Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

Geçmişin ve Bugünün Kazananları Archiprix-TR Töreni'nde Buluştu

mimarizm.com / 06 Aralık 2014

Archiprix-TR 1996 Birincisi Sait Ali Köknar (İTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi), Archiprix-TR 1997'de Mansiyon'a değer görülen Boğaçhan Dündaralp (DDRLP Mimarlık Kurucusu), Archiprix-TR 2002 Birincisi Ali Özer (Özer Ürger Mimarlık Kurucu Ortağı), Archiprix-TR 2002 Üçüncüsü Ömer Selçuk Baz (Yalın Mimarlık Kurucu Ortağı, Archiprix-TR 2014 Jüri Üyesi) ve Archiprix-TR 2006'da Mansiyon kazanan Hakan Demirel'in (Suyabatmaz Demirel Mimarlık Kurucu Ortağı) katılımıyla gerçekleşen "Ödüllü Mezunlarla Söyleşi" bölümünde, hem yarışmanın hem de mimarlık ortamının geçmişten bugüne değerlendirmesi yapıldı.


"Hala o kadar fiyakalı bir proje gelmedi"

Söyleşinin moderatörlüğünü üstlenen Archiprix-TR 2014 jüri üyesi Ömer Selçuk Baz, 13 yıldır mimarlık pratiğinin içinde olduğunu ve 2002 yılında üçüncülük ödülüne değer görülen "Bursa'da Kültür, Sanat, Bilim ve Tekonoloji Merkezi" kadar fiyakalı bir proje konusunun henüz önlerine gelmediğini söyledi.

Mimarlık yaşamının ilk 5 yılında sadece konut yaptığını belirten Baz, "Yıllar sonra bunun sadece bir bitirme projesi olmadığını, çok daha başka anlamlar taşıdığını gördüm. Bitirme projesiyle birlikte artık bir eşiği atlayıp mimar oluyorsunuz. Bu da o bilinçle yaptığım bir projeydi. Mimarlık eğitimi gibi meşakkatli bir sürecin sonunda önemli bir aşama. Her mimarın böyle bir tekabül süreci var." dedi.


"O günkü pozisyonunuz çok önemli"

Archiprix-TR 2002 Birincisi Ali Özer, "Bu bir süreç. O günkü pozisyonunuz çok önemli. Başka bir jüri başka bir projeyi seçebilirdi. Mimarlık gündemi 1995'ten sonra bir dönüşüm yaşadı. Benim projem de o dönem için erken bir öngörüyü içinde barındırıyordu." dedi. 


Mimari rapor yerine günlük yazmış

Türkiye'deki ilk Archiprix yarışmasının düzenlendiği 1996 yılının birincisi olan akademisyen Sait Ali Köknar ise, o dönemde İTÜ Ayazağa yerleşkesinde yapılması planlanan Bilim ve Teknoloji Merkezi için heves ve ciddiyetle hazırladığı bitirme projesi sürecini paylaştı. Dijital araçlar yerine maket, el çizimi ve rapidonun kullanıldığı döneme denk gelen bitirme projesi, Köknar'a göre bir "süreç tasarımı" aslında. Çizimlerin, mimari raporda beklenen bilgileri zaten barındırdığını söyleyen Köknar, "yazıyla başka bir şey anlatayım derken günlük yazdım." dedi. 


Coşku eksikliğinden mütevellit mansiyon


1997 yılında projesi mansiyona değer görülen Boğaçhan Dündaralp'ın Archiprix-TR deneyimi ise hayli ilginç. Yine rapido-aydınger döneminde yarışmaya katılan Dündaralp'ın projesi, "coşku eksikliği" nedeniyle mansiyonla ödüllendirilmiş. Jürinin projeyi fazla profesyonel bulunduğunu belirten Dündaralp, "Archiprix yarışması benim için belirleyici bir eşik olmadı ama 'projeden beklentimiz ne olmalı' kısmı ile beni etkiledi" dedi.


Yarışmalar mimarın kendini göstermesi için büyük bir fırsat

Archiprix-TR 2006'da Mansiyon ile ödüllendirilen Hakan Demirel ise, mimarlık eğitimi sırasında kütüphanede eline aldığı ilk kitaplardan birinin Archiprix-TR'nin ödüllü projeleri olduğunu belirterek, "Dolayısıyla bu söyleşide yer alan isimleri o dönemden biliyorum" dedi. Mimarlığın kişiyle bağdaşan bir konu olduğunu ve mimarın aslında belli bir okulu temsil etmediğini savunan Demirel, yarışmaların bunu göstermek için önemli bir fırsat olduğunu ekledi. 


İlişkili Haberler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları