Sedad Hakkı Eldem 100 Yaşında

Filiz YAVUZ / 21 Kasım 2008


Sedad Hakkı Eldem, 100'üncü doğum yılında anılıyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Mimarlık Fakültesi'nin düzenlediği etkinlik serisinin ilki olan "Sedad Hakkı Eldem ve Mimarlığı" sempozyumunda dün (20 Kasım 2008)  Sedad Hakkı Eldem'in yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelen mimarlığı tartışıldı. Toplantıda ayrıca MSGSÜ Oditoryumu'nun isminin "Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu" olarak değiştirildiği açıklandı.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Oditoryumu'nda gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmasını yapan MSGSÜ Rektörü Prof. Rahmi Aksungur, Sedad Hakkı Eldem'in tarihteki rolünün daha asistan olarak çalıştığı 1930'lu yıllarda ve sanat dalgasının çok yükseldiği bir dönemde şekillenmeye başladığını söyledi. Aksungur ayrıca üniversite tarafından alınan karar ile MSGSÜ Oditoryumu'nun isminin "Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu" olarak değiştirildiğini açıkladı. Aksungur, "Üniversitemiz  bir salonuna Mimar Sinan Salonu, diğer salonuna Osman Hamdi Salonu ismini vermişti. Bu isimlendirmeler bizim üniversitemizde fazla olmaz. Üçüncü olarak da oditoryuma Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu adını verdik" diyerek Sedad Hakkı Eldem'in Türk Mimarlık tarihindeki önemine atıf yaptı.

MSGSÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı İlgi Yüce Aşkun ise Sedad Hakkı Eldem'in yaptığı belgeleme çalışmaları ile Modern Türk Mimarisi'nin daha bilinçli bir biçimde gelişmesine katkı sağladığını ifade etti.

Kendini bir özne olarak inşa etmiş bir birey; Sedad Hakkı

Prof. Dr. İhsan Bilgin , konuşmacı olarak katıldığı toplantıda Sedad Hakkı Eldem profili çizdi. Eldem'i "Kendini dikkatle ve özenle bir özne olarak inşa etmiş bir birey" olarak tanımlayan Bilgin "Sedad Hakkı Eldem, meslek normlarının oluştuğu çalkantılı bir dönemin en önemli ismidir" dedi.

Bilgin, Sedad Hakkı Eldem'in iddialı kişiliğinin mimarlık eğitimine başladığı yıllarda kendini gösterdiğini, yani en başından beri Eldem'in mimarlık alanında durduğu yeri tanımladığını dile getirerek şöyle konuştu:

"Eldem'in o günlerin güncel mimarlığı içindeki tercihleri en başında biraz bulanık da olsa hemen belirmiş: Dikey pencereleri ile bilinen Auguste Perret, ufka giden yatay pencereleri ile bilinen Le Corbusier ve dikey pencereleri yan yana koyarak yatay pencere elde eden Frank Lloyd Wright olmuş. Eldem'in bu tercihlerin yanısıra verdiği ikinci karar da özgünlük yatırımını 'icat' üzerine değil kültürü ilerleten 'keşif' üzerine yapmak ve Eldem keşfini ait olduğu bu coğrafyada yapmaya karar vermiş." 

Bilgin, Eldem'in "pencerelere takık" bir mimar olmadığını sadece pencereler aracılığıyla mimari vurguya baktığını ifade etti.

Eldem'in mimarlık alanında yaptığı bu üç tercihin iyi değerlendirmesinin, O'nu özgün kılmayacağını dile getiren Bilgin şunları söyledi:

"Eldem genç yaşından beklenmeyecek bir biçimde –beni de biraz şaşırtan bir biçimde- hayran olunacak bir şey aramaya başlıyor. Ankara evlerini dolaşıyor. Derken Selanik evlerini görüyor ve hayran olacağı şeyi de bulmuş oluyor. Böylece bitip tükenmeyen röleve serüveni başlıyor. Aslında röleve pratiği Sedad Hakkı'nın her şeyi. Hangi mimar bu kadar çok röleve almış? Röleve pratiği daha derinlikli bir şey. Sedad Hakkı'nun bütün entelektüel yatırımını röleve üzerine yaptığını düşünüyorum ben. Çünkü söz üzerine kurulmuş bir dünyası yok. Bu yüzdendir ki kendisinden söz söylemesi istendiğinde var olan klişeleri tekrarlıyor, ama Sedad Hakkı bir klişe adamı değil ki!"

Bilgin, "baştan sona kadar tutarlı bir insan, bir stil insanı" olarak tanımladığını Sedad Hakkı'nın tanınabilir, çeşitlendirilebilir, haz alınabilir, gurur duyulabilir bir mekan grameri aradığını ve aradığını bulduğunu dile getirdi.

Sedad Hakkı'yı ‘kültür mirası' olarak ifade etmek

Modalyonun diğer yüzünün anlatılmamasının eksiklik olacağını söyleyen Bilgin 1960'larda Sedad Hakkı'ya yaklaşan dünyanın 1980'lerden itibaren, tam da yatırım yaptığı "stil" alanı üzerinden O'ndan uzaklaştığını ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:

"80'lerden sonra ortaya çıkan gayrimenkul piyasası stile darbeyi, onu çoğaltarak ve pazarlayarak vurdu. Dolayısıyla Sedad Hakkı'nın çalışmaları ile gençlik arasında 20 yıllık bir uçurum var. Böyle oyunca, Sedad Hakkı Eldem ‘kültür mirası'ndan başka bir şey ifade eder mi kestirmek zor."


İlişkili Haberler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin