Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

Çalışan Mimarın 10 Yıllık Meydan Okuması

mimarizm.com / 22 Ocak 2019
2009 yılında Mimarizm tarafından yayınlanan bir makalede, kriz nedeniyle yılın kaybedenlerinin “mimarlar” olduğu söyleniyordu. Yıl 2019; aradan geçen 10 yıla rağmen, ücretli çalışan mimarlar cephesinde değişen pek bir şey yok! Ancak kaleme aldıkları yazıda, mimarların yaşadıkları zorlukları ve son yıllardaki işsizlik oranlarını masaya yatıran Ücretli & İşsiz Mimarlar Forumu ,“Yılgınlığa yer yok, dayanışmaya devam!” diyor.

Ücretli & İşsiz Mimarlar Forumu; 2009’dan 2019’a; aradan geçen 10 yıllık süreçte mimarların yaşadığı zorlukları ve son yıllardaki işsizlik oranlarını masaya yatırdı. İşte 10 yılda gelinen nokta ve sonuçları… 

2009 yılındaki işsizlik oranlarının, tüm dünyadaki ve Türkiye’deki yansımalarına göz atmak için yazının en sonunda yer alan ilişkili makalaye göz atabilirsiniz. 

Çoğumuzun, özellikle de mesleğe yeni atılmış genç mimarların hafızasında kriz, belki de 2018 yılının sonunda “ayyuka çıkan” tazeliği ve güncelliği nedeniyle en büyük yeri kaplıyor. Anormal bir ivme ile yükselen döviz kurları, artan inşaat maliyetleri, kapanan şantiyeler, iptal edilen projeler, konkordato ilan eden şirketler ve daha niceleri ile birlikte krizi gündelik hayatımızın her noktasında hissediyoruz. 

Pek çoğumuzun gündemine yeni girmiş olsa da, aslında veriler bize 2015’ten beri ertelenen bir kriz gerçekliği olduğunu söylüyor.  Dahası, 2000’li yılların ortalarında mezun olanlar için 2008 krizi, 2000’lerin başında diploma alanlar için 2001 krizi, 90’ların sonunda iş hayatına atılanlar (ve atılamayanlar için) 1997 Asya krizi ve bu krizlerin etkileri belleklerde derin izlere sahip.  Böylece başlık dâhil, yazının girişinden itibaren tam 9 kere klavyemiz sayesinde malum sözcüğü kullanmış olduk. 

Son dönemde; sıcak paraya, dövize, ithal girdiye ve spekülatif yatırımcı iştahına bağımlılığı nedeniyle krizden ilk etkilenen inşaat sektörü oldu ve bunun arka planı üzerine birçok yazı yazıldı. Neoliberal yayılmacılığın, toplumsal bütün dayanışma mekanizmalarını eriterek mutabakata dönüşen talanın ekonomi politiği de pek çok yayında irdelendi. (1) Ancak bizim bu yazıdaki amacımız kent, ekoloji, ekonomi, siyaset, eğitim, insan hakları ve daha birçok alanda yaşanan krizin eş zamanlılığını vurgulayarak, açıklanan veriler üzerinden krizi vebu krizin mimarların çalışma koşullarına etkisini tartışmaya açmak ve elbette kendi perspektifimizden bu zor dönemlerde var olabilmenin zeminini ortaya koymak.

İlk ve en temel soruyu sorarak başlayalım: Mimarlık eğitiminin niceliksel artışına tezat niteliksel çöküşünü, kentsel talanı ya da mesleki etik sorununu piyasa baskısından, ekonomik sistemin dönemsel krizlerinden, kuralsız ve vahşi çalışma koşullarından bağımsız değerlendirmek mümkün mü? Bizce hayır!

İlk paragrafta bahsini ettiğimiz krizler silsilesi bumerang gibi işsizlik, düşük ücretler, esnek ve güvencesiz çalışma olarak bize geri dönüyorken, başka yayınlarda tekrar edilmiş ve hayat gerçekliği olarak her gün karşımıza çıkan bazı temel verileri burada da hatırlatmış olalım. Her istatistiki verinin gerçekliğin tamamını yansıtamayacağını not düşerek, verilerin bize asgari bir zemin sağlamasına çalışalım. Öyle ki bu derleme ileriki tartışmalar ve mücadele pratiklerimiz için de dayanak oluştursun. 

Öncelikle ekonominin yıldızı olarak “pazarlanan” inşaat sektörünün, 2002-2017 yılları arasında yeni okul ve bölüm enflasyonuna etkilerine bakmakta fayda var. Bu noktada Kasın 2017’de düzenlenen TMMOB Mimarlar Odası Mimarlık ve Eğitim Kurultayı -IX / Türkiye Mimarlık ve Eğitim Politikaları (2) çıktılarından faydalanacağız:

 

2001

2017

 
 

Mimarlık Bölümü Sayıları

32

115

 

Mimarlık Bölümü Öğrenci Kontenjanları

1859

7882

 

Öğrenci Sayısı

6400

37000

 

Mimar Sayısı

26702

54115

 


• 45’i Devlet + 42’si Vakıf + 8 KKTC’de + 4 Yurtdışında olmak üzere 99 üniversitede mimarlık eğitimi yapıldığını,Aynı veriler bize 2017 yılına kadar,  

• 115 mimarlık bölümü olduğunu, (80 Türkçe + 35 İngilizce). 

• 45 yeni mimarlık bölümü kararı alındığını gösteriyor. 

Son madde için not düşmekte fayda var, bu sayının içerisinde KKTC’de açılacak mimarlık okulları yok ve bugüne geldiğimizde yeni açılan üniversitelerin yanı sıra Ankara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Ege Üniversitesi gibi çok köklü üniversiteler de mimarlık bölümü açma kararı alıyorlar.

Mimarlık ortamına taze kan yetiştiren mimarlık bölümleri ile ilgili durumu özetlersek, 2002-2017 yılları arasında mimarlık bölümü sayısı neredeyse 4 katına, mimar sayısı da 2 katına ulaşmış. Her sene neredeyse 8 bin mimar mezun oluyor. Her geçen gün artan bu sayı, yetersiz iş imkânları ile birleşince karşımıza ya işsizlik ya da iş bulmak pahasına sigortasız, ucuza ve hatta ücretsiz çalışmaya razı olan mezunlar olarak çıkıyor.  

Çalışabilmenin Dayanılmaz Hafifliği ve İşsizlik

Can yakıcı işsizlik istatistiklerine göz atmadan önce işsizlik tanımını netleştirmekte fayda görüyoruz. Öyle ki dar ve geniş kapsamlı işsizlik tanımlarını bilmek verileri değerlendirmekte oldukça faydalı olacaktır.  

TÜİK tarafından kullanılan standart işsizlik tanımında referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan kişilerden iş aramak için son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan 15 ve daha yukarı yaştaki kişiler işsiz kabul edilmektedir. Bu hesaplama yöntemi işsizliğin gerçek boyutlarının anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. Geniş tanımlı işsizlik hesaplaması ise klasik dar tanım kapsamında yer alan işsizler yanında, iş bulma ümidini kaybeden işsizleri, iş aramayan ancak çalışmaya hazır olan işsizleri, mevsimlik ve zamana bağlı eksik çalışanları kapsayan alternatif işsizlik tanımıdır. Çalışma ekonomisi literatüründe kullanımı giderek artan bir hesaplama yöntemi olarak daha sağlıklı bir tartışma zemini oluşturacağı düşünülmektedir. 

Biz bu noktada Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR) tarafından yapılan bir çalışmayı referans alacağız. (3) DİSK-AR’ın Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ağustos 2018 dönemi İşgücü İstatistikleri, İŞKUR tarafından açıklanan Ekim 2018 dönemi verileri ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından açıklanan Ağustos 2018 dönemi sigortalı istatistiklerine dayanarak hazırladığı 2018 Kasım İşsizlik ve İstihdam Raporuna göre:

• TÜİK’e göre Ağustos 2017 döneminde yüzde 10,6 olan dar tanımlı standart işsizlik 0,5 puan artarak Ağustos 2018’de yüzde 11,1 olarak gerçekleşti. Dar tanımlı işsiz sayısı bir önceki yıla göre 266 bin kişi artarak 3 milyon 670 bine yükseldi. 

• SGK Ağustos 2018 verilerine göre Temmuz 2018’de 16 milyon 226 bin olan aktif sigortalı sayısı (4-a kapsamında) 15 milyon 862 bine geriledi. Böylece sigortalı işçi sayısında 363 bin azalma gerçekleşmiş oldu. 

• TÜİK verilerine dayanarak hesaplanan geniş tanımlı işsiz sayısı 6,3 milyonu aştı. Geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 18,0 olarak hesaplandı. Geçen yılın aynı dönemine göre geniş tanımlı işsiz sayısı 404 bine yükseldi. 

• Kadın işsizliği yüzde 15,1, genç kadın işsizlik oranı ise yüzde 26,4 olarak gerçekleşti. Tarım dışı kadın işsizliği yüzde 32,9’a yükseldi. 

• 1 milyon 111 bin üniversite mezunu işsiz durumda. 

• Ne eğitimde ne istihdam olan gençlerin oranı yüzde 28,6’ya ulaştı.

Aşağıdaki tabloda verilen sektörel bazlı işsizlik oranları 2017 yılına ait. 2018 yılı son çeyreği ile birlikte “Mimarlık ve İnşaat” kalemindeki yüzdenin çok daha fazla artacağı muhakkak.

TÜİK 2016-2017 Yüksekokul ve fakülte mezunlarının en son mezun oldukları alana dair işsizlik durumları:

 

2016

2017

 
 

Güvenlik Hizmetleri

4,7

5

 

Hukuk

6

11,2

 

Sağlık

6,3

9,6

 

Veterinerlik

7,3

10,7

 

Eğitim

8,6

9,7

 

Mühendislik ve işleri

9,4

9

 

Beşeri bilimler

10,5

13,2

 

Yüksekokul veya fakülte mezunu

12

12,7

 

Fiziki bilimler

12

15,7

 

Mimarlık ve inşaat

12,6

13,5

 

Tarım, ormancılık ve balıkçılık

12,7

12,4

 

Sosyal bilimler ve davranış bilimleri

13,5

15,2

 

Diller

13,8

16,4

 

İş ve yönetim

13,8

13,2

 

Biyoloji, çevre ve ilgili bilimler

14,1

16

 

Matematik ve istatistik

14,1

14

 

Kişisel hizmetler

16,7

14,3

 

Bilişim ve iletişim teknolojileri

17

19,9

 

İmalat ve işletme

18,4

14,2

 

Gazetecilik ve enformasyon

19,2

19,1

 

Sanat

21,2

20,4

 

İş sağlığı ve ulaştırma hizmetleri

23,5

18

 

Sosyal hizmetler

24

26,4

 

Görüldüğü üzere, kendini tüm yakıcılığı ile hissettiren 2018 krizinin öncesinde, bize göre ertelendiği 2017 yılında dahi 2016’ya kıyasla Mimarlık ve İnşaat alanında istihdamda yüzde 0,9’luk bir kayıp söz konusu. Güncel durumu çizebilmek için, TÜİK’in 2017 verilerinin sadece dar kapsamlı işsizliği verdiğini ve 2018 son çeyreği ile beraber kapanan inşaat şirketlerini, mimarlık ofislerini, duran şantiyeleri ve iptal edilen yatırımları da hesaba katmamız gerekiyor.

Özel sektördeki bu erimeye ek olarak,  kamudaki mimar istihdamının da oldukça düşük seviyede gerçekleştirildiğini belirtmekte fayda var. Her yıl ortalama 8 bin mimar mezun olurken kamuda açılan mimar kadrosu aksine her geçen sene azalmış. Kamuda 2012 yılında 249, 2013 yılında 199, 2014 yılında 60, 2015 yılında 80, 2016 yılında 50 mimar ataması yapılırken, bu rakam 2017 yılında 43’e ve 2018 yılında da 29’a kadar gerilemiş. Şaşırtıcı bir şekilde 2018 yılında Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı sadece 1 (bir) mimari kadro açtığını görüyoruz. (4)

 29 Aralık 2018 – Bakırköy

İstatistikleri paylaşırken altını çizdiğimiz noktaya dönecek olursak, tüm bu istatistiklerin buzdağının görünen kısmı olduğunu unutmamak gerek. Son dönemde kaç mimarın işsiz kaldığını belirlemek ise oldukça zor ve araştırılması gereken bir alan olarak önümüzde duruyor.

Biliyoruz ki bugün şantiyelerde, ofislerde çalışan azımsanmayacak kadar sayıda mimar, “Mimar” meslek kodu ile sigortalanmıyor. Yine azımsanmayacak sayıda meslektaşımız fason üretime mecbur bırakılıyor. Kayıtlı, sigortalı, güvenceli bir çalışan olarak değil çizim başı ücret alarak çalışıyor. 

Çözümsüz değiliz, Çözüm Biziz!

Elbette ki hem istatistikler hem de içinde bulunduğumuz piyasa ortamı, önümüzdeki günlerin kolay geçmeyeceğini gösteriyor. Ancak bu yazı vesilesi ile açtığımız tartışmanın, gözümüzü korkutup yaşanılanları kanıksatmasına da izin vermeyelim. Bizler endişe dolu günlerimizin çözümünün yine bizlerin elinde ve yan yana gelişinde olduğunu biliyoruz. Forumun 1 yıllık çalışmaları da bunu gösteriyor. Krizi bizler açısından fırsata dönüştürecek yegâne noktanın bir araya gelmek ve mesleğimizi insani koşullarda yapabilmenin tartışmalarını daha yüksek sesle ortaya koymanın hedefler oluşturmanın önemine inanıyoruz. 

Ücretli ve İşsiz Mimarlar Forumu olarak bu güne kadar tartıştığımız başlık ve noktaları mimarlık mesleğinde daha yüksek sesle tartışılmasını ve geliştirilmesini umarak sıralıyoruz:

• “Deneme Süresi” adı altında özellikle yeni mezun arkadaşlarımızın ucuza ve sigortasız çalıştırıldığına tanık oluyoruz. Geçmiş dönemlerde yerleşen algının ötesinde “prestijli” üniversitelerden mezun olan arkadaşlarımızın da İstanbul, Ankara gibi şehirlerde genellikle net 2000-2500 TL aralığında ücretlerle işe başladığı bir süreci deneyimliyoruz. Bu durum yeni mezun mimarları yoksulluğa ya da aile yardımına muhtaç bırakıyor. Sigorta ve ücretlerin denetim altına alınması hayati önemde durmaktadır. Ayrıca kriz bahanesiyle giderleri kısmak isteyen işverenlerin sığındığı bir yöntem olarak “uzun dönemli stajyerlik” adı altında yeni mezunları sigortasız ve hatta ücretsiz çalıştırdığına tanık oluyoruz. Bu çalışma şekli kesinlikle yasaklanmalıdır.

• TMMOB ile SGK arasında yapılan ancak yakın zamanda SGK tarafından tek taraflı fes edilen mühendis, mimar ve şehir plancılar için asgari ücret protokolü yeniden geçerli hale gelmelidir. TMMOB’nin belirlediği yıllık en az ücret bedelinin SGK tarafından onay ve takibi yapılmalıdır. Ayrıca TMMOB’a ait meslek odaları açıkladıkları asgari ücretin uygulanıp uygulanmadığını, tüm çalışanların maaşları üzerinden sigortalandığını denetlemelidir. 

• Fazla mesai sadece çalışan için değil iş arayan için de hak gaspıdır. Basit bir matematik hesabıyla dahi anlaşılacağı üzere, bir mimarın üç kişilik işi üretmeye mecbur kaldığı sürece 2 kişi işsiz kalacaktır. Ana akım medyada “Fazla mesaide onay çilesi bitti” başlığıyla yer bulan yeni bir uygulamayla artık çalışandan her yıl fazla mesai için onay alınmasına da gerek duyulmadığını, zaten hâlihazırda mimarlar için fazla mesai ücretleri diye bir tanım olmadığını biliyoruz. Bu yüzden bize de iş düşüyor; karşılığını alamadığımız fazla mesaiye dayanışarak beraberce “hayır” diyebilmenin yollarını aramalıyız.

Fazla Mesai nedir? - Gündelik Hayat Deneyimleri Sözlüğü 2018’den

• Kamudaki mimar istihdamı arttırılmalıdır. Bu talebe yönelik taban baskının yine meslek odaları ve sendikalar bünyesindeki çalışmalarla yükseltilebileceğine inanıyoruz.  

• Mimarlık mesleğini güncel planda icra eden, mesleğin tabanı olarak ifade edebileceğimiz ücretli çalışanlara özgü çalışmalar TMMOB Mimarlar Odası bünyesinde oluşturulmalı, oluşmuş çalışmaların birikimleri paylaşılmalıdır. Mimarlar Odası kendi verilerinde üye tabanının ez an %75’ini oluşturan ücretli çalışanların özlük haklarını korumak üzere faaliyet ve programlar geliştirilmelidir. Örgütlenmenin önündeki engeller tartışılmalı, başta iş kanunundan doğan hakların güvencesi için, teknik elemanların sendika hakkı güncel başlıklardan biri olmalıdır. 

• Meslektaşlarımızın çalıştığı mimarlık ofisleri ve şantiyelerde bir araya gelmenin, hak talep etmenin zorluğu bilinen bir gerçektir. Mimarlık ofislerinde çalışan sayısının ağırlıkla 30 kişinin altında olması, bu alanların işe iade davalarından muaf olmasını beraberinde getirmekte ve keyfiliği arttırmaktadır. Öte yandan çalışma alanlarındaki sirkülasyon fazlalığı, iş sözleşmesinin tarafı her işçi gibi, mimarlar açısından da iş güvenliği riskini arttırmaktadır. 

• Kriz dönemlerinde kesintiye uğrayan ilk kalem yemek ve ulaşım ücreti oluyor. Yasada yemek ücretinin “yardım” olarak geçmesi, bu hakkın işverenin inisiyatifine bırakılmasına böylelikle de kolaylıkla feragat edilebilmesine yol açıyor. Oysaki yemek ücretinin yardım değil hak olduğunun netleştirilmesi gerekiyor.  

En önemli maddeyi sona bıraktık: çalışanlar, işsizler, öğrenciler; işyerlerinde, okullarda ve hayatın her alanında yan yana gelebilecekleri organizasyonları çoğaltmalıdır. Ücretli ve İşsiz Mimarlar Forumu 1 yıllık deneyimi (5)  ile bu organizasyonlardan sadece biri. Birliktelikleri çoğaltmak ve dayanışmak bizim elimizde.

Ücretli İşsiz Mimarlar Forumu / Ocak ‘19

İletişim: ucretliissizmimar@gmail.com 

 Kaynaklar:

1. Mega Projelerin Ekonomi Politiği / Mustafa Sönmez / Derleyen: Gül Köksal, Mimarist Dergi-Sayı 58

2. http://www.mo.org.tr/mek/belge/mek9/MEK-IX-yayini.pdf 

3. http://disk.org.tr/wp-content/uploads/2018/11/DISK-AR-is%CC%A7sizlik-ve-istihdam-raporu-Kas%C4%B1m-2018.pdf

4. http://www.omedyam.com/mobil/gurer-mimarlarin-issizlik-orani-genel-issizlik-oranini-gecti-115879/

5. http://guvenlicalisma.org/19807-ucretli-issiz-mimarlar-forumu-ilk-senesini-geride-birakti


İlişkili Haberler
Etiketler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları