Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu II. Binası

03 Temmuz 2008
İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu II. Binası


İlk Yapı'nın bu ayki konuğu, 2005 yılında Avrupa Yapısal Çelik Birliği (ECCS) tarafından düzenlenen yarışmada "Avrupa Çelik Tasarım" ödülüne layık görülen İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu II. Binası ile Mimar Elif Özdemir.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu II. Binası'nın mimari tasarım ve strüktür kararlarının tümüyle kendine ait olmasından dolayı ilk yapısı olarak addeden Elif Özdemir, "ekip çalışması"nın önemine dikkat çekiyor. İşveren ve uygulama – proje ekibiyle uzun süreli bir tanışıklığın sonucunda Dolapdere Kampusü II. Binası'nın ortaya çıktığını dile getiren Özdemir,

"Dolapdere Kampusu II. Binası'nın ilk binam olduğunu söylemek; sanırım aynı proje – uygulama ekibi ve aynı işverenle uzun süren bir tanışıklığın sonunda mimari tasarım ve strüktür kararlarının tümüyle bana ait olması ve olgunluğuyla ilgili. Yine Bilgi Üniversitesi'nin Kuştepe Kampusu II. Binası, Kemer Kolej, Dolapdere Kampusu I. Binası daha önce tasarım ve uygulamasını uygulamasını aynı ekiple gerçekleştirdiğim çalışmalar" diye konuşuyor.

Özdemir sözlerine şöyle devam ediyor:

"Hep birlikte ulaştığımız dil birliği benim çekincesiz olarak bu çalışmayı gerçekleştirebilmemi sağladı ve ekip ürünlerinden bir tanesi oldu. Bu binanın da tasarım ve ortaya çıkış süreci oldukça sancılıydı. Sabahları gün doğarken boş arsaya gidip, bu boşluk için tasarladığım işin bu bölge ve kullanıcıları için ne anlama geleceğini düşünmek ve bunu anlamlandırmak… Sorulara doğru cevaplar verebilmek… Sonrasında tüm tasarım ve teknik sorunlarını çözmek gayretiyle gerçekleştirmek…

Bugün sevindirici olan; yalnızca II. Bina değil, tüm Dolapdere Kampusunun kurgusu, mimari dili, tasarımı, çevresiyle kurduğu ilişki üzerine benim cevaplarımın ilgililerinin yorumu olması… "


Elif Özdemir, Yapı Dergisi'nin Şubat 2006 tarihli 291. sayısında projeyi şöyle anlatıyor:

"İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin artan mekansal gereksinimlerini karşılamak üzere

Dolapdere Kampusu'na ek bina yapılmasına karar verildikten sonra, ilk binanın arkasındaki boş parsel üzerinde proje çalışmalarına başladık.

Dolapdere Kampusu'ndaki birinci bina var olan bir yapının üzerine yerleştirilmiş, bu yapının mevcut olanak ve kısıtlamaları olabildiğince değerlendirilerek yapılandırılmıştı. Bu nedenle birinci bina dışa kapalı, kendi iç avlu ve boşlukları çerçevesine dizili mekanlardan oluşuyordu ve mekanlar gün ışığına çatıdan dolaylı bir biçimde alabiliyordu.

Gökyüzüne açık bu yaşamın çevrelediği duvar, yakın çevrenin fiziksel olumsuzluklarını (güvenlik, gürültü...) çözebilecek nitelikteydi. Cephe duvarları üniversitenin kendini ve çalışmalarını ifade eden bir sergileme alanı olarak kullanılmıştı.

İkinci binada ise bütün mekanlara doğrudan güneş ışığını ulaştırmak ve öğrenciler için açık bir alan yaratmak mümkün olabildi.

Projenin birbirinden farklı işlev ve boyutlara sahip mekanlardan oluşan çok yoğun bir programı bulunuyordu; derslikler, çok amaçlı salon, farklı boyutlarda bürolar, bilgisayar laboratuvarları, dinlenme alanları, cep sineması, kafeterya – mutfak, "fitness" salonu, dans salonları, kapalı yüzme havuzu ve yan hacimler...

Zemin oldukça sorunluydu.

Çevrede oldukça karmaşık ve parçalı bir görsel doku bulunuyordu.

Proje ve uygulama süreci iç içe geçmek zorundaydı ve bütün çalışmanın 18 ay içinde bitirilmesi gerekiyordu.

Öncelikle zemin iyileştirme çalışmaları başladı. Bunun için bütün inşaat alanında temellerin altına "jetgrout" kolon ve şevli bölgelerde "shotcrete" perde çalışması yapıldı. Zemin koşulları ve çalışma süresini dikkate alarak bütün binanın çelik konstrüksiyon olarak yapılmasına karar verdik.

Proje tasarımındaki temel yaklaşım; bütün mekanların gün ışığından maksimum ölçüde yararlanması, iç mekanda öğrencilerin kullanabilecekleri teneffüs alanlarının oluşturulması, çevresindeki görsel karmaşaya kendi cephesindeki parçalanmışlıkla yanıt verme gereksinimi olarak biçimlendi.

Yapı bitişik üç bloktan oluşuyor: yüksek derslik bloğu ve onlara takılı durumdaki kapalı yüzme havuzu. İkinci bina, mevcut binaya çelik bir köprü ile bağlandı. Yüksek blokta, modüler alanlar olan derslikler bir atriyumun çevresine dizildi. Büyük, saydam bir çatıyla bu mekanın ışık alması sağlandı. Atriyumun içine yarısaydam cepheli bilgisayar laboratuarları kutular halinde yerleştirildi. Bu kutuların oluşturduğu terasların teneffüs alanı olarak kullanımı sağlandı. Bu şekilde yeni mekanlar kazanılırken, yaratılan asimetrik boşluklarla katlar arasında görsel ilişki kurularak gün ışığından en üst düzeyde yararlanmak ve orta mekanda görsel akıcılığı sağlamak da mümkün oldu. Bu bloğun en alt katına cep sineması, dans salonları, fitness salonu, basketbol salonu, havuz için soyunma odaları ve duşlar yerleştirildi.

Alçak blok: bürolara, konferans (mahkeme) salonuna ve giriş katında bulunan kafeteryaya ayrıldı. Orta mekanın üç kat boyunca doğal ışık alması sağlanarak bu boşluğa akademik personel için dinlenme ve okuma salonu yerleştirildi. Bu blok iç mekan hareketliliğiyle kendi kontur ve gabarilerini belirledi. Cephedeki hareketliliği ve doluluk-boşlukları iç mekanların gereksinimlerini biçimlendirdi.

Kampus alanındaki öteki bloğa ise kapalı yüzme havuzu yerleştirildi. Havuz duvarı bahçeyi tanımlarken bahçenin çevreden kopuşunu da sağladı ve süreçte görsel malzemeler için uygun bir sergileme alanı haline geleceği düşünüldü.

Çelik bir bina yapma kararı aynı zamanda mimari yaklaşımın tercihlerini gerçekleştirmeyi kolaylaştıran en büyük etken oldu. Saydam, hareketli, parçalı, akışkan, hafif vb. bir yapı

Mimari proje çelik projesi ile birlikte yürütülürken çelik strüktürün olanaklarıyla kendisini olgunlaştırdı.

Bütün yapısal çelik elemanlar, zorunlu durumlar dışında iç ve dış mekanlarda açıkta bırakıldı. Mekan yerleşiminin yanı sıra yer yer çelik elemanların dışında bırakılması ve farklı malzeme kullanımı cephedeki parçalanma isteğine yardımcı oldu.

İç tasarımda, üniversitenin öteki binalarında olduğu gibi mimari tasarımla birlikte yürüyen, zaman zaman onu belirleyen, süslemeden uzak bir anlayış benimsendi. Seçilen malzemelerde, sabit ve hareketli mobilyaların çizgisinde ekonomik, net, yalın ayrıntılar kullanıldı. Bütün mobilya ve aydınlatma elemanları bu bina için özel olarak tasarlandı, üretildi.

Proje ve uygulamayı bir arada yürüten ekip olarak; tasarladıklarımızı, yapılabilirliği, maliyetleri, kullanıcı gereksinimlerini ve yapım süresini dikkate alarak gerçekleştirdik."


Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları