Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

Maison&Objet Eylül’de Çalışma ve Ofis Anlayışlarını Tartışıyor

mimarizm.com / 17 Haziran 2019
Maison&Objet Fuarı Marka Elçileri In-Between Tasarım Platformu kurucuları Bilgen Coşkun ve Dilek Öztürk 13 Haziran günü, Maison&Objet Resmi Tanıtım Ofisi Assembly işbirliği ile fuarın Eylül 2019 edisyonu temasını sundular.

Radikal bir değişim içerisinde olan ‘çalışma’ ve ‘ofis’ kavramları Eylül ayındaki fuarda ‘WORK’ başlığı altında inceleniyor. Dijitalleşme ve mobilite, işbirlikçi çalışma şekilleri ve keyifli çalışma alanları, çalışma alanlarının kişisel ihtiyaçlara ve isteklere cevap verebiliyor olması Maison&Objet’nin altını çizdiği sosyal trendlerin başında geliyor. Bununla birlikte yaşam ve çalışma alanları arasındaki katı çizgiler eriyor. Karşımıza hibrit mekanlar çıkıyor. Bu durum üç yeni terimin ortaya çıkmasına neden oluyor. ‘Resimercial’ ev konforu ve ruhunu ofise taşırken, ‘corpability’ ofisleri otellerdeki lobi ve lounge alanları ile birleştiriyor. ‘Hospidential’ ise yaşam alanı tasarım anlayışı ile ağırlama sektörünü bir araya getiriyor. 2020 yılında büyük ölçekteki firmaların %50’sinin paylaşımlı çalışma alanlarını tercih edeceği öngörülüyor. Bu bağlamda Maison&Objet’nin Eylül 2019 mottosu ‘Office life is dead, so long live ... life’. 

Yeni çalışma alanları farklı etkileşimleri ve yaşam tarzlarını kullanıcıya sunuyor. Dijitalleşme, nomadik iş hayatı, girişimciliğin yükselmesi, yeni ve işbirlikçi çalışma modelleri sabit ofis kavramını yıkıyor. Co-working, alternatif mekanlar, açık mekanlar, paylaşımlı ofisler, evden çalışma, otel çalışma alanları gibi mekanları yeniden tanımlayan hibrit konseptler karşımıza çıkıyor. İş ve ev ile özel ile kamusal alanlar arasındaki çizgiler esniyor. Çalışanlar ofislerini yaşayabilecekleri ve nefes alabilecekleri mekanlar olarak görmek istiyorlar. Stimüle eden ve ilham veren mekanlar etkileşimi ve yaratıcılığı arttırıyor. Bu da konsantre çalışmayı ve dolayısıyla verimi pozitif olarak etkiliyor. 

Maison&Objet bu gelişmeleri üç yeni başlık altında inceliyor. İşbirliği: Ev ve iş yaşamının özelliklerini bir araya getiriyor. Üreticiler, perakendeciler, mobilya ve dekoratif obje üreticileri, mimarlar, tasarımcılar, iç mimarlar ve sosyologlar bir araya geliyor. Eğlence: Maison&Objet dokunuşunu hissedeceğiniz alanlar, konuşmalar ve paneller sizi bekliyor. Resimercial: Ev konforunun ofise taşınmasına dair örnekler fuarda size sunuluyor. Birlikte çalışan bireylerin %89 daha mutlu olduğu göz önünde tutulduğunda ortak çalışma alanlarının tasarımının ne kadar önemli olduğu karşımıza çıkıyor. Yeni çalışma biçimleri için yeni tasarım yaklaşımları karşımıza çıkıyor. Pro-working, well-working ve work hospitality önümüzdeki yıllarda sıklıkla duyacağımız tasarım yaklaşımla arasında. 

Maison&Objet çalışma alanları için akıllı ve kucaklayıcı tasarım önerileri sunuyor. Fuarda sunulacak yaşam tarzı ve tasarım odaklı mobilyalar, iç mimari çözümleri, ofis aksesuarları, dekoratif objeler, aydınlatma ve deneyim alanları daha mobil, dönüşümlü, kişiselleştirilebilir ve konforlu çalışma alanları için ilham veriyor. İç mimar ve tasarımcı Philippe Boisselier 1200 metrekare alanda ‘office-friendly’ olarak tanımladığı markalarla bir sergi kürate ediyor. Editör Chantal Hamaide ise zanaatı ön planda tutan objeler ve aksesuarlarla duygusal değer katan bir seçki sunuyor. 

Dünya çapında radikal bir değişim içerisinde olan çalışma ve ofis kavramlarını farklı açılardan ele alarak özgün konseptler oluşturan oluşumları sizin için bir araya getirdik:

Wellbeing - The Theatre: Barselona’da iç ve dış mekanı bir arada sunan bir çalışma ve yaşam alanı. Kullanıcılarına dinlenme ve kişisel alan sağlayan yap; ahşap, metal, tuğla ve taş çıplak hali ile kullanılıyor.

Fine Taste - Assembly: İstanbul’da Norman Foster’ın tasarladığı bir yapıda sofistike bir sanat ve tasarım seçkisi ile yaratıcı dünya ile iş dünyasını bir araya getirerek rafine bir çalışma alanı kurguluyor.

Highly Digital & Highly Human: Pixel Factory Seoul’de bir yandan dijital dünyanın olanaklarını kullanırken bir yandan da çalışanlar arasındaki etkileşim, inovasyon ve işbirliği kültürlerini tetikliyor.

Street Scape Aesthetic: Uber San Francisco’daki ofisinde sokağın ‘geçici kalıcılığını’ çalışma alanına taşıyor. Şehirden öğeler, bitmemiş yüzeyler, çıplak altyapı ve graffiti renkli bir grafik anlatım ile karşımıza çıkıyor.

White Cube: Elmgreen&Dragset’in Berlin’deki çalışma ve yaşam alanları ‘yarı-kamusal’ bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Beyaz duvarlar ve masalar, hareket eden bir asmakat ile farklı bir dünya kurguluyor. 

For elderly: Amsterdam’daki tsh collab daha ileri yaştaki kullanıcıların ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir ortak çalışma alanı kurguluyor. Ofis, spa ve sağlık merkezi tanımlamaları bir araya getiriliyor.

Work in Style: Vogue Italia’nın Milano’daki ofisi Milano Tasarım Haftası kapsamında moda, tasarım, fonksiyon ve eğlenceyi çalışma teması etrafında bir araya getiriyor. Sektördeki öncü mimar, tasarımcı ve iç mimarlarla çalışma kavramını ve çalışma alanlarının tasarımını sorguluyor.

Home Feeling: WeWork ortak çalışma alanları konusunda öncü bir marka. Adam Kimmel kreatif yönetiminde ev konforunu ofis hayatına taşıyor. Akıllı sensörler ile bireylerin masalarını, toplantı odalarını ve ortak mekanları nasıl kullandıklarını ölçümleyen WeWork tüm stratejisini kullanıcı odaklı olarak şekillendiriyor. 


İlişkili Haberler
Etiketler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları