Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

İnsanlar Mimarlıkla Venedik'te Buluşuyor

Banu DURMUŞOĞLU / 02 Eylül 2010

"12. Uluslararası Venedik Mimarlık Bienali" bir kez daha kapılarını açtı. 26 – 29 Eylül'de, basına özel olarak gerçekleştirilen açılışın ardından genel katılıma açılan bienal kapsamında Venedik, yine mimarlık camiasının önemli isimlerini ağırladı ve hareketli organizasyonlara sahne oldu.

Hem kadın hem doğulu olan ve mimarlık pratiğinin içinden gelen Kazuyo Sejima'nın küratörlüğünü yaptığı bu yılki bienalin, iki yıl önce Aaron Betsky tarafından düzenlenen "yıldızlar geçidi"nden ve dört yıl önce Ricky Burdett'in küratörlüğündeki didaktik ve analitik eğilimdeki kentler sergisinden farklı bir yere konumlandığını söylemek yanlış olmaz. "People meet in architecture" (Mimarlıkta Buluşan İnsanlar) teması ile açılan bienalde Sejima, mimarlığın sergiler aracılığı ile temsiliyetinden çok duyularla algılanmasını önemsemiş gibi görünüyor. Arsenale'deki sergide, Sejima'nın yer verdiği enstalasyonların önemli bir kısmı gerçekten de daha çok duyulara ve mekan deneyimlemeye olanak tanıyor.



Transsolar ve Tetsuo Kondo'nun Yapay Bulutları

Sejima' nın kurucu ortağı olduğu SANAA'yı geçtiğimiz yıl Yapı-Endüstri Merkezi'nde ağırlamıştık. O zaman da mimarlığa bakışlarında hissettiğimiz alçak gönüllülük ve insan deneyimi eksenini, başarıyla Venedik Mimarlık Bienali'ne yansıttığı söylenebilir.

Giardini'de yer alan ülke pavyonları ise ağırlıklı olarak kentsel politikalar, büyüme, küçülme, post-endüstriyel alanlarla yüzleşme gibi sorunları ele almış. Tabi tüm bunların yanında İsrail'in Kibutz olgusu veya en iyi ülke katılımı ödülü alan Bahreyn'in balıkçı barınakları gibi daha "niş", yani o topluma özel konuların ortaya koyulduğu çok farklı yaklaşımlar da mevcut. Açıkçası benim, bu üç günlük maratondan en çok aklımda kalan çeşitlilik ve zenginlik duygusu oldu. Üç boyutlu film ve animasyonların, en az diğer sergileme yöntemleri kadar yoğun kullanıldığı bienal bu anlamda kapsamlı bir görsel çeşitlilik sunuyordu.

Ünlü Alman yönetmen Wim Wenders'in Arsenale'nin girişinde gösterilen üç boyutlu filmi, Rolex Learning Center ve yapının tasarımcıları SANAA'yı baş role koyarken, binaların da insanlarla konuştuklarını anlatıyor. Bu üç boyutlu filmde, "ginger"ları üzerinde yüzlerinde nadir görülen gülümsemeyle mekanı deneyimleyen Kazuyo Sejima ve Ryue Nishisawa'nın gözlerinden, kendi yapılarını görme şansı yakalıyoruz.

Arsenale'de duyusal algı, sadece mimarların değil sanatçı ve mühendislerin de tasarımları ile yaratılmış. Mekan içinde gezerken Transsolar ve Tetsuo Kondo Mimarlığın yarattığı yapay bulutların içinden geçerek, Olafur Eliasson'ın tasarladığı su kırbaçlarını görüyoruz.

Daha önce bienali ziyaret eden her Türkün dile getirdiği gibi, 29 ülke pavyonu ve kente yayılmış ulusal etkinliklerin içinde Türkiye'nin de gelecekte yer alması gerekliliği, karşılaştığım yerli-yabancı her mimarın dilindeydi. Bienal yalnızca mimarlığa ilişkin bir fikir egzersizi değil, aynı zamanda politik ve kültürel bir etkileşim alanı tanımlıyor. Bu iletişim ağının bir parçası olmak da, mutlaka Türkiye'ye büyük kazanç sağlayacaktır.


Paralel Etkinlikler ve Sergiler

Bienalin rüzgarından faydalanan onlarca etkinlik, kentin farklı köşelerinde izleyicilerle buluşuyor. Özellikle basın açılışı sırasında gerçekleşen özel buluşma ve davetlerde dünya mimarlığının önde gelen isimlerine rastlamak çok olası.



Üstte: Mayer, 2010 Audi Kentsel Gelecek Ödülü duyurusunun önünde. Altta: Mimarın ödüle layık görülen önerisi.

Bu davetler içinde "2030 için bir vizyon inşa etmek" başlıklı "2010 Audi Kentsel Gelecek Ödülü" sergi açılışı, çarpıcı bir etkinlikti. 2010 yılında yine Yapı-Endüstri Merkezi'nin konuğu olarak Türkiye'ye gelen Jürgen Mayer H.'nin ipi göğüslediği yarışmada, Mayer'in yanı sıra Alison Brooks Architects, BIG - Bjarke Ingels Group, Cloud 9, standardarchitecture ve Diller Scofidio + Renfro proje ürettiler. Özellikle sunumların ve sergi düzeninin kalitesi ile göz dolduran sergi açılışını ise bir keyifli parti izledi.



San Giorgio Maggiore Adası'ndaki Piranesi sergisi.

San Giorgio Maggiore adasında yer alan Piranesi sergisi, Venedikli mimarın en önemli işlerinin görülebileceği ve mimarlığın 18.yy Avrupa'sında dahi sadece yapı inşa etme eylemi olarak algılamadığını gösteren önemli bir çalışmaydı. Mimarın etkilendiği orta çağ kalıntılarından, ünlü zindan çizimlerine kadar çok kapsamlı hazırlanan sergi hem sunumu, hem de içeriği ile beğeni topladı.


M9 sergi açılışı.

Paralel etkinlikler kapsamında Venedik'e yeni bir kültürel odak yaratma amacı ile açılan "M 9 – Yeni Bir Şehir İçin Yeni Bir Müze" Uluslararası Mimari Yarışması'nın sergisi ve ödül töreni de, 27 Ağustos'ta Mestre'deki yarışma arazisinde yapıldı. Agence Pierre-Louis Faloci (Fransa), Carmassi Studio di Architettura (Italya), David Chipperfield Architects (İngiltere/İtalya), Mansilla+Tuñón Arquitectos (İspanya), Sauerbruch Hutton (Almanya) ve Souto Moura Arquitectos'un (Portekiz) davetli olduğu M9 yarışması, Venedik-Mestre'de yeni bir kültür aksı yaratmak üzere Fondazione di Venezia tarafından açıldı.


M9'un galibi Sauerbruch+Hutton'ın tasarım önerisi.

Müze ve çarşı fonksiyonlarını bu tarihi çevre içinde karşılamaları beklenen altı ekip, özgün ve etkileyici tasarımlar çıkarttılar. Venedik'e kara ve demiryolu ile bağlı tek mekân olan Mestre'deki açılışa, tüm ulaşım güçlüğüne rağmen oldukça kalabalık bir davetli grubu katıldı. Yarışma sonucu Sauerbruch Hutton ekibinin tasarımı birinci ödüle değer görüldü.


Pier Luigi Nervi'nin "Architecture as Challenge" sergisi'nden...

Son olarak dünyaca ünlü mimar Pier Luigi Nervi'nin etkileyici Palazzo Giustinian'daki retrospektif sergi açılışından bahsetmek istiyorum. Betonarmeyi bir zanaatkar zerafeti ile ele alan ünlü tasarımcının projelerinin el çizimleri, maketleri ve fotoğraflarından oluşan sergi bu yıl Roma'da açılacak daha kapsamlı sergininin öncülü niteliğinde. Ülkemizde sıkça çarpık kentleşme ile eş anlamlı kullanılan "betonlaşma" fiilinin ne kadar etkileyici olabileceğinin en önemli göstergesi olan sergi 14 Eylül'e dek gezilebilir.

12. Uluslararası Mimarlık Bienali bu yıl, geçtiğimiz iki bienalde olduğu gibi soğuk ve yağmurlu kış günlerine değil, ara ara beklenmedik yağmurlarla karşılaşabileceğiniz kavurucu yaz günlerine denk geliyor. Bu yıl bienali gezmek isteyenlere, kente yayılı etkinlikler için geniş vakit ayırmalarını ve Venedik'in yollarında uzun yürüyüşler için rahat ayakkabılar edinmelerini öneririm. Zira bu yıl herkes mimarlıkla Venedik'te buluşuyor…

Venedik Mimarlık Bienali'nin farklı ülke pavyonlarına göz atmak için lütfen ilerleyiniz.  >>>>>>>>

İlişkili Haberler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları