"Ya Erişilebilir Ya Lüks, Arası Bana Göre Değil"

mimarizm.com / Amber EROYAN / 06 Ekim 2011



Material ConneXion İstanbul'un özel davetlisi olarak Fulya'da ağırladığımız ünlü tasarımcı Sami Hayek, büyük açılış öncesinde Mimarizm'in sorularını yanıtladı. Samimi ve mütevazı duruşu ile gönlümüzü fetheden tasarımcı ile, Türkiye'de gerçekleştirdiği dekorasyon projesinden başlayıp, Meksika'nın küçük kasabalarında yerel zanaatkarlarla birlikte ortaya koyduğu erişilebilir ürünlere varıncaya dek geniş bir ölçek spektrumuna daldık.

Lüks tasarım objeleri kadar erişilebilir ürünler yaratmaktan da mutluluk duyduğunu belirten Hayek; "ikisinin arası bana göre değil" diyor


"Haaz taşınmış ama mermerlerimin yerinde durduğuna eminim"

Daha önce başka bir proje için Türkiye'ye geldiğinizi biliyoruz fakat hangi proje olduğu konusunda fikrimiz yok. Türkiye'ye sizi ilk kez hangi rüzgarın attığını öğrenebilir miyiz?

Bir gün tanımadığım bir adam Los Angeles'taki stüdyomun kapısını çalarak; "Tasarımla ilgili ‘34' adlı bir dergim var. Yaklaşık 1,5 yıl kadar önce sizin de bazı işlerinizi yayımlamıştık" dedi ve güncel işlerimi görüp göremeyeceğini sordu. Onu içeri buyur ettim ve projelerimi gösterdim. Stüdyodaki gezisi sona erdiğinde, "O zaman mimarımı ve tasarımcımı hemen kovuyor ve sizi bu hafta içinde İstanbul'a bekliyorum" dedi. 

Peki bu buluşma ne zaman ve hangi projeyi hayata geçirmek üzere gerçekleşti?

2005 ya da 2006 yılıydı. Müşterim ise, ‘34' Dergisi ve Republica PR Ajansı'nın da sahibi olan Murat Patavi idi. Yeni tasarım mağazası Haaz'ın iç mekân projesini  tasarlayacaktım. Gerçekten çok ilginç birisi. Beni hemen ikna etmiş olmasına ve her şeyi bu kadar hızlı çözebilmesine hayran kaldım. Dolayısıyla teklifine karşı koyamadım ve kalkıp İstanbul'a geldim.

Proje alanına vardığımızda her şeyin başlangıç aşamasında olduğunu gördüm. Yüksek katlı bir binanın bodrum katındaydık. Bin metrekarelik bir alandı. Ortada asansörlerde kullanılan bir makine vardı, her yerden havalandırma ve su boruları geçiyordu, yer su içerisindeydi. Tam bir karmaşa hali… Mekanı gösterdikten sonra hemen, "Şimdi ne yapıyoruz?" diye sordular. Ben de daha uçaktan yeni indiğimi ve buradaki kültürü tanımak için biraz zamana ihtiyacım olduğunu söyledim. Tüm bir günümü sokaklarda dolaşarak geçirdim. Sonra da bu geziden edindiğim izlenimlerden yola çıkarak önerimi sundum.

Her yerde karşıma çıkan mermeri kendi projeme de dahil ettim. Bu kadar sık kullanıldığına göre, burada yaşayanların bu malzemeyle bir ilişkisi olması gerektiğini düşündüm. Getirdiğim tek farklılık, onu ahşap gibi kesmem ve parçaları parke boyutunda zemine döşemem oldu. Bu uygulama çok beğenildi çünkü daha önce mermerin bu konseptte kullanıldığını pek görmemişlerdi. Bunun yanı sıra, duvarın üzerine bazı balkoncuklar yerleştirdim. Osmanlı bezeme sanatından parçalar ile özel tasarım çiniler kullandım. Bu kurguyu Türkiye'nin, özellikle de İstanbul'un çokkültürlü yapısı içerisinde varolan etkileşimi betimlemek üzere geliştirdim.

İstanbul'a bu gelişimde projeyi tekrar görmek istedim ama Haaz'ın başka bir yere taşındığını öğrendim. Mekan el değiştirmiş olsa da mermerlerin hala orada olduğuna eminim (gülüyor).

Bu İstanbul'a ikinci gelişiniz oluyor o zaman…

Hayır, Haaz projesini yaparken üç kez gelmem gerekti. Ama bu sefer kenti dolaşmak ve insanlarla etkileşime geçmek için daha çok vaktim olacak. Önceki ziyaretlerim sadece çalışmakla geçti.  


"Tasarımla sınırlı kalmayan projelere odaklanıyorum"

Geçtiğimiz ay yapılan bir röportajınızda, "Daha önce yaptığım bazı projeler bunları tekrar yapmak istemeyeceğimi anlamak için iyi bir deneyim oldu" diyor ve mezun olduktan sonra 10 yıl boyunca önünüze gelen pek çok teklifi kabul ettiğinizi, artık sizi daha çok çeken işler yapmayı tercih ettiğinizi söylüyorsunuz. Şu anda en çok hangi projelere sıcak bakıyorsunuz?

'Projeler' yerine, ‘proje ve müşteri kombinasyonu' ifadesini kullanmayı tercih ederim. Artık hangi projenin sorun yaratacağını önceden kestirebilecek deneyime sahibim. Bundan kısa bir süre önce bir arkadaşım kendileri için bir restoran tasarlamamı istedi. Gittim, mekanı gördüm ve bütçelerinin ne olduğunu sordum. Tamamen gerçekdışı bir rakam telaffuz etti. Hem projeyi çok kısa bir süre içerisinde tamamlamayı istiyor hem de bunu gerektiğinden çok daha az bir maliyetle hayata geçirmeye çalışıyordu. Bu teklif daha önce karşıma gelmiş olsa, yeterli deneyime sahip olmadığım için kabul edebilirdim ama bugün bunun imkansız olduğunu rahatlıkla görebiliyorum. Dolayısıyla projenin gerçekte hangi sürede ve ne kadara yapılacağını söyleyip kenara çekildim. Geçen ay restoranın açılışına davetliydim ve o gün arkadaşım bana, "Seni dinlemeliydim" dedi. Sonuçta her şey benim teklif ettiğimden çok daha pahalıya mal oldu ve çok daha uzun bir zaman harcandı.

Buradan varmak istediğim nokta şu; bir kez bir projeyi kabul ettikten sonra o projeye kendinizi adamış oluyorsunuz. Bazı projeler aylarınızı, hatta yıllarınızı alabiliyor. Tüm ofis buna odaklanıyor. Artık o noktadan sonra geri adım atamazsınız. Dolayısıyla başarılı olmak için uygun altyapıya sahip projeyi seçmek daha da önem kazanıyor. Şu sıralar en çok ilgi duyduğum projeler, sadece tasarımla sınırlı kalmayan projeler diyebilirim.


"Objelerin üretime dair bilgiler taşıdığına inanıyorum ve bunu görünür kılmak istedim"

Bu soruyu sormamın bir nedeni de, yıllar geçtikçe müşterilerinizin lüks markalardan erişilebilir markalara doğru değişim göstermesi. Daha önce bazı sosyal konut projelerinde yer almıştınız. Son olarak Meksika'daki dar gelirli insanların yaşam koşullarını iyileştirmek için bir projeye giriştiniz.

Yaptığım işlerin geniş bir yelpazeye yayılmasını seviyorum. Erişilebilir tasarımlar üretmekten mutluluk duyuyorum. Öte yandan vakit alan, sofistike malzemeler ile özel prosesler kullanan ve bunun sonucunda daha pahalıya mal olan tasarımlar üretmekten de çok keyif alıyorum. Bu iki durumun arasında kalan orta karar işlerden pek haz etmiyorum. Ya çok ulaşılabilir tasarımdan ya da pahalı malzemelerle elde edilen lüks ürünlerden yanayım. Son zamanlarda çok keyif aldığım bir işe giriştim. Meksika'daki küçük kasabalara giderek yerel halkla birlikte çeşitli işler ürettim.


Meksika fotoları: Metropolis Magazine


Uğradığınız yerlerden biri annenizin memleketiydi, değil mi?

Evet, Oaxaca anneannemin ve annemin doğup büyüdüğü kasaba. Bu bölgenin, çocukluk yıllarımdan hatırladığım ve beni her zaman büyüleyen kendine has siyah bir kili (barro negro) var. Yıllar sonra buraya tekrar döndüğümde, yerel zanaatkarlarla kafa kafaya vererek, bu özel malzeme ile daha büyük objeler elde etmek için nasıl bir süreç izlememiz gerektiğini bulmaya çalıştık. Bence muhteşem bir proje oldu çünkü zanaatkarlar, geleneksel üretim biçimlerine oranla şu anda daha fazla para kazanabiliyor. Dolayısıyla bu projeye dahil olan tüm bu küçük topluluklar işbirliğimizden olumlu yönde etkilendi diyebilirim.

Bu yolla yüzlerce aileyi daha iyi yaşam koşullarına kavuşturmayı hedeflediğinizi söylüyorsunuz.

Evet, aynı formülü Meksika'nın diğer noktalarındaki topluluklara da taşıdık. Gerek tasarım anlamında gerekse sosyokültürel anlamda çok akıllıca bir proje oldu. Aynı yöntem diğer ülkelere de rahatlıkla uygulanabilir. Tabi bu fikir ilk benden çıktı demiyorum, daha önce de benzer girişimlerde bulunan tasarımcılar oldu. Sadece, bu rakamı yükseltmek için sağladığım katkının beni çok mutlu ettiğini vurgulamak istedim.  



Teknik anlamda da keyif aldığınız bir çalışma olmuş olmalı. Çamurla uğraşmak pek alışık olduğunuz bir şey değil sanırım…

Evet, bu konu bana halen çok zor geliyor. Çünkü sadece çamurun değil, ateşin de kendine has bir karakteri var. Parça ateşe girince patronu artık o oluyor. Ateş, çamuru içeri kabul edip etmeyeceğini, onu eğip eğmeyeceğini ya da ondan güzel bir sanat objesi yapıp yapmayacağını hemen belli ediyor. Bu, çok az kontrol edebileceğiniz malzemeleri ve yöntemleri kullanmanız için de mütevazi bir deneyim aynı zamanda.

Peki siz daha önce hiç çamurla çalışmış mıydınız?

Hayır, hayatımda ilk kez bu işe giriştim. Geleneksel yolla yapıldığı için saatini ve ısısını ayarladığınız bir fırın gibi değil, çok sayıda değişken devreye giriyor. Ateşi, bazen beş saat boyunca bebek bakar gibi kollamanız gerekiyor. Fazla körüklerseniz her şey tuzla buz olur, yeterince kuvvetli olmaması durumunda ise yüzey istediğiniz sertliğe ulaşmaz. Emek yoğun bir çalışma biçimi. Benim aradığım da buydu; projenin, ‘elimizin altında' olması. Objelerin, kimin elinden çıktığına, nerede ve nasıl yapıldığına bağlı olarak farklı bilgiler taşıdığına inanıyorum. Dolayısıyla bu seriyi hayata geçirirken, eserleri ortaya koyan insanların ellerini ve yerel kültürü özellikle vurgulamak istedim.


"Material ConneXion, tasarımcılar için muhteşem bir araç ve zengin bir kaynak"

Son olarak favori bir malzemeniz ya da favori bir kombinasyonunuz olup olmadığını öğrenebilir miyiz?

Buna net bir cevap vermem çok zor çünkü farklı malzemeler ve prosesler keşfetmeyi çok seviyorum. Hedefim; nesneler değil, deneyimler tasarlamak. O anki amaca en uygun malzeme neyse onu buluyor ve kullanıyorum. Bu nedenle de tek bir malzemeye takılıp kalmak bana göre değil. Tam tersine farklı malzemeler keşfetme peşindeyim. Bu bağlamda, Material ConneXion'ın tasarımcılar için muhteşem bir araç ve zengin bir kaynak olduğunu düşünüyorum. 

Material ConneXion'dan ne kadar zamandır faydalanıyorsunuz?

En azından bir beş yıl olmuştur. Gerçekten müthiş faydasını gördüm. Hem acayip zaman kazandırıyor hem de proje uygulamalarınız için en iyi malzemeyi seçme olanağı sunuyor. Material ConneXion'ı nasıl tarif edersem edeyim, önemini yeterince iyi vurgulayamayabilirim. Ama mimarlar, inşaatçılar, moda tasarımcıları ya da malzeme arayışındaki herhangi birisi için olağanüstü faydalı bir araç olduğunu söyleyebilirim.

Kütüphanede sizi en çok etkileyen malzeme hangisi oldu?

Sürekli yeni eklemeler olduğu için değişiyor. Ama şu anda beni en çok büyüleyen malzeme, nemli ve karanlık bir ortam sağlandığı takdirde, herhangi bir zaman diliminde büyümeye devam eden canlı bir organizma. Bununla yeni bir şeyler denemek için sabırsızlanıyorum.

 


İlişkili Haberler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin