Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

Yarının Kentlerini İnşa Edenler Kimler?

Filiz YAVUZ / 23 Eylül 2009
Oscar ödüllü "Slumdog Millionaire", sadece Hollywood'a değil tüm dünyaya Mumbai'nin gerçek yüzünü gösterdi. Hindistan'daki, özellilikle Mumbai ve Delhi gibi büyük kentlerde, kent nüfusunun yüzde 70'i , filmde de görüldüğü üzere adına gecekondu bile demenin lüks kaçacağı tenekeden yapılmış korunaklarda yaşıyor!



Economist dergisi 2007 yılında, Asya'daki en büyük gecekondu mahallesi olan, Mumbai kenti içindeki Dharavi hakkında hazırladığı raporda bu yapılardan bahsediyor ve Dharavi'de "bir milyar sakinin betondan, ahşaptan ve tenekeden yapılmış bir-iki katlı 1 metrekarelik gecekondulara tıkıştı(rıldı)ğı"nı söylüyor.

Fakat sanılmasın ki, dünyada sadece Mumbai pislik yığını, sadece Mumbai'de büyük gecekondu mahalleleri var ve sadece Mumbai çok kalabalık! Dünyanın pek çok yeri Mumbai'a benziyor.


Asya'daki en büyük gecekondu mahallesi Dharavi
Fotoğraf: Sephi Bergerson


Birleşmiş Milletler tarafından 2003 yılında yayımlanan insan hakları raporuna göre Afrika, Asya ve Latin Amerika'da hemen hemen 1 milyar insan gecekondularda yaşıyor. Dünya nüfusunun altıda birine ya da kentlerde yaşayan nüfusun üçte birine tekabül eden bu rakamın 2030 yılında iki katına çıkması beklenirken, projeksiyonu daha geniş tutan Mike Davis'in Gecekondu Gezegeni'nde aktardığına göre, eğer üçüncü dünya ülkeleri bu hızla büyümeye devam ederse 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyar olacak; bu nüfusun yüzde 95'i az gelişmiş ülkelerin kentlerinde ortaya çıkacak.

Planlı bir kentleşmenin sağlanamadığı günümüzde insanlar, dünyanın her yerinde çoğunlukla illegal bir biçimde, evlerini kentin saçaklarında boş buldukları yerlere gelişigüzel yapıyorlar. Örneğin Brezilya "favelas" şeklinde adlandırılan gecekondu köyleri, São Paulo'nun üçte birini ve Rio de Janeiro'nun ise beşte birini oluşturuyor. Gazeteci Robert Neuwirth tarafından 2004 yılında yazılan "Shadow Cities / Gölge Kentler " kitabı, bu gecekondu köylerinin geçici bir fenomen olmadığını, aksine bunların şehirlerin geleceği olduğunu söylüyor: "Gecekonducular, müteahhitlerden daha çok beton karıyorlar; hükümetlere göre daha çok tuğlayı üst üste koyuyorlar. Kocaman saklı bir ekonomi yaratıyorlar…(Onlar) dünyanın en büyük inşaatçıları ve aslında yarının kentlerini inşa ediyorlar."

Dikkat çeken şey şu ki, New York ve Londra'da nispeten yakın bir zamana kadar kaldırım taşları, elektrik ya da kanalizasyon sistemi yoktu; Neuwirth, geleceğin Paris'i ya da Barcelona'sının tohumları olarak kentlerde yeşermeye başlayan gecekonduları görüyor. Çünkü bu gecekondularda yüksek yoğunluklu düşük enerjili araçlar, geri dönüşümlü materyaller, özerklik ve canlı sosyal etkileşim olmak üzere sürdürülebilirliğin ayak izlerine rastlanabilir. Bu noktada gelecek umudunun nerede olduğunu sormak gerek, gecekondularda mı, planlı kentlerde mi? Yoksa her ikisinde de mi?

Geleceğin kentleri sağlık, güvenlik ve istikrarlı altyapı ile tanımlanabilecek planlı kentler ile esneklik, beceriklilik ve toplumun yaratıcılığıyla şekillenen gecekonduların karışımı mı olacak?



Haber, Architect Magazine'de yayımlanan Lance Hosey'in "Cities of Tomorrow" başlıklı makalesinden ve Mike Davis'in "Gecekondu Gezegeni" isimli kitabından derlenmiştir.


İlişkili Haberler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları