Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

IAPS-CS Kültür ve Mekan Buluşmaları Tasarım Atölyeleri

mimarizm.com / 01 Kasım 2018
'Sonsuz Bir Kentsel Artikülasyon Mekanı Olarak İstanbul' ana teması ile 17-20 Ocak tarihlerinde ÖzÜ-X'te gerçekleşecek olan tasarım atölyeleri, İstanbul’un çoklu yapısı bağlamında söylem, eylem, inşa ve ifşa üzerine artiküle edilen kent sorgusunu 7 farklı atölye çalışmasıyla ortaya koymayı amaçlıyor. 

"Sonsuz Bir 'Kentsel Artikülasyon' Mekanı Olarak İstanbul" ana teması çerçevesinde düzenlenen IAPS-CS Network Kültür ve Mekan Buluşmaları'nın dördüncüsü, Özyeğin Üniversitesi 10. Yıl Etkinlikleri çerçevesinde Eylül 2018 - Şubat 2019 arasında devam edecek olan Makale Seçkisi, Tasarım Atölyeleri, Ulusal Öğrenci Fikir Yarışması, Sempozyum/ Kolokyum/ Sergi/ Ödül Töreni gibi birbiriyle ilişkili bir dizi etkinliğe ev sahipliği yapacak.

2018 yılı içerisinde mezun olmuş olan öğrencilerin de katılımına açık olan Tasarım Atölyeleri’ne başvurmak isteyen öğrencilerin, 23 Kasım 2018 tarihine kadar ilgili adresteki çevrimiçi formu doldurmaları gerekiyor.

* * *

ATÖLYE #1:

İç|güdüsel Mimari Atölyesi
Yürütücüler: İhsan Oturmak, Seda Oturmak, Feyza Sayman

İçgüdüsellik, günümüz pratiklerinden oldukça uzak kalmış bir kavram. Planlanmış ve tasarlanmış olanın, kendiliğindenliğe yer bırakmadığı bir bağlamda evrilen kentler içinde, kanıksanmış toplumsal gerçeklikler ile doğadan koparılmış bir kentselliğe şahit oluyoruz. İçgüdüsel Mimari Atölyesi, alışılmış öğrenme ve öğretme pratiklerinden vazgeçerek, ilkel inşa ve düzenleme güdüsünü kolektif biçimde üretime dökmeyi amaçlıyor. Bu bağlamda ilk kez karşılaşılması umulan doğadan, işlenmemiş malzemelerin sanatsal ve pratik yönlerini keşfederek arkeoloji, mimari ve yerleştirme arasında bir iletişim kurulması hedeflenmekte. Atölye ürünü olarak ortaya konması öngörülen, eklemlenme metodu ile kamusal alana yapılabilecek bir yerleştirmenin toplumun rutini üzerindeki etkisi araştırılacak konulardan biri. Post-modern üzerine primitif eklemlenmeler olarak nitelendirilecek, ölçüsüz, uyumsuz ama işlevsel özelliklere sahip olacak bir müdahalenin, toplumda bir engel, bir barikat olarak mı algılanacağı yoksa toplumun adapte olabilme yetisinin mi öne çıkacağı atölyenin cevaplamaya çalıştığı sorular arasında. Üretim yapılırken eş zamanlı olarak İstanbul’a yapılmış ve yapılmakta olan müdahalelerin sonuçlarının da irdelenmesi, bunların toplum üzerindeki yan etki diyebileceğimiz durumlarının ortaya konması amaçlanıyor. Bu yolla yapılan çalışmanın kentsel ölçekte de izlerinin aranması, mekansal müdahale ile kentsel müdahale ilişkisinin sorgulanması hedefleniyor.

*

ATÖLYE #2:

Bir Tramvay Yolculuğunda Kültür ve İletişim Altyapısının Görsel Artikülasyonu
Yürütücüler: Alayça Erözçelik, Metin Çavuş

İletişim tasarımı, endüstri ürünleri tasarımı ve mimarlık lisans öğrencilerinin katılımına açık olan bu atölyede İstanbul’un farklı iletişim altyapıları ve bu altyapıların aynı tramvay güzergâhı üzerinde birbirine nasıl eklemlendiği araştırılacaktır. Fotoğraf, ses, video ve çizim tekniklerinin seçenek olarak kullanılabileceği saha çalışmasında, Fındıklı-Sultanahmet tramvay durakları arasında artikülasyonu sağlayan hiyerarşi, bütünlük, denge, düzen, ritim, doku ve ölçek kavramları aranacaktır. Kentin görsel zenginlik ve kavramsal çeşitlilik açısından yetkin olan bu bölgesinde kent, özgünlük ve değer kavramları sorgulanacaktır. Saha çalışmasından elde edilen görsel/işitsel veriler, stüdyo ortamında kişi ve grup çalışmaları olarak bir araya getirilecektir.

*

ATÖLYE #3:

bir autopoiesis sistem olarak İstanbul/Galata
Yürütücüler: Gökce Ketizmen Önal, Arzu İl Varol

Ben bir tek dev saniye içinde hem fevkalade hem korkunç olan milyonlarca eylem gördüm; hiçbiri de beni, hepsi mekânda aynı noktayı kapladıkları halde, birbirlerini gölgelememeleri, örtmemeleri kadar etkilemedi. Gözlerimin yakaladığı şey eşzamanlıydı, ama şimdi yazacaklarım zaman içinde sıralanacaklar, çünkü dil sıralayıcıdır.” Jorge Luis Borges, Alef **

Coğrafi bir büyüklük olarak kent eşzamanlı mekânsallıkları içerir. Farklı zaman ve mekânların eş zamanlı biraradalığında, özne ve nesnelerin hesaplanamayan karmaşık ilişkileri bağlamında çok yönlü bir “oluş” içindedir. Oysa dil ardışık bir dizilimi zorunlu kılar ve dil bilimden devşirilmiş artikülasyon kavramı kaçınılmaz olarak bu ardışık ilişkiyi barındırır. Kenti oluşturan ve farklılaşarak çoğalan fiziksel, zihinsel ve toplumsal mekânsallıklar arasındaki çok yönlü ve katmanlı ilişkiyi okuyabilmek için “artikülasyon” kavramını içerdiği tek yönlü ilişkiden arındırmak gerekir.

Kentler; hiçbir zaman tamamlanmayacak, ideal ve tam olmayacak, bitmez tükenmez “oluş”lardır. Bu oluş hali “autopoiesis” bir sistem gibi sürekli kendini yeniden üretme peşindedir. Kentin sürekli kendini yeniden üreten yapısını “autopoiesis” bir sistem olarak ele almak, kentin “oluş” halindeki çok yönlü artikülasyonun kavranmasında yenilikçi bir çerçeve oluşturur.

Bu atölye kapsamında, kentin kendi kendini üretme eğiliminin sürekli olduğu “autopoiesis” bir sistem olarak nasıl ele alındığı ve “oluş” halini çoğaltan bir dinamik olarak kentsel artikülasyonun sistem içinde nasıl bir rol oynadığı sorularına odaklanılmaktadır. Atölye sürecinde; kent ve autopoiesis kavramının, kentsel kurgu/oluşum/ katmanlaşma ekseninde yapısal bir dinamik olan artikülasyon ile ilişkisinin tartışılması, tespit edilen ilişki biçimlerinin açığa çıktığı iletişim strüktürlerinin Galata kentsel alanı üzerinde keşfi ve yorumlanması amaçlanmaktadır. Atölye katılımcılara İstanbul / Galata özelinde kentin artikülasyonunu yeni bir kavram olan “autopoiesis” aracılığı ile sorgulatma, yaklaşımlarını aktarma ve kente dair farklı eleştirel mekânsal perspektifleri kazandırma arzusundadır.

*Niklas Luhmann tarafından sosyal sistem teorileri alanında geliştirilen autopoiesis kavramı orijinal olarak Sili'li Humberto Maturana ve Francisco Varela adli iki biyolog tarafından 16. ve 17. yy erken dönemlerinde kullanılmıştır. Yunanca kelimenin kökeni autos:= kendi (self) , poiein = üretmek (to produce) anlamına gelmektedir ve 'kendini yeniden üretme' [self-(re)production] olarak tariflenir. (kaynak: David Seidl, Luhmann’s theory of autopoietic social systems, Münchner betriebswirtschaftliche Beiträge Munich Business Research2004)
**Aktaran Soja, Edward W., Postmodern Coğrafyalar, SEL Yayıncılık, 2015, s: 8, 9.

*

ATÖLYE #4:

 

urban encounters / kentsel rastlaşmalar…çarpışmalar…buluşmalar
Yürütücüler: Demet Mutman, Bastian Lange, Ayşenur Tuğçe Öztürk

Küresel ekonomi ve geleneksel değerler arasında kentler kimlik, tarihsellik, sosyal doku, kültür ve politikalar üzerinden yeniden inşa ediliyor. Böylesi bir biçimlenme esnasında örneğin İstanbul sürekli olarak fiziksel, sosyal, ekonomik, kültürel ve politik boyutların çoklu katmanları arasında parçalanıyor, eğilip bükülüyor, artıyor çoğalıyor, eksiliyor ve sürükleniyor. Kentli, sürekli kayan ve değişen katmanlar arasında kendine yer bulmaya çalışıyor. Kentin bu sürüklenme hali içerisinde uzun veya daha kısa süreden beri ‘İstanbullu’ olan kent paydaşları, gezginleri, zorunlu misafirleri uzun ve/veya kısa süreli kentsel karşılaşmalara, paylaşımlara, rastlaşma ve etkileşimlere maruz kalıyor. Kent ve kentsel etkileşim iç içe geçmiş, uç uca eklemlenmiş, birbiri üzerinde çeşitlenmiş ya da birbirinden tümüyle yalıtılmış ilişkileri, bu tür rastlaşmaları ya da çarpışmaları tetikliyor. Her geçen gün, kente katılan her yeni gelen katman veya yeni kentli ile değişen kentsel deneyim, kentsel mekandaki rastlaşmaların karakterini çeşitlendiriyor; kentsel mekanın bir tür toplumsal buluşma, örtüşme, çatışma ve üretme olasılıklarını arttırıyor.

Gündelik yaşam pratikleri içerisine eklemlenen kentsel rastlaşma, buluşma ve/veya çarpışma mekanları, sahip oldukları çeşitlilik ile kent pratiğinin bölünüp çoğalmasına veya yalıtılıp içe kapanmasına da yol açabilir. Kentsel rastlaşmalar bu kapsamda mekanın ve bireylerin gündelik pratikleri yoluyla ortaya koyduklarını, etkileşim ve iletişimin boyutları ve sınırlarını irdelemeyi gerektirir. Peki burada kent ve kentli üzerine nasıl yeniden okumalar yapılabilir? Kentsel mekanın dönüşen karakteri, ne tür potansiyeller barındırır? Yeni kentler ve kentliler çeşitlilikle nasıl beslenir? Çeşitlilik ve etkileşim bir tür alternatif kentsel etkileşim mekanı ortaya koyabilir mi? Etkileşimin dili, biçimi, pratiği nasıl olabilir? Bir kentsel mekan, rastlaşmalardan, gündelik yaşam pratiklerinden, farklılıklardan oluşabilir mi? Gündelik yaşam pratikleri ile bir mekana müdahale edilebilir mi? Kent parçası, toplumun gündelik hayatı, paylaşımları ve rastlaşmaları üzerinden dönüşebilir mi?

Atölye bu anlamda dönüşen kent ve değişen toplumun etkileşim, buluşma, örtüşme ve ayrışma pratiklerine odaklanır. Gündelik yaşam pratikleri içerisindeki kentsel rastlaşma deneyimlerini, bu ‘yer’lerin ve ‘yerli’lerin sınır ve potansiyellerini Fatih’in kentsel mekanları üzerinden okumayı hedefler. Mekanın, toplumun ve mekânsal buluşmaların kısıt ve potansiyellerini gözlem, görüşme, inceleme, haritalama, video, fotoğraf ve ses kayıtları yoluyla belgelemeyi amaçlar. Kolektif bir kentsel mekana dair sorguyu, kentsel paylaşımın olasılıkları üzerine bir kentsel aramayı ortaya koyarak atölye kentsel mekanı bir çatışma, çözüm, işbirliği ve birlikte tasarlama potansiyeli olarak yeniden kurgulayacaktır.

Anahtar kelimeler: Kentsel rastlaşma, çatışma, potansiyel, işbirliği, gündelik yaşam pratikleri, deneysel mekânsal üretim, kentsel müdahale

*

ATÖLYE #5:

Atölye Cadde: Bağdat Caddesi Üzerine Soyutlamalar
Yürütücüler: Orkan Zeynel Güzelci - Ali Kemal Terlemez

Giriş ve Amaç
“Artikülasyon” kavramı atölye çalıştay kapsamında; mimari anlamda kent içerisindeki uyum, harmoni, akışkanlık, farklılık, karmaşıklık gibi kavramların bir araya gelişi sonucunda ortaya çıkan bir durum olarak ele alınacaktır.

Atölye çalışmasında, 2000 yılı sonrasında Bağdat Caddesi ve Çevresi’nde gerçekleşen beklenmedik ve hızlı değişimin çevresinde yarattığı fiziksel etkinin görselleştirilerek bir farkındalık yaratılması hedeflenmektedir. Bağdat Caddesi Aksı’nda belirlenecek bir zaman aralığında ortaya çeşitli mimari tipoloji, üslup ve yerleşim özellikleri tartışılacak ve günümüzde geldiği durum ortaya konmaya çalışılacaktır.

Çalışma Alanı Sınırları
Çalıştay kapsamında Bağdat Caddesi’nin kendisinin yanı sıra kuzey ve güney paralellerinde yer alan yapı adaları da ele alınacaktır. Çalışmada tüm Bağdat Caddesi’ni ele almak yerine, yapılan analizler sonucunda “artikülasyon” bakımından farklılaşmış ve seçilen mahallerler, yapı adaları ve parsellere odaklanılacaktır.

Araç
3D Boyutlu veri heykeller; basit formların biçim, yükseklik, büyüklük gibi çeşitlenebilecek parametrelerinin değiştirilerek Bağdat Caddesi’nde karşılaşılan çeşitli artikülasyonların anlatılmasında kullanılacaktır.

Yöntem
Çalıştayda izlenecek yöntemin aşamaları;
- Grup ile birlikte alan çalışması Bağdat Caddesi’nde çeşitli kentsel artikülasyonların tespiti
- Artikülasyonların soyutlama diline karar verilmesi
- Artikülasyonu ifade eden 2D ve 3D dijital üretimlerin yapılması 3 boyutlu veri heykelinin protiplenmesi
- Tüm bu aşamalarla eşzamanlı olarak proje sunuşunda kullanılmak üzere çalışma alanının dönüşümü ile ilgili yazılı ve görsel materyal toplanması.

Ürün
Alan gezisinde yapılan eskiz ve fotoğraflama sonrasında ortaya çıkan veriler soyutlanarak veri heykellerine dönüştürülecektir. Mahalle veya yapı adası ölçeğinde tespit edilebilecek artikülasyonlar daha küçük ölçekli ve kompakt bir biçimde artikülasyonu ifade edebilecek formlarda (soyut kompozisyonlarla) tekrar sunulacaktır.

Beklentiler
Kentsel dönüşümün kent üzerinde yarattığı etkilerin tasarım disiplinlerinde eğitim gören katılımcılar tarafından yeniden düşünülmesi ve farkedilmesinin yanı sıra katılımcıların kenti analitik bakış açısıyla kodlayarak tekrar ele alması beklenmektedir.

Anahtar Kelimeler: Dönüşüm, Kentsel Artikülasyon, Bağdat Caddesi, Veri Heykeli, Soyutlama, Tekrar, Sekans, Rastgelelik, Örüntü, Dağılım 

*

ATÖLYE #6:

KENT ‘HAL’İ
Yürütücüler: Ayşe Okudan, Güher Tan

Kentler, geçmişten günümüze pek çok farklı bakış açısıyla araştırılmış, kimi zaman bir makine, kimi zaman canlı bir organizma kimi zaman ise bir sistem olarak ele alınmıştır. Bugün kent, artık içinde öngürülemeyeni de barındıran bir mesele olarak görülmeye başlanmıştır; Tschumi’nin ele alışıyla Olay Şehirler / Event Cities olasılıklara ve anlık oluşumlara kapı açar. Kentte eklemlenme, zamanın doğası içerisinde gerçekleşen bir olgudur. Tek bir eklemlenme, fiziksel ve mekansal değişimlerin yanında, tıpkı bir kelebek etkisi gibi, sonsuz olasılıkta potansiyel eklemlenmeler oluşturacaktır. Eklemlenmeye, noktasal bir müdehalenin ötesinde, zamana yayılmış eklemlenmeler ağı olarak bakmak, onun olgusal yanının kaotik düzenini anlamayı kolaylaştıracaktır. Bu, bir eklenmeyi değerlendirirken, onu var eden/sebep olan eklenmeler ile onun var edeceği/sebep olacağı eklemlenmelerin bütünleşik ilişkisi zaman düzleminde karşımıza çıkacaktır. Gıdanın üretim ve tüketimi son 10-15 yıldır kentleşmekte ve kentin bir meselesi haline gelmektedir. Bu bağlamda gıdanın kentsel artikülasyonün tetikliyecilerinden olduğunu söylemek yanlış olmaz.

İstanbul’un artiküle hallerini üretim-tüketim ağları ekseninde tartışmaya açmak ve zaman içinde keşife çıkmak bu atölye çalışmasının ana hedeflerinden olacaktır. Üretim ve tüketim ağlarının bir elemanı olan, kentin boğazı’ olarak nitelendirebileceğimiz haller, bir mimari tipolojiden öte metasına göre değişen kentte birer arayüz mekanlarıdır. Gıdanın, terminal, denetim, vergilendirme, dağıtım gibi karmaşık süreçlerini barındıran haller, aynı zamanda bir emanet yeri görevi gördüğü için geçiciliğin de mekanlarıdır. Tarla ile sofranın yani üretim ve tüketimin arasındaki mesafenin gittikçe açıldığı günümüzde haller, bu iki durumu bir araya getirerek ve hatta bu ilişkiyi tetikleyerek kenti doyurmasının yanı sıra kırla kenti de birbirine bağlayan canlı organizmalardır da. Bir kentsel artikülasyon mekanı olan ve kapanlarla geçmişi Osmanlı’ya kadar dayanan İstanbul’daki hallerin ve dolayısla üretim-tüketim ağlarının, eklemlenme hallerini ve potansiyellerini araşırmak, hem kır-kent hem de üretim-tüketim ilişkisine dair keşifler yaparak ağsal yapısal ilişkileri deşifre etmeye olanak tanıyacaktır. Bu amaçla atölye çalışması için Ataşehir Meyve ve Sebze Hali’nde keşfe çıkılacak, bir sonsuz kentsel artikülasyon mekanı olan İstanbul, gıda ağları ekseninde araştırılacaktır. Bir arayüz mekanı olan Hal’in zaman içindeki dönüşümü ve barındırdığı potansiyel eklemlenmeler sorgulanacaktır.

*

ATÖLYE #7:

geçici proje:alternatif sözlük_istanbul
Yürütücüler: Nagehan Açımuz İşbakan, Seçil Mungan, Melis Keskin

Atölye, "sözlük" ün tanımını yeniden yaparken, güncel pratiklerle yeni bir sözlük oluşturmanın alternatif yollarını arar. İstanbul'u yeniden okumak ve yorumlamak üzerinden oluşturulacak atipik sözlük için farkli araçlar ve yöntemler tartışmaya açılacaktır.

_____________

Daha fazla bilgi ve başvuru için: 
https://www.iaps-culturespace.com
https://www.iaps-culturespace.com/bulusmalar4


Etiketler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları