Mimar(lar) Kazandı, Oda Kaybetti

mimarizm.com / 21 Ocak 2008

Kongre Vadisi Mimari Tasarım Yarışması'nın ardından Mimarlar Odası ile tarafım arasında yaşanan süreçte, yarışma yönetmeliğinin 30/h no'lu maddesinde "Yarışmanın sonuçlanmasından en geç 6 ay içinde kurum birinci proje sahibini sözleşme imzalamaya çağırmamışsa birinci proje sahibine yarışma birincilik ödülü kadar tazminat öder" hükmü yer almasına ve anılan yönetmelik hükmündeki 6 aylık sürenin de dolmasına rağmen, Mimarlar Odası'nın resmen bir sözleşme imzalama çağrısı bulunmaması sebebiyle tarafıma ödemekle yükümlü olduğu tazminatın, ihtarnameme rağmen ödenmemesi üzerine mesleki hak ve çıkarlarımı korumak adına Mimarlar Odası aleyhinde açmış olduğum ve diğer bütün haklarımı  saklı tuttuğum dava,  Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/161 nolu, 16.05.2006 tarihli kararıyla sözleşmeye aykırılıktan doğan bedel istemi olarak nitelenmiş ve tarafımın sözleşme yapılmamasında kusurlu sayılamayacağı, Mimarlar Odası'nın sözleşme imzalamadığı anlaşılmakla bundan doğan tazminatı avans faizi ve yargılama giderleriyle birlikte tarafıma ödemek durumunda olduğu hükmüne varılmıştır.

Dahası, Mimarlar Odası'nın temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan inceleme sonucunda, yerel mahkemece verilen bu hüküm yüksek mahkemenin 2007/1307 nolu, 06.02.2007 tarihli kararıyla oybirliğiyle onanmıştır. Böylelikle; Mimarlar Odası'nın kanun, yönetmelikler ve genel kurulca kendisine verilen görev uyarınca zaten mimarın haklarını korumakla yükümlü olduğu halde -bırakın bu görevini yerine getirmeyi- yarışma şartnamesine ve yönetmeliğine aykırı davranmak suretiyle mimarın haklarına tecavüz ettiği bir kez de yüksek mahkeme tarafından oybirliğiyle tescil edilmiştir.

Ne var ki, sürecin en başından bu yana sadece haksızlık yapmakla kalmayıp, bunları hem kamuoyunda hem de mahkemelerde hararetle savunan ve yaptığı haksızlıkları idrak edemeyerek daha da vahim bir tablo ortaya koyan Mimarlar Odası'nın yetkili organları, son bir çaba olarak karar düzeltme istemi ile tekrar Yargıtay'a başvurmuş, fakat bu başvuru da yüksek mahkemenin 2007/ 7882 nolu, 04.06.2007 tarihli kararıyla reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.

Mimarlar Odası'nın yetkili organları 40 bin YTL'yi bulan tazminatı, üyelerinden sağladığı gelirlerle tarafıma ödeyerek bu konuyu da burda kapatmış olduklarını düşünüyor olsa gerek ki, kararın kesinleşmesinden bugüne kadar aradan geçen 6 aydan fazla süre boyunca ne davanın sonucunu mimarlık kamuoyuna duyurma gereği duymuş, ne de Mimarlar Odası'nın tarihine kara bir leke olarak geçen bu sürecin sorumluları hakkında herhangi bir soruşturma, işlem ve hatta hukuki süreç başlatma gereği duymuştur. Daha da kötüsü, bizzat uyulmasını sağlamak ve uygulamasını denetlemekle yükümlü oldukları yasal düzenlemelere dair bu "tecrübesiz" mimardan aldıkları hukuk dersine ve yargı kararına rağmen Mimarlar Odası yönetim kurulu üyelerinin hala koltuklarında oturabilmeyi hazmedebiliyor, bu kara lekeyi -her nasılsa- görev ve koltuklarıyla bağdaştırabiliyor olmalarıdır.

Tıpkı yarışma sonrası yaşanan süreçde olduğu gibi hukuki süreç boyunca da Mimarlar Odası'nın yetkili organları gerek eylemleri, gerekse de söylemleriyle dünyayı tersine döndürebilmeyi başarmış ama güneşi balçıkla sıvayamamışlardır.

İlgililere ve mimarlık kamuoyuna saygılarımla,

 

Fatih ERDUMAN

 


Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin