Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

Nesin Sanat Köyü Mimarlık Okulu'nun İlk Öğrencileri Anlatıyor

Amber Eroyan / 21 Mayıs 2018
Nesin Sanat Köyü Mimarlık Programı'nı mercek altına alan söyleşi dizimizin üçüncü ve son bölümünde, sözü ilk senenin katılımcılarına veriyoruz.

Fotoğraflar: İlkyaz Portakalcıoğlu

Nesin Sanat Köyü Mimarlık Programı söyleşi dizimizin üçüncü bölümünde söz, yaz okulunun ilk katılımcılarında... İTÜ mimarlık üçüncü sınıf öğrencisi Beyza Emir, Düzce Üniversitesi mimarlık bölümü mezunu ve MSGSÜ Bina Bilgisi programı yüksek lisans öğrencisi Begümnaz Özçelik, ODTÜ felsefe bölümü öğrencisi Doğa Çal, Kadir Has Üniversitesi mimarlık bölümü öğrencisi Gün Rodoplu, Girne Amerikan Üniversitesi mimarlık bölümü öğrencisi Serap Sönmez ve Süleyman Demirel Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü Araştırma Görevlisi Sevtap Sarıca, hem katıldıkları programı değerlendiriyor hem de okula başvurmayı düşünenlere Nesin Köyü'nün sunduğu olanakları birinci ağızdan aktarıyor.

* * *

Nesin Sanat Köyü Mimarlık Yaz Okulu’na neden katılmak istediniz?

Gün: Köyün güzel atmosferini yıllardır arkadaşlarımdan duyuyordum. Atölyelerin konuları ve yürütücüleri hakkında bilgi sahibi olduktan sonra böylesine değerli insanlarla, Nesin Köyü gibi bir mekanda birlikte olma şansını kaçırmak istemedim. Ayrıca bir mimarlık öğrencisinin tatili olmaz! Yaz tatilimi olabildiğince doldurmak niyetindeydim ve köye başvurdum.

Begümnaz: Nesin Köyü’nü tecrübe etmek hayatımın yapılacaklar listesindeydi. Mimarlık Yaz Okulu’nun açılması dolayısıyla köyü mimarlıkla iç içe deneyimleyebilme fırsatı benim için kaçırılmaması gereken bir şanstı.

Serap: Mimarlık eğitimini farklı programlarda ve mekanlarda deneyimlemek benim için önemliydi. Mimarlık okullarının eğitiminde yeterli bulmadığım entelektüel gelişimi Nesin Sanat Köyü’nde deneyimleyebileceğimi düşündüğüm için de programa katılmak istedim.

Beyza: Nesin Sanat Köyü’nü küçüklüğümden beri biliyordum, ablam buradaki çalışmalara katılmıştı. Ben de kendi bölümümle alakalı bir sanat programı olduğunu öğrendiğimde hemen başvurdum.

Mimarlık öğrencisinin tatili olmaz! - Gün
Köyü tecrübe etmek, yapılacaklar listemdeydi - Begümnaz
Mimarlık eğitiminde eksik olan entelektüel gelişimi deneyimleyebileceğimi düşündüm - Serap ​
Bölümümle alakalı bir program olduğunu öğrenince hemen başvurdum - Beyza
Eğitimime katkıda bulunacak yeni yöntem ve uygulamaları deneyimlemek istedim - Sevtap
Mekan ve zaman, felsefe eğitiminde çok sık okuduğumuz kavramlar - Doğa

Sevtap: Ben de çeşitli üniversite ve disiplinlerden gelen saygın hocalarla tanışmak, mesleğime ve eğitimime katkıda bulunacak yeni yöntem ve uygulamaları deneyimlemek, farklı üniversite öğrencilerinin eğitim ve meslek konusundaki deneyimlerini paylaşmak gibi amaçlarla bu programa katılmak istedim.

Doğa: Muhtemelen her çocuk gibi çok küçük yaşlarda resimle tanıştığımdan beri boyalarla, kalemlerle, kağıtlarla uğraşıyorum. Bu ilgim zaman geçtikçe farklı malzemelere de taşınarak deneme yanılmalarla oynadığım bir uğraş haline geldi. 2016 yılında Nesin Sanat Köyü’ndeki bütünleşik sanat atölyelerine rastladığımda çok heyecanlandım. Köy ile bu ilk tanışmamdan sonra programlarını takip etmeyi sürdürdüm. 2017'de başlayan mimarlık programlarına, atölyelerde beraber işler yaptığımız Cemil’in (Çalkıcı) öncülük ettiğinden habersizdim. Cemil’in okula afiş asmamı rica etmesiyle programları daha bir heyecanla inceledim ve atölyelerin “mekan” hakkında olduğunu gördüm.

Felsefe eğitiminde mekan ve zaman çok sık okuduğumuz kavramlardı. Benim de buna dair sorularım vardı. Sorunuzu, başvuru esnasında yazdığım niyet mektubunda bahsettiklerimle yanıtlamak isterim: Gördüğüm rüyalarda mekanın olmadığını fark etmiştim. Mekan hep fazlasıyla silikti. Uyandığımda hatırladıklarım yaşanan olaylardı sadece. Oysa mekan, bu olayların yaşanmasına zemin olan beşikti. O olmadan insanlarla nasıl karşılaşılabilirdi ki? Hatırladığım olaylar hangi kucakta, beşikte gerçekleşecekti? Ya da gerçekleşmeyecekti? Çünkü mekan bu karşılaşmaları sağladığı kadar, ayıran da bir şeydi aynı zamanda. Ege Üniversitesi'nde, okuduğum fakültenin önünde banklar vardı. Bu banklar hocaların ve öğrencilerin rastgele karşılaşmalarına alan açıyordu. Sonra bir gün çevre düzenlemesiyle oradan kalktılar. Hocalar öğrencilerle sınıf ve kendi özel odaları haricinde denk gelip sohbet edemez oldu. Yeni gelen öğrencilerle eski öğrenciler birbirleriyle tanışamaz oldu. Meğerse banklar, orada farklı karşılaşmalara kucak açan kocaman bir mekanmış. Sonra ODTÜ’ye geldiğimde, kütüphanenin daracık önünün aslında ne de büyük bir mekan olduğunu fark ettim. Çeşmenin etrafında duran, sohbet eden, fikir alışverişi yapan, birbirlerine bir şeyler gösteren insanlar… Bir çeşme başı belki ferah ve geniş bir kafeden daha büyük bir mekan olmuştu.

Bu gördüklerim, düşündüklerim beni dolaylı olarak mekanın düzenlenmesine ve mimarlığa götürdü. Nesin Sanat Köyü’ndeki mimarlık yaz okulunun da temel aldığı kavramlardan biri mekandı. Orada aklımdan geçenleri paylaşacak birileriyle buluşmak mutlaka gerçekleşmesi gereken bir şey diye düşündüm. Programa böyle bir motivasyonla başvurdum.

Katıldığınız programlara ilişkin izlenimlerinizi paylaşabilir misiniz?

Sevtap: Mimarlık Yaz Okulu 1 programına katıldım. Öncelikle etkinlik mekanını anlatmaya kelimeler yetersiz kalır. Hem doğanın hem de köyün kendine has mimarisinin etkisiyle bambaşka bir dünyanın parçası gibi hissettim. Böyle bir ortamda gerçekleşen programın sadece düşüncesinin değil, hissiyatının da tadı insanın damağında kalıyor. Ders içerikleri hem keyifli hem de son derece eğiticiydi. Her şeyi en ince detayına kadar düşünülmüş olan projeler bittiğinde bu kadar kısa sürede nasıl bu kadar çok ürettiğime ve öğrendiğime şaşkındım. Herkesin istekli olduğu bir çalışma ortamı mucizeler yaratmak için yeterliymiş. Eğitmenler ve katılımcılar hep beraber sıcacık bir beraberlik kurduk, çoğuyla da hala görüşmeye devam ediyoruz. Hem bir akademisyen hem de bir öğrenci gözüyle bakma şansı elde ettiğim bu program, ilerde kendi öğrencilerime vereceğim eğitim ve onlara yaklaşımım konusunda güzel fikirler edinmemi sağladı. Her şey sona erip de evime dönerken aklımda tek bir düşünce vardı, “keşke hiç bitmeseydi…”

Begümnaz: Başak Özden, Hande Ceylan ve İrem Uslu’nun yürütücülüğünde gerçekleşen “Parça-Bütün (Zaman, Ölçek, Bakış)” temalı Mimarlık Yaz Okulu II programına katıldım. Başka birçok yaz okuluna ve etkinliğe katılmış biri olarak NSK Mimarlık Yaz Okulu’nun diğer etkinliklerden çok farklı bir kategoride olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Nesin Köyü’nde bulunmak başlı başına çok farklıyken buna bir de mimarlık eklenince eşsiz bir deneyime dönüşüyor. Ne etkinlik programı ne de etkinlik mekanı bizi köyden kopardı; aksine köyü daha çok keşfetmemize ve ondan daha fazla yararlanmamıza imkan sağladı. Sunumlar ilgi çekiciydi. Özellikle sunum sonrası tartışmalar sanırım tüm katılımcıların en keyif aldığı kısımdı; uzadıkça uzuyor ve hepimiz için yararlı bir hale dönüşüyordu. Sonrasındaysa sunumlar ve tartışmalar yorumlarımızla ürünlere dönüşüyordu. Yürütücülerin etkinlik programını yaparken titiz davrandıkları belli oluyordu. Kısaca verimli ve keyifli olduğunu söyleyebilirim.

Serap: Yaz Okulu II Programı’nın Parça-Bütün (Zaman, Ölçek, Bakış) atölyesine katıldım. Parça ve bütün içeriklerini bir atölye kapsamında farklı etkinliklerle ele aldık. İlk olarak kendi yarattığımız kadrajlarla bakış ve ölçeği sorguladık. Ardından grup halinde parça ve bütünlüğü sorguladık. Her bir etkinlikte ortaya çıkan ürünlerle oluşturduğumuz sergide ise bütünsel bir çalışma hazırladık. Mimarlık Yaz Okulu ikinci defa denenmiş olmasına rağmen program akışının, atölye konumuzla çok başarılı entegre edildiğini düşünüyorum. Köyde eş zamanlı ilerleyen diğer atölyelerle zaman zaman birlikte çalışmamızın atölyemize çok büyük katkıları oldu. Her üç eğitmenin de atölyeye farklı katkılar sağladığını düşünüyorum. Eğitmenlerimiz hem kullandığım mimarlık diline hem de kendi deneyimleri ile kişisel gelişmime katkı sağladı, okunacak ve izlenecekler listemi çoğalttı. NSM Mimarlık Programı'nın diğer yaz okullarından farklılığının mekan ve program yoğunluğu olduğunu düşünüyorum. Daha önce katıldığım programlarda, etkinlikler zaman zaman şehirde ya da farklı mekanlarda gerçekleşirken, bu programda gezi ya da farklı mekanlarda çalışmalar yoktu.

Doğa: 2017'de düzenlenen ilk mimarlık programına katıldım. Bu ilk program özelinde, atölyelerin birkaçında bende büyük yer etmiş küçük şeylerden bahsetmek isterim. Kunter Manisa ve Erhan Vural’la mimarlık eğitimindeki temeller üstünde durduk. Mimarlık, toplumsallığın, doğanın, hayatın kesiştiği kümenin kendisi diye konuştuk. Teselasyon gibi temel mimarlık pratiklerini deneyimledik. Aslıhan Şenel ile 'Mekanlaşan Efsaneler' atölyesinde, Efes ve Bafa gölü gibi haklarında çok yazılıp çizilmiş yerlerle bireysel etkileşime geçmeyi denedik. Efes’teki kocaman taşların nasıl ve neden böyle dizildiklerini, aralarında nelerin yaşanmış olabileceğini, onlarla uzun bir gözlemleme ilişkisine girerek düşündük, taşındık, hayal ettik. Bunu yaparken Aslıhan hocanın seçtiği araç resimdi. Resim, sizi karşınızda gördüğünüz malzemeyle, mekanla, düzenlenişle daha uzun süreli ilişki kurmaya itiyor. Oruç hocanın atölyesinden de mutlaka bahsetmeliyim. Oruç hoca bir şiir mimarı... Bir atölyede yanına birini çağırdı, "kolunun dışını kolumun dışına değdirerek beraber yürüyeceğiz" dedi. Yürümeye çalıştılar, ama sadece çalıştılar. Çünkü birbirine kenetlenmeden sadece değerek tutunan iki malzeme birbirleriyle uyumsuz oluyordu. Sonra birbirlerinin kollarına girdiler, birbirlerini sırtlarından kavradılar ve yeniden yürümeyi denediler. Bu sefer her şey çok uyumluydu. Harçla yapıştırılmış iki yüzey yerine, birbirlerine kenetlenmeyi başaran iki yüzeyin ne kadar dayanıklı ve sağlam olacağını konuştuk. Bütün atölyeler bize içinde yaşadığımız özel mekanlar yarattı. Mimarlık formasyonuna yabancı bir öğrenci olarak sorularıma cevap oldu, daha da sorular sordurttu. 

Atölyeler, Nesin Sanat Köyü’nün genel olarak amaçladığı "alternatif olma" gayesini güdüyor. Disiplinlerarası ve çokludisiplinli bir tavırla, herkesin kendine bir yer bulmasına, oradan bir şeyler alıp oraya bir şeyler katmasına alan tanıyor. Bunun köy gibi bir ortamda olması da çok özel. Köyün ilk akşamı, buraya ilk defa gelenler arasında sık sık konuşulan bir şey var: Bir gün geçti ama sanki günlerdir buradayım! Köyde zaman farklı akıyor. Okulda ve iş hayatında, içinde olmaya alıştığımız koşuşturmacadan farklı bir halde ve harekette olmamıza izin veriyor. Zamanı böylesi farklı deneyimlediğimiz bir yerde yapılan her atölye gibi, “mekan”ın yanından geçmeye çalışan, onu evirip çeviren, onunla ilişkilenen mimarlık atölyelerine katılmaya doyamıyorsunuz.

Herkesin istekli olduğu bir çalışma ortamı mucizeler yaratmak için yeterliymiş - Sevtap
Nesin Köyü başlı başına çok farklıyken, buna bir de mimarlık eklenince eşsiz bir deneyime dönüşüyor - Begümnaz
Köyde eş zamanlı ilerleyen atölyelerle birlikte çalışmamızın çok büyük katkısı oldu - Serap
Mimarlık formasyonuna yabancı bir öğrenci olarak sorularıma cevap oldu, daha da sorular sordurttu ​- Doğa

Mimarlığın bilmediğim kısımlarıyla ilgili şeyler yapabildiğim için mutlu oldum - Gün
Ders içerikleri doğa içinde üretim odaklıydı - Beyza

Gün: 2017 yazındaki ilk programa katıldım. Ders içerikleri atölye yürütücülerinin merak ve uzmanlıkları doğrultusunda ilerliyor. Köyde bulunduğum iki hafta içinde, yanlış hatırlamıyorsam beş farklı atölyede çok farklı temalarda çalıştık. Programın koordinatörü Cemil olabildiğince dolu bir program hazırlıyor. Çok yorucu olmasa da genelde program, sabahtan geceye kadar atölye ve konuşmalarla dolu geçiyor. Nesin Sanat Köyü'nde mimarlığın bilmediğim veya o zamana kadar ilgilenemediğim kısımlarıyla ilgili şeyler yapabildiğim için çok mutlu oldum ve çok iyi zaman geçirdim.

Beyza: Mimarlık yaz okulunun ilk programına katıldım. Ders içerikleri doğa içinde üretim odaklıydı. Mimarlık programı olmasına rağmen mimarlığın uzandığı her alana değindik. Şiir okuduk, dans ettik, gezdik, meditasyon yaptık. Zaten burayı güçlü kılan şey de bu çeşitlilik.

Programa başvurmayı düşünenlere iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Serap: Hem öğrenerek hem eğlenerek geçirebileceğiniz bir yaz okulu programı olduğunu düşünüyorum. Parça-bütün atölyesinde her gün programlanmış çalışmalar bütünsel bir sonuç oluşturuyor. Okunacaklar listenizi genişletebilirsiniz. Çok güzel dostluklar edinerek, köy ortamında birçok şeyi sorgulayabilir ve öğrenebilirsiniz. Köydeki farklı programların etkinliklerine katılarak fotoğraf, minyatür, beden atölyesi gibi farklı sanat dersleriyle yeni deneyimler edinebilirsiniz. Tüm bu sanat dallarının mimarlıkla nasıl ilişkilendiğini gözlemleyebilir, mimarlığa farklı bir çerçeveden bakma fırsatı bulabilirsiniz. Okullarda gördüğümüz mimarlık eğitiminin yanı sıra entelektüel gelişim ve farklı deneyimleriyle birlikte eğitici ve öğretici bir program olduğunu düşünüyorum. Bana göre okullarda olması gereken mimarlık eğitimi Nesin Sanat Köyü’nde deneyimlediğim programdaki gibidir.

Doğa: İlgisinin ucundan kıyısından bile olduğunu düşünen herkese bir davettir mimarlık programlarınınki…

Gün: Köy’ün inanılmaz atmosferinde yeni insanlarla tanışmak ve arkadaşlık kurmak, aynı masada yemek yiyip birlikte işler üretmek, çok değerli hocalar ve meslektaşlarınızla tanışmak için çok iyi bir fırsat olduğunu söylemek isterim. Aynı anda hem vaktinizi değerlendirip mesleki anlamda tatmin olmuş bir şekilde ayrılıyor, hem de çok güzel bir tatil yapmış oluyorsunuz diyebilirim.

Okullarda olması gereken mimarlık eğitimi burada deneyimlediğim programdaki gibidir - Serap
İlgilenen herkese bir davettir, mimarlık programlarınınki... - Doğa
Hem mesleki anlamda tatmin oluyor hem de çok güzel bir tatil yapmış oluyorsunuz - Gün
Burada bulunma deneyimi insana umut ve azim veriyor - Beyza
Geldiğiniz kişiden başka biri olarak eve döneceğiniz garanti - Sevtap
Köyün insanı içine çeken samimi ve eşitlikçi yapısına kendinizi bırakın - Begümnaz

Beyza: Köy dünyadan bağımsız, ütopik bir adacık gibi. Herkes kendi işini görüyor, üretiyor ve paylaşıyor. Burada bulunma deneyimi insana umut ve azim veriyor. Çok güzel insanlarla tanışıp çok güzel bir hafta geçirmek için köy harika.

Sevtap: Nesin Sanat Köyü’nde kalmak, oranın atmosferini deneyimlemek bile başlı başına bir kazanım. Bu ortama bir de son derece kaliteli bir eğitim programı eklenince iki haftanın sonunda geldiğiniz kişiden başka biri olarak eve döneceğiniz garanti. Alanlarında uzman eğitmenler sadece katılımcılara katkı sağlamak, birlikte deneyimlemek, tasarlamak ve eğlenmek için tüm gönüllülük ve sevecenlikleriyle oradalar. 

Begümnaz: Bir mimarlık etkinliğinin köy ortamında nasıl şekillendiğini görmek için bu programa mutlaka katılmalılar. Sanırım ben de en çok bu durumdan etkilendim. Yeni katılımcılara ise köyde bulundukları zaman içerisinde köyün her türlü imkanından faydalanmalarını, köyün insanı içine çeken samimi ve eşitlikçi yapısına kendilerini bırakmalarını tavsiye edebilirim.


İlişkili Haberler
Etiketler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları