"Mimarlığın Sunması Gereken En Önemli Şey Duygulardır"

Yasemin KESKİN ENGİNÖZ / 07 Kasım 2014


                         foto: Moreno Maggi


Eşi ve ortağı Doriana Fuksas'la birlikte yürüttüğü uluslararası mimarlık bürosunda masterplan ölçeğinden kamusal yapılara, havalimanlarından konutlara dek farklı ülkelerde çeşitli projelere imza atan Massimiliano Fuksas , "konut tasarımı"na ilişkin sorularımızı yanıtladı.


"Fikir sizin istediğiniz anda değil, kendi istediği anda ortaya çıkıverir"

Mimarlık pratiğiniz boyunca konut özelinde, müstakil konutlardan apartman bloklarına, kooperatif konutlarından konut komplekslerine, öğrenci konutlarından konut yenilemelerine dek odağınızın çeşitlendiğini görüyoruz. Konut ve barınma konusunu mimarlık bağlamında; toplum ve insan yaşamı bağlamında nasıl ele alıyorsunuz? Bir mimar olarak müstakil ve sosyal konut kompleksi tasarımı arasında fark var mı sizce; bütün bu barınma çevresinde gelişen konuların ortak niteliği nedir?

Her projenin kendine göre zorlukları vardır. Her zaman şunu söylerim; bir mimari ürün başarılı olduğu zaman bir heykele dönüşür. Bunun ötesinde daha da fazlası olması gerekir. İşin aslı mimarlık, kente, insanlara, herkese ait bir şey. Bunun yanında yeni yapıları tarihle bütünleştirmesi de gerekiyor. Bunu yapmak için oyuncular ve izleyiciler arasında bir diyalog kurmalısınız. Bu duygusal bir mesele. Burada asıl önemli olan nokta projenin doğuş aşaması ve bunun mucizevi, anlaşılamaz, özgün ve tekrar edilemez olması, bir boşluğu doldurması gerek. Araştırma sırasında bir fikir sizin istediğiniz anda değil kendi istediği anda ortaya çıkıverir. 

"Doğal parçaları tekrar yaratmaya çalışıyoruz"

Konut ya da barınma, tasarımınızda nasıl sorunsallaşıyor? Bugün konutu kentsel tasarım ve planlama konularından ayrı düşünebilir miyiz?

Bir proje üzerinde çalışırken bunların hepsini düşünüyoruz. Su ve enerji kazanmak için doğal parçaları tekrar yaratmaya çalışıyoruz. Ancak, yeşil alanları korumak ve doğaya uyumlu yapılar inşa etmek sürdürülebilir kentsel gelişme için yeterli değil; kentlerin sürdürülebilirliğini sağlamak için çevresel, politik, sosyal, entellektüel ve ekonomik bağlamları bir arada değerlendirmek; ekonomi, doğa ve insanı bir araya getiren bir coğrafya yaratmamız gerekiyor.

"Demokrasi, mimarlığın en çetin konularından biri haline geliyor"

Binlerce insanın yaşamını sürdüreceği bir konut projesinde artık yalnızca o kişilerin yaşayacağı bir mekândan söz etmek yetersiz kalabilir. Sizce miktar olarak "büyüklük"ün konut projesi aracılığıyla etkisi nedir? Bu tip durumlarda insan ölçeğine nasıl yaklaşılır?

Bizim odak noktamızda her zaman insan yer alır. İçinde çok az taşıt bulunacak bütün bir kent tasarlamak istiyoruz. İnsanların birbiriyle buluşabildiği bir kent. Milyonların bir arada yaşaması söz konusu olduğu zaman demokrasi, mimarlığın en çetin konularından biri haline geliyor. Bugün mimarlık topluma işlevlerin çözümünden, hatta estetik ve hazdan daha fazlasını vermeli. Mimarlığın bütün işlevleri çözdükten sonra sunması gereken en önemli şey duygulardır. Ben bir mimarın toplum içinde etkin ve kritik olma görevinin olduğuna inanıyorum.

"Akılcılıkla güzelliği birleştiren bir estetik aramak gerek"

İtalya, Fransa ve Almanya'da konut projeleri yaptınız. Bu ülkelerin fiziksel ve kültürel belirleyicileri dışında, sosyal konut yapımına ilişkin hükümetlerin belirleyici ilkeleri neler?

Çağdaş mimarlığın kalitesi her zaman bir sorun oldu ve tüm dünyada da sorun olmaya devam ediyor. İtalya, Fransa ve Almanya'da geçtiğimiz yıllarda büyük miktarda inşaat faaliyeti oldu. Her yer kendi kurallarına sahip. Kurallar ve kısıtlamalar bize üretirken yardımcı oluyor. 70'lerin sonundaki değişimden beri daha fazla sınırlama daha fazla fikri de beraberinde getiriyor. Bizim mimarlığımızın temel amacı, çeşitli yerlere ve buraların ölçeğine bağlı olarak insanlara, fikir dünyalarını zenginleştirmek için insanca birşeyler ve yeni deneyimler sunmak. Projelerde fikirlerin ya da konseptlerin ortaya çıkması yalnızca bir an meselesi. Bu nedenle bu kısa zamanın ötesinde, geri kalan zaman bazen sıkıcı bazense heyecan verici olan günlük yaşam rutininden oluşuyor. Evet her ülke birbirinden farklı. Bu yanlızca yapılaşma bağlamında değil, şimdi her zamankinden daha çok, doğru yere doğru yapıyı en doğru yolla inşa etmekle ilgili. Bunu yaparken de yalnızca güzelliği amaçlamayan, akılcılıkla güzelliği birleştiren bir estetik aramak gerekiyor. 

"Her zaman esin arayışında değiliz ancak aramasak da bir biçimde onu buluyoruz"

Bir konut projesinin başarı ölçütü nedir?

Bu işte mimarlıktan, etikten ve işletmeye karşı üstlenilen sorumluluktan bağımsız bir sanatsallık yok. Mimarlık kente, insanlara, herkese ait bir şey. Bir mimar ancak "etik" olabilirse, topluma iyi mekânlar ve iyi çözümler sunması mümkün olabilir. Esin günlük hayatın her alanından alınabilir. Biz yalnızca şunu söyleyebiliriz ki her zaman esin arayışında değiliz ancak aramasak da en sonunda bir biçimde onu buluyoruz.


Bu röportaj, Konut Konferansı 2014 için hazırlanan Konut Gazetesi'nden alınmıştır.

Massimiliano Fuksas konferansı, 25 Kasım 2014 Salı günü Yapı-Endüstri Merkezi'nde gerçekleşecek Konut Konferansı'nda izlenebilir.


Proje örnekleri için ilerleyiniz. >>>>>


İlişkili Haberler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin