Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

Sanat Mevsimi Yazıları 2: Erinç Seymen’in ‘Kırılgan İnsan’ı

Simla Sunay / 26 Eylül 2017
Simla Sunay'ın kaleme aldığı Sanat Mevsimi Yazıları, Erinç Seymen’in ‘Kırılgan İnsan - Homo Fragilis’ sergisi ile devam ediyor. Zilberman Gallery’de yer alan sergi, 4 Kasım’a kadar ziyaret edilebilir.

Yüksel Arslan’ı kaybettiğimizde, ah yeri doldurulabilir mi diye bir korkuya kapılmıştım. Orta yaşı aşmanın doğal bir dürtüsüydü bu, eskinin verdiği güvenin kaybı, yeni nesil ile kurulamamış bir bağ… Nostaljik bir budalalık olduğunu Erinç Seymen’in Kırılgan İnsan sergisini gezdiğim zaman anladım. Genç sanatçı Seymen’in muazzam titizliği, kusursuz figürü, tertemiz fırçası ve güçlü imgesi karşısında derin bir oh çektim. Yüksel Arslan’la ayrıntı düşkünlüklerinde birleşseler de farklı üslupların sanatçıları oldukları elbette aşikâr ama Erinç Seymen’in dehası bende hayli politik bir yara haline gelen sanatsızlık korkusunu sağalttı, beni umutlandırdı. Ya da korkumu bir sadâkata çevirdi.  

SadakatSadakat, 2011, Işıklı kutu üzerine serigrafi baskı

Erinç Seymen (1980, İstanbul) Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü'nden mezun olduktan sonra, 2006 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde Bob Flanagan üzerine yazdığı tezle yüksek lisansını tamamlamış. Militarizm, cinsiyet kimliği, cinsel yönelim kodları, toplumsal cinsiyet, milliyetçilik gibi konular üzerine çeşitli konferanslara katılmış; Siyahi, Kaos GL gibi dergilerde yazıları yayımlanmış. 2002 yılından itibaren İstanbul, Ankara, Viyana, Paris, Londra, Helsinki, Lizbon ve Eindhoven'da kişisel sergiler açmış ve karma sergilere katılmış. 

Seymen’in Zilberman Gallery’deki kişisel sergisi Kırılgan İnsan - Homo Fragilis'i, galerinin Mısır Apartmanı’ndaki ana sergi mekânında gezdiğim ilk dakikalarda büyük bir sanatçı ile karşılaşmış olmanın büyüsüne kapıldım. İlk çarpılmayı üstgerçekçi ayrıntılarında yaşadım. Figürün kusursuzluğu imgeyi, meseleyi kavramamı geciktiriyordu. Şimşek çaktığında nasıl ki önce ışığı görürüz ve ses arkadan gelir, öyle bir şey. Bu nedenle Seymen’in eserlerine uzun uzadıya bakmak mühim. 

Sanatçı bir söyleşisinde: “‘Biz’e ait bir ev, toprak parçası, maddi birikim, hiç de manevi ortaklıkların, sevgi bağının doğal sonucu olmayabilir. Örneğin ortak yaşam sürdürmekte karar kıldığınız ya da mecbur kaldığınız bir insan topluluğunun bütünlüğü bir başka insan topluluğunun bütünlüğünü ve kendini devam ettirme hakkını tehdit ettiğinde hangi değer baskın çıkacak? Ulusal aidiyet mi, yoksa duymaya çok alıştığımız ‘insan sevgisi’ mi?” diye soruyor. Kırılgan İnsan sergisinin temel sorusu, insan icadı kentin apaçık ortaya koyduğu sorunsal da bu sanırım. Kent mecburi bir yaşam alanı, birey için konfor aradığı zannedilen ama ona hiçbir düşünce boşluğu yaratmayan, farklı olma korkusunun giderek arttığı, otomatik bir beden diliyle savuşturulmuş koridorlar bütünü… Kırsaldaki feodal aynılaştırma baskısından çıkıp belki daha çok ekmek derdi için göç edilen ama bir özgürlük hayalini de barındıran kent. Aslında başka bir aynılaşma baskısına düştüğümüz ve işte o sarıldığımız yılan… 

Yerel iktidarın dayattığı Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu taklidi ihtişamlı biçimin yanında, üstkapitalizmin dayattığı konformist yaşam olgusunun birlikte nasıl güçlü bir vaat oluşturduğunu, bu birleşimin çarpık estetiğine karşıdan bakan Seymen’in ‘kusursuz’ figürünün de bu yüzden böylesine kaçınılmaz olduğunu anlıyoruz. Bu titizlik bir üslup değil, bir fikir. Yeni Türkiye’deki bu taklidin ustaca olduğunu söyleyemeyiz ama sanatçının karşı söylemindeki ayrıntı zenginliği, bu yanlış taklidin kusurlarını da gün yüzüne çıkarıyor. Aile Değerleri 1 ve Aile Değerleri 2 adlı eserlerde sözgelimi aile bireylerinin yüzü görünmüyor. 

Aile Değerleri 1Aile Değerleri 1, 2016, Kâğıt üzerine mürekkepli kalem

Gönüllü tablosunda gördüğümüz kapı tokmağı, geleneksel biçiminin yanında, kanatlı erkek çocuk figürüyle hayli zengin, mutlu ve dışarıdakini önemseyen, aristokrat bir çağrının imgesi. Bir davet var ama tokmağın arkasındaki gölgenin söyledikleri çok daha fazlası. Fiziken mümkün olmayan bir gölge bu. Gölge dürüsttür oysa burada dürüst olmayanı gösteriyor. Konuksever ama şartları var. Mültecilere sunulan özenli bir güleryüz bu koca Avrupa’dan. Yani tabloda eksik bir el var, gördüğümüz. 

GönüllüGönüllü, 2014, Tuval üzerine yağlıboya

Seymen’in sanat kariyeri hep ‘dışarıdaki’ne odaklı, biliyoruz. Aileden ama dışarıda. Bizden ama başka. Tek bayraklı, tek milletli, tek dinli ve tek cinsiyetli bir ülkede ‘yasal’ zalimliğin ne kadar estetik, ironik, hayli kusurlu süregeldiğinin bir işareti hep çizdikleri. 

Toplantı, sürekli birbirine bakan, bacakları birbirine değen ama dışarıyı görme, konuşma imkânı olmayan toplantıları imliyor. Sürekli muhtarlarla toplantı yapan bir devlet başkanı sözgelimi. Serginin basın metninde de yer alan ‘tekil menfaatler’ kavramı bu tabloda açıkça görülüyor. Kendi kendine bakan, sadece kendini gören, kendini öğreten bir iktidarın mimari elemanı… Öyle ki gölgesi bile kendiyle aynı renkte. 

ToplantıToplantı, 2017, Tuval üzerine yağlıboya

Sanatçı, sergi mekânını da kendisi tasarlamış. Hatta ışığı öyle bir yerleştirmiş ki, gölge işbirlikçi. Misafir eserinde olduğu gibi. Karakterin omzuna saplanmış tüylere odaklanıyoruz. İmge öyle güçlü ki, Amerikan İç Savaşı’ndan başlayıp, kuir teoriye kadar upuzun bir metin yazabiliriz. Sergi kataloğunda göremeyeceğimiz ama sergi mekânında bizi yakalayan o işbirlikçi gölge ise bir yumurta gibi tekrar ve tekrar üretilen, kazanılan ve kaybedilen yeryüzünün bu haklar savaşını kara bir leke olarak yüzümüze vuruyor. Hayli sessiz bir çığlık, biteviye bir çile var karakterin o duruşunda. Yok, tüyler saplanmamış da, kusursuzca kesilip eklenmiş, gururumuzun organı omza.

MisafirMisafir, 2017, Kâğıt üzerine mürekkepli kalem

Erinç Seymen’in, sergi mekânında video yerleştirmesini de görebileceğiniz Evhamlı Konak adlı eseri, sanatçının bizi içine çektiği inandırıcı ayrıntıları, saplantılı inceliği en dışa vurduğu çalışması olarak öne çıkıyor. Serginin girişinde sizi karşılayacak bu eser aslında, varlığına sergi boyunca itinayla ikna edildiğiniz bu zalimliğin nasıl da iç’lerden dışarı’ya taştığını anlatıyor. Bu yüzden sergiden ayrılırken tekrar karşılaşacaksınız onunla… 

Evhamlı Konak​Evhamlı Konak, 2013, Kâğıt üzerine mürekkepli kalem

Kırılgan İnsan sergisiyle Seymen, hayli uzun zamandır kırık olan kolumuzu yen içinden çıkarıyor. Sergi, 4 Kasım 2017 tarihine kadar Zilberman Gallery'de görülebilir.


İlgili İçerikler
Etiketler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları