"İnsanların Kendi Kentlerini İnşa Etmelerini Sağlamalıyız"

Amber EROYAN / 25 Kasım 2014

Urban Think Tank (U-TT) kurucu ortağı, ETH Zürih Mimarlık ve Kentsel Tasarım Bölüm Başkanı Prof. Alfredo Brillembourg, Konut Konferansı 2014'te yaptığı "Ortak Zemin İnşa Etmek: Gelişmekte Olan Güney Ülkelerinde Hibrit Konut" başlıklı sunumunda, kentsel yoksulluk sorununa çözüm üreten demokratik kentler inşa etmenin ipuçlarını paylaştı.



"Amacımız, kent için bir üniversite yaratmak"

"Bugün yıldız mimarları ve ürettikleri projeleri anlatmayacağım; kentler inşa edilirken konuşmanın dışına itilen dünyanın %99'luk kesiminden bahsedeceğim" diyerek sözlerine başlayan Alfredo Brillembourg, Urban Think Tank çatısı altında gerçekleştirdikleri Vertical Gymnasium (Caracas), Fava School (Caracas), Grotão Community Center (Sao Paolo), Metro Cable (Caracas) gibi, kamusal alan yaratarak yoksulların kentle iletişime geçmesini sağlayan projelerden örnekler sundu.


"İklim değişikliğini geriye çevirmek için 15 yılımız var"

Zürih merkezli Urban Think Tank mimarlık ve kentsel tasarım ofisinde, kenti bir laboratuar olarak ele alan projeler ürettiklerine dikkat çeken Brillembourg "Amacımız, kent için bir üniversite yaratmak; kenti nasıl inşa edeceğimizi hep birlikte düşünmek" dedi.

"Bugün dramatik bir hal içindeyiz; iklim değişikliğini geriye çevirmek için 15 yılımız var. Gecekondu gibi 'enformel şehircilik' örnekleri aslında çok daha az enerji tüketen yerleşim alanları." diyen Alfredo Brillembourg, konuşmasının devamında, toplumsal adaleti sağlayacak kentleşme modeli üzerine düşüncelerini paylaştı.

Dünya Savaşı sonrasında beliren konut ihtiyacı için çözüm üreten Le Corbusier'nin, seri üretim için tasavvur ettiği La Maison Domino adlı konut prototipine de değinen Brillembourg, "Le Corbusier de bu bağlamda toplumsal adalet üzerine kafa yoran bir mimardı" dedi.


"Elde edilebilecek en iyi mimarlık, kentlerin zamana yayılan inşası"


Kentlerin zaman içinde yavaş yavaş inşa edildiğine, bugün pek çok Avrupa kentinde geriye kalan tarihi dokuların da bu yöntemle inşa edilmiş Ortaçağ kentlerinden parçalar olduğuna dikkat çeken Brillembourg, "elde edilebilecek en iyi mimarlık budur" diyerek, günümüzdeki hızlı inşa sürecini eleştirdi.



Dünyayı kontrol edebileceğimizi savunan modern düşüncenin, kentlerdeki toplumsal dokuyu ve demokratik süreci zedelediğini vurgulayan Alfredo Brillembourg, "inşa edilen bu modern yapı bloklarında kentin ihtiyaç duyduğu pek çok şey eksikti" dedi.


"Enformel yerleşimler sorun değil, çözümdür"


Bu tespitten yola çıkarak modernizm üzerine yeniden düşünmemiz gerektiğini hatırlatan ünlü kentsel tasarım uzmanı, dünyanın geleceğine ilişkin şu endişelerini paylaştı:



"Önümüzdeki yıllarda dünya nüfusunun 7 milyardan 9 milyara ulaşacağı öngörülüyor. Bu artışla birlikte kentsel yoksulluk alanlarının büyük kısmı, şu anda da en yoksul kesimi barındıran Güney yarıkürede yer alacak." diyen Brillembourg, enformel yerleşim alanlarına ilişkin tespitlerini ise, "Marjinallik Mitini Yıkmak" başlıklı bir liste altında şöyle sıraladı:

1. Enformel yerleşimler sorun değil, çözümdür.
2. Bu alanlar artık sadece "illegal"likleri ile tanımlanamaz.
3. Bu alanlar artık kentsel hizmetlerin eksikliği ile tanımlanamaz.
4. Bu alanlar artık riskli yapı malzemesi kullanımı ile tanımlanamaz.
5. "Özgür" yaşam alanları olarak da tanımlanamazlar.
6. Sonuç olarak, sefalet ya da kronik yoksulluk toplulukları olarak tanımlanamazlar.


"Gecekondu bölgeleri iyi bir yaşam kalitesine sahip yerler"

Gecekondu bölgelerindeki insanların, kente öncelikle iş bulma amacıyla geldiklerini ve 20-30 yıl boyunca burada yaşadıktan sonra, o kente dair söz söyleme hakkına sahip olduklarının altını çizen Brillembourg, konuşmasının başında belirttiği noktaya yeniden değindi; "kenti inşa etmenin doğru yolu, bunu zaman yayarak, yavaş yavaş yapmaktır."

Nüfusu 19 milyona ulaşan İstanbul'daki enformel yerleşim alanlarına da değinen Alfredo Brillembourg, "Gecekondu bölgeleri iyi bir yaşam kalitesine sahip yerler, çocuklar sokakta oyun oynayabiliyorlar. Projeleri bir yılda tamamlama fantezisi gerçek bir kent yaratmak için uygun değil. Bunun sonucu ancak Dubai yaratmak olur. Çocuklarınızı böyle bir yerde yetiştirmek istemezsiniz." diyerek, herkesin altyapı ve diğer hizmetlere erişiminin sağlandığı şeffaf ve güvenli kentler inşa etmenin önemini savundu.

"Japonya bu refah seviyesine sadece teknoloji ile ulaşmadı" diyen Brillembourg, gelir dağılımı dengesinin kritik önemini hatırlattı. 


"İnsanların kendi kentlerini inşa etmelerini sağlamalıyız"


Caracas, Rio de Janeiro, Bogota, Buenos Aires, Mexico City gibi Güney yarıküredeki gelişmekte olan kentlerinden hibrit konut örnekleri sunan Alfredo Brillembourg sözlerini şöyle sürdürdü:

"İnsanlara yaratıcılıklarını kullanmaları için fırsat vermeli ve kendi kentlerini inşa etmelerini sağlamalıyız. Kentin doğal bir şekilde büyüyebilmesi için bu yönde bir konut tipolojisine ihtiyaç var."


Dönüşümün esas aktörü; mikro-girişimciler


Urban Think Tank olarak Güney Afrika'nın Khayelitsha kentinde bir vaka etüdü gerçekleştirdiklerini söyleyen Brillembourg, "Bu çalışma ile hükümete kentin nasıl farklı bir şekilde inşa edilebileceğini gösterdik" dedi.

Gecekondu bölgelerinin dönüşümünde müteahhitlik ve bankacılık alanında mikro-girişimcilere gereksinim olduğunu vurgulayan konuşmacı, sivil toplum kuruluşları ve yerel kurumlar ile işbirliğinin de elzem olduğunu ekledi. 


Çin ve Rus kentlerinin 20 yılı var!

Çin'in ve Rusya'nın şehircilik anlamında ABD'den kötü yönde etkilendiklerine Brillembourg, yüksek katlı yapıların enerji tüketimi, kirlilik ve bakım maliyeti anlamında 20 yıl içinde muazzam sorunlar ile karşı karşıya kalacağına dikkat çekti ve sözlerini şöyle tamamladı:

"Kentler sadece bir spekülasyon aracı değil; bir toplum inşa ediyoruz."


İlişkili Haberler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin