Isozaki'nin Saçağı Uffizi'nin Yeni Yüzü Olacak

E.Seda Kayım / 21 Kasım 2007

Floransa Uffizi Galeri'ye büyük boyutlu bir modernist giriş saçağı eklemeye dair planlar kent basınında oldukça fazla yer tutmuştu. İtalya'nın son yıllarda karşılaştığı en tartışmalı mimarlık yapıtı olarak adlandırılan proje, tüm kamusal baskıya rağmen üst mercilerden geçerek kabul edildi. Dokuz yıldır süregelen tartışmalara ve Floransalıların başından beri gösterdiği büyük tepkiye rağmen proje, Kent Valiliği Şehir Planlama Departmanı Başkanı Paola Grifoni tarafından onaylandı.

Projenin mimarı, İtalya'da gerçekleşmiş 2006 Kış Olimpiyatları Buz Hokeyi Stadyumu ile tanınan Arata Isozaki. 1998'de müzenin arazisi ve işlevine bağlı olarak yeni bir çıkış yapısı tasarımı üzerine düzenlenen profesyonellere açık yarışmanın galibi olan Isozaki, Norman Foster ve Hans Hollein gibi dünyaca ünlü diğer mimarları egale ederek projenin sahibi olmuştu.Çözümü ise son derece basit: Müze galerisinden dışarı doğru ‘havalanan' ve ince, farklı boyutlarda dikdörtgenlerden oluşan şeffaf plasterlerin bir araya gelmesiyle şekillenen devasa bir saçak. Saçak, barındırdığı şeffaflıklar ve boşluklarla Boticelli ve Brunelleschi gibi sanatçıların eserlerini izlemlemeye ara verecek galeri ziyaretçileri için güneşi filtreleyen bir meydancık yaratacak. Şüphesiz yeni projeyi bu orijinal Rönesans yapısıyla entegre etmek gibi bir kaygı yoktu: ‘yeni' ile ‘eski'nin karşılaşması son derece güçlü bir imge oluşturacaktı. Yapının destekçileri Isozaki'nin yapısı için ‘bir şaheser' nitelendirmesinden sakınmıyorlar; nitekim yapı gerçekten de 1935 tarihli Floransa istasyonundan sonra kentin ilk büyük çaplı modern yapısı olma ünvanını taşıyacak. Floransa'lı mimar Nicola Santini 'nin şu sözleri bu bağlamda anlam kazanıyor: Mimarlık net bir dil ve güçlü fikirlerle Floransa'da tekrar konuşmaya başladı.

Fakat muhafazakarların tepkisi çok şiddetli oldu. Devamında yaşanan çözülmenin gittikçe uç boyutlara taşındığı söylenebilir. Öncelikle sanat tarihçisi ve dönemin Kültür Bakanlığı Müsteşarı Vittorio Sgarbi bu ‘terör'ün durması için bir kampanya başlattı. 2001 yılında başlatılan kampanyanın ana söylemini ise yeni yapının temellerinin, müzenin altında bulunması ‘muhtemel' arkeolojik kalıntılara zarar vereceği idi. Devamında üretilen savlar ise son derece keskin. "Piazza Castellani ve çevresini koruyan imar yasaları bu bölgeyi ‘Zon A' olarak sınıflandırmıştır, bunun diğer bir değişi ‘değiştirilemez'dir. Hiçbir işlevsel katkısı olmayacak bir yapı elemanı için 4.7 milyon dolarlık bir ödeme yapmanın absürdlüğünün ötesinde kanunlarla ‘dokunulamaz' olarak nitelendirilmiş bir bölgenin tüm silüetini değiştirecek böyle bir inşa kabul edilemez."

Sonrasında Floransa'lı gazeteci-yazar Oriana Fallaci tasarımı ‘tutarsız ve görgüsüz ' olarak lanetledikten sonra yaşadığı New York şehrinden dönerek memleketinde böyle bire manzarayı görmemek için yapıyı ‘çıplak elleriyle parçalamak'tan söz eder hale geldi. Proje, sanat tarihçileri tarafından ‘otobüs durağı', ‘preslenmiş yatak başı', 'canavarca ' gibi pek çok benzetmeye maruz kalarak bir anlamda dalga malzemesi oldu.

Yapıya ilişkin iddiaların sonu gelmek bilmedi. Isozaki'nin parlementodaki bir Japon ara bulucunun ısrarlarıyla seçildiği ve Floransa'ya Japon turistlerin ilgisini arttırmak için yapıldığı spekülasyonları, böyle bir projenin Japon gururunu okşayıp içinde bulunduğu duyarsızlıkla Floransa'nın ekonomik değerlerini küçük düşüreceği...

Yedi kat yüksekliğindeki giriş yapısının projesi henüz iki yıl önce, arazide yapılan ilk kazılarda ortaya çıkan bulgular yüzünden rafa kaldırılmıştı. Uffizi Galeri'nin 1500'lerde atılan temelinden sonra tamamen yer altına kalan Orta Çağ yapılarına ait kalıntıların gün ışığına çıkarılmasıyla, projenin Isozaki'nin önerisi üzerinden gerçekleştirilemeyeceği belirlenmişti. Mimarın ana proje önerisinde dev saçağı taşıyan kolonlardan biri, buluntulardan 11.yy 'a ait bir şehir surunun üstüne oturuyordu. Arkeolojik planın çizilmesiyle projesini revize eden Isozaki, yeniden kent gündemine oturmuştu.

Geçen 10 yıllık proje kabul sürecinin ardından Arata Isozaki şöyle konuşuyor. "Uffizi limanına dair orijinal çizimleri 1997 yılında göndermiştik. Sgarbi ile yaşanan gerginlik bir tür boks maçı gibiydi; görevden ayrılmasının sonrasında bile çoğu sağ görüşlü şovenistik kültür destekçisi kimseler bu yapıya karşı çıktılar. Resmi kararın tüm bu anlaşılmaz tepkiye rağmen çıkması bir sürpriz, ancak bunun için 2008 yılına kadar beklememiz gerekti." Isozaki, bahar aylarında yapımına başlanacak projenin 2010 yılında tamamlanmasını planlıyor.

Her şeye rağmen pes etmeyen proje karşıtları ise kavgalarını sürdürüyorlar. ‘Eşi benzeri görülmemiş' bu onay hakkında söylenenler elbette Floransa'ya ve halkına karşı yapılmış büyük bir saygısızlık ve kentin sağlığına vurulmuş bir darbe olduğu yönünde.

Kabul gören giriş yapısı ile Uffizi Galeri için koyulan hedeflere bir adım daha yaklaşıldığı söylenebilir. Müzeye ait fakat yer sıkıntısı yüzünden depolarda bekletilmek zorunda kalınan pek çok sanat eseri, bu giriş saçağı sayesinde sergiye açılabilecek. İtalya'nın Uffizi'yi Avrupa'nın en büyük sanat galerisi haline getirme çabalarında bu büyük bir aşama: Geçtiğimiz sene müze yapısının sergi alanlarını genişletebilmek için devlet tarafından 56 milyon euro'luk bir bütçe açıldı. Genişleme planlarının hepsi tamamlandığında yapı Fransa'daki Louvre müzesi nden de fazla alana sahip olacak.

 


Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin