Doğru Kurulmuş Bir Yapı Olarak Bienal ve Tartıştığı Türkiye

İlker COŞKUN / 09 Kasım 2007

Kendi içinde birimlere sahip olacak ana kütlede doğru tanımlanmış ve konumlandırılmış alanlar kurmak ve bu alanlara yeter seviyede işlevsellik katmak, bunlarla eş zamanlı olarak her hamlenin sağlamasını yapmaksa mimarın işi; kendisine verilen projeyi bir yapı olarak ele alan küratörün bir mimardan farkı kalmadığını söylemek yanlış olmaz.

 

10. İstanbul Bienali çok verimli ve doyurucu bir etkinlik kompozisyonu çizerken bunu en çok küratörünün isabetli kararlarına borçluydu. Hou Hanru tarafından belirlenen kavramsal çerçevenin -salt metinsel anlatım ve sanatçı çalışmalarıyla- düşüncenin aktarımından öteye geçmesinin en önemli sebebiyse doğru bir konstrüksiyonun başarılı bir işçilikle vücut bulmuş olmasıydı. Ki böylelikle etkinliğe iliştirilmiş gibi durmanın aksine etkinliğin misyonu haline gelmiş bir kavramsal çerçevenin, doğru sergileme kararlarıyla buluştuğunda, izleyicisine vereceği muazzam tadı yakalayabildiğimiz bir sanat organizasyonu yaşamamız da mümkün oldu.

 

Hou Hanru, "İmkansız Değil, Üstelik Gerekli: Küresel Savaş Çağında İyimserlik" başlıklı çalışmasında, kentin ve ülkenin gerek tarihsel gerekse güncel gerçeklerini çok iyi değerlendirmiş. Bunun en açık örneği son birkaç yıldır ‘yıkmalı mı yıkmamalı mı?‘ tartışmasının sürdüğü AKM'yi sergi mekanlarından biri olarak seçmesi, ‘Yakmalı mı Yakmamalı mı?' olarak belirlediği sergi adıyla da yapının yıllar önce geçirdiği büyük yangına gönderme yapmasıdır. Ayrıca burada yer verdiği sanatçı işlerinin tümünün mekan vurgusu içeren ve modern ile post-modern arasındaki çatışmayı barındıran çalışmalar olması da tesadüfi değildir. (Bu tablodaki ironi ise etkinliğin sürdüğü zaman dilimine tesadüf eden AKM'nin yıkım kararıdır.)

 

Paralel bir yaklaşımı küratör, merkez olma kavramı üzerinden tanımlarken, bu noktadaki çözümünü, gezici sergi, ‘Gecegezenler' ile bizlerle paylaştı. Farklı rollerle piston  görevi üstlenmiş birçok kentte olduğu gibi İstanbul'un da ticaret, göç vb. parametrelerle irileşen ve hantallaşan yapısında, hareketin kısıtlılığını ve bu noktadan yola çıkarak merkeze uzak yaşayan bireylerin maruz kaldığı mahrumiyet ile bir yüzleşme yaşattı bizlere bu mobil-sergi. Konu özellikle de sanat olduğunda kentin bu konuda kimilerince kurtarılmış olarak tanımlanabilecek dar bir noktasına konserve edilen etkinliklerin karşısında bir tavır görmek; bir yandan bunun bienalin söz diziminin aynası bir çalışma olması, diğer yandan kotarılabilmişliği, imkansız değil üstelik gereklinin tam karşılığıydı. Bu algılama ve çözüm pratiği bazılarımızı yıllar öncesine götürmüş, Halk Evleri projesini anımsatmıştır belki de.

 

Etkinliğin her noktasına dengeli biçimde zerk edilen bu yaklaşımın yarattığı tutarlılık farklı örneklerle çoğaltılabilir. Yapının kurulmasında gösterilen titizliğe sayısız methiye düzülebilir. Ancak bu yıl onuncusu düzenlenen Bienalde ilk kez gerçekleşen bir olay tam da bu noktadan hareketle üzerine doğru tespitlerin getirilmesi gerekli olan bir fenomen olarak karşımıza çıktı ve yukarıda andıklarım ve benzeri başlıktaki birçok tartışmanın da önünü kesti.

 

Küratörün oluşturduğu kavramsal çerçeve içerisinde Türkiye'nin demokratikleşme süreci üzerine yaptığı tespitler saldırı olarak addedildi ve bir bildiri yayınlandı. Yayınlanan bildiride küratörün, yanlı ve kasıtlı olduğu öne sürülen görüşlerinin etkinliğe gölge düşürdüğü ve bu nedenle yayınlanan kurumca şiddetle kınandığı dile getirildi. Yayınlayan kurum Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı idi; Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki bir devlet üniversitesinin birimi. Başka bir deyişle bir yapının alt birimi. Tepkinin bir sivil toplum örgütü, özel bir kurum ya da kuruluş yerine buradan gelmesinin sebebi ise gayet açık. Yapıca ortaya konulan resmi ideolojik söylemi zedeleyen bir görüşün dile getirilmiş olması.

 

Ancak vahim olan her ne kadar kurum olarak resmi olsa da ilerici ve çağa yön veren bir zihniyeti barındırması beklenen hatta gereken bir yapının özgürleşmenin ve demokrasinin önünde durmasıdır. Dahası, doğası gereği periyodik olarak yenilenen bienali devlet karşısında bir taraf haline getiren bu girişimin, bu yıl konulan kavramsal çerçeve karşısında tutunamaması ve metinde yer verilen eleştirel tespitlerin farklı bir yolla örneklenmesi olmasıdır.

 

 

 

 

 

 

 

"Batılı olmayan ilk modern cumhuriyetlerden ve gelişen dünyanın kilit oyuncularından biri olarak Türkiye'nin tarihi ve son dönem konumu bu yöndeki en radikal, çarpıcı ve etki uyandıran vakalardan birini oluşturuyor. Ancak can alıcı bir sorun, Kemalist proje tarafından savunulan modernleşme modelinin yine de sisteme dahil bazı çözülemez çelişkilerin ve ikilemlerle dolu, tepeden inme bir dayatma olması: reformların devrimci birer araç olarak gerekli olmasına rağmen yarı askeri bir şekilde dayatılması, demokrasi ilkesine aykırıydı; milliyetçi ideoloji evrensel hümanizmin benimsenmesine aksi yönde işledi ve toplumsal bir elit önderliğindeki ekonomik ilerleme toplumsal bölünme üretti. Popülist siyasi ve dini güçler, taleplerini toplumun tabanında yeniden oluşturmayı ve yönlendirmeyi ve bu talepleri kendi çıkarları yönüne çevirmeyi başardılar." (Hou Hanru, 10. Uluslararası İstanbul Bienali Kataloğu, İmkansız Değil, Üstelik Gerekli: Küresel Savaş Çağında İyimserlik, syf: 15-16)

 

Farklı noktalarından çok daha ayrıntılı incelenebilecek bu olay ve doğurduğu durumda açıkça görülebilen ise tıpkı mimari yapılarda olduğu gibi tüm yapıların doğru kurulmasının artısının, yapının her şartta gelebilecek darbeyi şiddeti ne olursa olsun absorbe ederek sonucunda ayakta kalmasının sağlanmasıdır. Ancak şu da bir gerçektir ki en doğru kurulan yapılarda bile zamanında bakım-onarım yapılmaması ileri dönemlerde ortaya çıkacak hasarların büyümesine ve maliyetlerin artmasına sebep olur. Maliyetlerini toplumların karşıladığı yapılarda ise bu konularda çok daha dikkatli olunması, çağa ayak uydurularak yeniliklerin takip edilmesi, maliyeti düşürmek için ertelemeye girişilmemesi ve çürüyen, işlevini yitiren elemanların ivedilikle değiştirilmesi zaruri bir ihtiyaçtır.


İlişkili Haberler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin