Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

Avrupa'nın İlk Su Altı Restoranı; Under

mimarizm.com / 26 Mart 2019
Snøhetta , Norveç'in Båly kasabası sahilinde, sarp kayalıklar üzerine inşa edilen, dünyanın en büyük su altı restoranı 'Under'ı tamamladı. 

Snøhetta tarafından batık bir periskopu andıracak şekilde tasarlanan 495 metrekarelik restoranın ön bölümünde, ziyaretçilere deniz yaşamının eşsiz güzellikteki manzarasını sunan dev bir panoramik pencere bulunuyor.

Fotoğraf Inger Marie Grini / Bo Bedre Norge tarafından

Norveç'in güney kıyısında yer alan ve Avrupa'nın ilk su altı restoranı olan 40 kişi kapasiteli yapı, aynı zamanda bir deniz araştırma merkezi olarak kullanılacak. 

Under’ın yönetici mimarı Romen Grasdal, “Çoğumuz için bu tamamen yeni bir deneyim. Burada gördüğünüz bir akvaryum değil, Kuzey Denizi'nin vahşi deniz yaşamı. Bu özellik restoranı çok daha ilginç kılıyor. Sizi doğrudan vahşi doğanın içine götürüyor” diyor. 

“Eğer hava kötüyse, işiniz zor. Ama güvende olduğunuzu bilerek burada oturmak, her şartta doğanın size çok yakın olmasını sağlamak çok müthiş bir deneyim. Aynı zamanda çok da romantik.” Under, mümkün olduğunca basit olacak şekilde tasarlanmış. Restoranın strüktürü, 34 metre uzunluğundaki monolitik bir beton tüpten oluşuyor. 

Fotoğraf Inger Marie Grini / Bo Bedre Norge tarafından

Duvarlar ise dalgaların kuvvetlerine ve su basıncına karşı en iyi direnci sağlayacak biçimde hafifçe kavisli ve yarım metre kalınlığında tasarlanmış. Mimar Grasdal, “Fikir, insanları deniz seviyesinin altına indirecek bir tüp yapmaktı” diyor ve ekliyor: “Bu, deniz altına geçişin en etkili yoluydu. Aynı zamanda formun içinde kendinizi güvende hissedebilecek ve şıkışmışlık duygusu yaşamayacaktınız”. 

Dış cephedeki beton, yosun ve yumuşakçaların yapışmasını teşvik edecek bir dokuda, açık olarak bırakılmış. Zamanla bu doğal yapı, suyu arıtmaya yardımcı olan yapay bir midye resifine dönüşecek ve doğal olarak daha fazla deniz yaşamını kendine çekecek. Under işlenmemiş meşe kaplı bir giriş holüne sahip. Zamanla bu bölüm de gri tonlarına dönüşerek ham betonla uyumlu hale dönüşecek. Meşe doku binanın içinde de devam ederek klostrofobi hissini önleyen sıcak bir atmosfer yaratıyor.

Restoran; fuaye ve vestiyer, şampanya barı ve alt kattaki ana restoran olmak üzere üç farklı seviyeye sahip. Bunlara dev bir meşe merdiven eşlik ediyor. Restoranın odak noktası, binanın her katından görülebilen panoramik akrilik penceresi. Restoran duvarının uzunluğu boyunca devam eden pencere,11'e 3 metre uzunluğunda tasarlanmış.

Fotoğraf Inger Marie Grini / Bo Bedre Norge tarafından

Şampanya barında aynı zamanda, ziyaretçilere deniz seviyesini gösteren ve günışığını iç mekana taşıyan büyük bir dikey pencere yer alıyor.

Ziyaretçilerin geceleri akrilik pencerelerden deniz yaşamını gözlemlemelerini sağlamak için Snøhetta, sessiz iç aydınlatma ile deniz tabanına yerleştirilen yumuşak aydınlatmalar kullanmış. Üst düzey iç mimar Heidi Pettersvold Nygaard, “Amaç, aydınlatmalarla deniz dibindeki tüm renklerin, açıktan koyuya, degradeli bir biçimde görünmesini sağlamaktı” diyor. 

Ana yemek salonundaki terrazzo döşemeler, deniz yosunundan ve denizden ilham alan koyu mavi ve yeşil renkli akustik panellerle eşleştirilmiş. Bu arada, yukarıdaki şampanya barı sıcak pembe ve turuncu tonlarıyla, deniz kabuklarına ve kıyıdaki kumlara gönderme yapıyor.  

Koyu meşe masalar ise deniz tabanındaki kum kullanılarak yerel bir sanatçı tarafından tasarlanan köşeli sandalyeler ve seramiklerle bir arada kullanılmış. Grasdel, “Suyun beş metre altına inmenin klostrofobik olabileceğini düşünebilirsiniz, ancak burada kimse böyle hissetmiyor” diyor mekanla ilgili olarak ve ekliyor: “Önemli olduğunu düşündüğüm şey, sıcak bir atmosfer yaratabilmekti. Bunu kumaş kaplamalar, meşe gibi doğal malzemeler, iyi akustik ve aydınlatmalarla yaratmaya çalıştık.” 

İlginç mimarisi ve mönüsü sayesinde Under, toplumu denizin biyolojik çeşitliliği hakkında bilgilendirmeyi de amaçlıyor.

Mesai saatleri dışında mekân; deniz biyologlarının balık davranışlarını, özellikle onların ışığa verdikleri tepkileri, vahşi balıkları sesle eğitmenin mümkün olup olmadığını ve ayrıca balıkların farklı mevsimlerde farklı davranıp davranmadıklarını araştıran bir laboratuar olarak kullanılacak. 

Fotoğraf belirtilmediği sürece Ivar Kvaal'a aittir .

Bu haber Dezeen’den derlenmiştir. 


Etiketler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları