, kendi deyimiyle "on yıllık ama deneyimsiz bir mimar" olarak herşeyini kendi elleriyle gerçekleştirdiği, belki de Türkiye'nin ilk 'butik otel' konseptlerinden biriyle mimarizm.com'da. Kalkan Han , Karabey'in 1982'de YÖK sonrası Akademi'den ayrılıp gezindiği 'kıyı'ların bir sonucu.

 

Kalkan'ın 1982'den bu yana 'turizm' adına nasıl katledildiğini (özellikle son 8 yılda) yakından deneyimleyen bir ekip olarak, 'başka türlü bir deneyim' için Haydar Karabey'e kulak veriyoruz:

  

Standart mimarlık öyküsü

 

Yaklaşık on yıllık bir Akademik çalışma dönemim sürecinde yapılan önemsiz (mimari) işler, bir iki konkur ve başka mimarlar için yapılan tasarımlar bir yana bırakılırsa; gerçek mimarlık yaşamına bu yapı ile girdiğimi söyleyebilirim. Diplomadan sonra oldukça geç bir tarihte, on yıllık ama çok deneyimsiz bir mimar olarak. 1982'de YÖK  sonrası Akademi'den ayrılınca bir kopuş dönemi yaşamak istedim ve bu beni bir süre İstanbul'dan da uzaklaştırdı.

 

"Kıyı"larda gezinirken böyle bir iş önerisi ile karşılaştım. O zamanlar, daha da "uzaklarda" olan küçük Akdeniz kıyı köyündeki bu onaltı odalı mini otel işinde, mimari projenin yanısıra, hafriyattan tefrişe kadar tüm aşamaları bire bir kendi ellerimle ve yalnız başıma gerçekleştirdim diyebilirim. Üstelik, sıfır deneyimli yeni bir Belediye'ye, ilk kez, evrensel standartlarda çizilmiş ve de hiç gereği yokken Anıtlar Kurulundan geçirilmiş bir proje sunmak tam bir macera idi… (Belediyede projeye yapıştırılmış tramlara bakarak, bu kadar düzgün noktalamayı nasıl yaptığımı bile sormuşlardı!). Kalkan Han'ı yaptığımız arsada yarı yıkık bir yapı vardı, büyüleyici yer duygusunun etkisinde kalarak, onun çizgilerini ve çevredeki başka daha düzgeyli yapıların ögelerini alabildiğine yorumladım. Ama parsel de çok küçük olduğu için, "içi dışından daha büyük" bir yapı yapabilmem gerekiyordu. Üstelik yazlar çok sıcak geçtiği için (yaklaşık 40 0 ) olabildiğince geniş, serin ve beyaz iç mekanlar gerekliydi…

 

Bu inşaat faaliyeti sırasında koruma adına çıkardığım gürültü sonuç verdi ve Kalkan'ın bir kentsel sit olarak tescil edilmesine  neden oldu. Bu süreçte işveren ile ve en basit yapı ustası ile yakın bir ilişki kurabilmekten, tüm yapı malzemesini seçerek, elimle işlemeye kadar mimarlığın tüm reel boyutlarını bir yıl boyunca yerinde yaşadım. Doğrusu bu yapı, orada düzeyli mimari isteyen başkalarının da beni aramlarına ve birçok yeni yapıya, yeni dostluğa da neden oldu. Türkler yanısıra, İngiliz, Belçikalı, Amerikalı…

 

Bir başka anlatım ile aynı öykü

 

Bir zamanlar, daha da "uzaklarda" olan küçük bir Akdeniz kıyı köyünde, henüz "turistik" olmamış Kalkan'da, onaltı odalı mini bir otel işini almıştım. İşveren, farkında olmadan (çünkü o zamanlar bu deyim henüz yerleşmemişti) bir "Butik Otel" istiyordu. Yapı, sonradan "minimalist" olarak nitelendi. Yani hiç moda değilken tesadüfen moda olacak bir üslup ile gene sonradn moda olacak deyimiyle bir "butik otel" yaratmışım.

 

Bu süreçte Belediye ile de zorlu bir ilişki yaşadım. Sonradan, yörenin korunabilmesi, şimdiki deyimle sürdürülebilir bir gelişme göstermesi için Belediye'ye defalarca raporlar, projeler sundum. Bizim otelin malsahibi otel işinden özel nedenler ile vazgeçince, üç arkadaşımızla birleşerek işletmeyi üstlendik. Özellikle bu işi içtenlikle seven Kasım Zoto'nun yönlendirmesi ve işini severek yapan özel bir kişi olan yönetici Ersin Eygi eliyle Kalkan Han'da çok özel bir işletme modeli uygulanıyordu. Tüm bu süreç, benim için çok zor ama unutulmaz güzel, eğlenceli ve öğretici bir dönem oldu. Kalkan Han, çok güzel günler yaşadı, "Dünyanın En Güzel Küçük Otelleri" ve "Türkiye'nin En Güzel Küçük Otelleri" kitaplarına geçti. Çevrede bizi örnek alan bir kaç genç girişimci'nin de katılımıyla Kalkan özel bir rüzgar yakaladı; bir ara, "Bodrum bitti, kaldık Kalkan'a" diye Manşetler atıldı. Otelimizde kalan yabancıların tipolojisi ise bu arada; yazar, ressam, botanikçi, arkeolog, leydi, lord düzeyinin altına düşmüyordu.

 

Derken, dünya değişti ve Kalkan "turistik" oluverdi. Önce Kalkan Han; oralarda yaklaşım, biçim ve işletme olarak ucuzca taklit edildi. Sonra, çiftini çubuğunu, kamyonunu satan yerel halk turizmci olmaya karar verdi. 3 dolara kalınabilen oteller ortalığı sardı, dağ taş otel ve pansiyon yapılarıyla doldu. Yerel yönetimlerin dar görüşlülüğü ve halkımızın kıyılara yerleşme ihtirasının da katkısıyla bir de ikinci konut furyası başladı. Bu çılgın yapılaşma talebi sonuda, artık Belediye'nin de çivisi çıkmıştı.

Bir gün, mimar-şehirci formasyonumu bilen Kalkan Belediye Başkanı beni makamına davet etti. Belki bir işe yararım diye gittim. Yeni imar planı hakkında görüşümü alacakmış. Odasında yere, abartısız yüz metrekareyi geçen bir (1/1000 ölçekte bir planın kapladığı bu alanın gerçekte ne kadar olduğunu bir düşünün) imar planı serilmişti. Kalkan'ın 700 haneli bir yer olduğunu, imar planının ise en az yirmibin nüfusu "doyuracak" boyutta olduğunu söylemeliyim. Plancı da bu arada, hızını alamayıp, öyle bir uçmuştu ki…Bir yerlerde sekiz yol birbiriyle kesişiyor filan…

 

Neyse, kendimi toparlayıp, bu planın, en hafif deyimle "kendi bindiği dalı kesmek" olduğunu, zaten dağın taşın 300-400 metrekarelik parçalara bölünerek parsellenip satıldığı bir yerde bu planın, cinnet, hatta cinayet olduğunu, öngörülen yirmibin kişinin ve bunca koca turizm parselinin yapılaşması halinde ortaya çıkacak gürültü, hafriyat, inşaat faaliyeti, su talebi, pissu hacmı, çöp toplamı, enerji talebi vb. miktarının ne çapta olduğunu filan anlatmaya çalışırken…orada kenarda oturan bir zat söze karıştı: "bu arkadaş yabancı misafirlerimizi sevmiyor, hem de kendi vatandaşlarının da yöremizin güzelliklerinden yararlanmasını istemiyor herhalde" diye buyurdu. O da meğerse, pek geniş vizyonlu bir kişi, Kaş'ın Belediye Başkanı'ymış.

 

Sözünü ettiğim plan az çok değişiklikle yürürlüğe girdi. Şimdi gidip bir bakın neler olmuş sonuçta…

 

Bu süreçte, bizim arkeologlar, leydiler filan hemen ortalıktan çekilip yerlerini üç kuruşa bira içen İngiliz'lere bıraktılar. Bizim butik otelin de böylece sonu gelmiş oldu. Bir gün tokyo'lu, atletli bir İngiliz, naylon poşetine doldurduğu kutu biralarla otele girip kafayı çektikten sonra kutuları da camdan dışarı savurunca, bu "turistik" olma haline daha fazla dayanamayarak oteli kapattık. Yapı-Otel 6 yıl kapalı kaldı.

 

Ve öykünün sonu

 

Şimdilerde zaten tescilli olan bu yapıyı restore edip konut ve dükkana çevirmeye çalışıyoruz. Aşağıda Bölge Koruma Kurulu'na sunduğum dilekçemden bir bölüm:

"Onaylı projeniz ile maliki olduğumuz yapı, "Turistik Özel Belgeli Pansiyon" olarak yaşama geçmiş ve uzun yıllar çok başarılı bir biçimde Ülke turizminin hizmetinde çalışmış, Ulusal ve Uluslararası literatüre geçmiş, övgüler almıştır. Ancak, hepimizin yaşadığı süreçte ne yazık ki, bölgede turizm olgusu ve anlayışı hızla değişmiş Butik Oteller çerçevesinde gelişen nitelikli turizm giderek ucuz kitle turizmine dönüşmüştür. Şiddetli yapılaşma, altyapı yetersizlikleri, gürültü ve benzeri şikayetler sonucunda hedeflemiş olduğumuz turist kitlesi, merkezden çevreye kaymış, Köyiçi, yalnızca eğlence sektörüne ve perakende ticarete hizmet eder hale gelmiştir. Bu durumda, artık bu mevkide bir "Butik Otel" işletmesi de olanaksız hale gelmiştir.

 

Kalkan Han, dört yıldır bu nedenle kapalıdır, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı bu konuda tarafımıza anlayış göstermiş ve kapatma kararımıza onay vermiştir.

Müellifi olduğum, Mimarlık yaşamımda önemli bir yer tutan, neredeyse ellerimle inşa ettiğim bu yapıyı yaşatabilmek için ortaklarımla yörede yaptığımız araştırmalar sonucunda bulabildiğimiz tek çözüm bu yapıyı (anlayışınız ve onayınız ile) tadil ederek dükkan ve konuta çevirerek geri kazanmak ve yaşamını sürebilir kılmaktır."

Tadilat önerim, gerçekten Kurul'un büyük anlayışla onaylandı. Şimdilik Turizm kaybetti ama Mimarlık kazanmış gözüküyor.

 

where can i get the abortion pill online http://news.hostnetindia.com/page/what-is-in-the-abortion-pill.aspx abortion pills


 
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin