El Pais'den Sapphire Yorumu: "Ev Alma, Komşu Al!"

mimarizm.com / 12 Mayıs 2011


İspanyol ulusal gazetesi El Pais, İstanbul'un son yüksek yoğunluklu eklentisi Sapphire'ı geçtiğimiz ay sayfalarına taşımıştı. Avrupa'nın en yüksek gökdeleni ve Türkiye'nin ilk büyük ölçekli ekolojik yapısı unvanlı konut bloğu hakkında Murat ve Melkan Gürsel Tabanlıoğlu'ndan görüş alan gazete, meşhur Türk atasözüne de atıfta bulunarak "fil dişi olmayan" Sapphire kulesinin sakinlerinin "ev değil komşu aldıklarını" ifade ediyor.

Gazete, sakinlerine "boğaz manzaralı bir jakuzi ya da Marmara Denizi manzarasıyla golf oynamak" imkanı tanıyan Sapphire'ı, Avrupa'nın en yüksek gökdeleni unvanının yanı sıra "Moskova'daki gökdelenlerin en büyük rakibi" ve "Türkiye'nin gerçekleştirdiği ekonomik mucizenin yeni sembolü" olarak nitelendiriliyor.

Yabancılar İçin Kurulan, Günlük Bin Kişinin Ziyaret Ettiği ‘Eski Zamanlar' Büyükderesi…

"XIX. yüzyılın ortalarında İstanbul'daki Fransız Büyükelçisi, boğazın sol yanında kalan kısımda yabancıların ikamet etmesi için gerekli olan izni devlet büyüklerinden alır, bu mahalleye İstanbul'un büyük deresi anlamına gelen ‘Büyükdere' adı verir. Bu mahalle sayesinde Hıristiyanlar, şehirdeki Müslümanların uzağında yaşama fırsatını bulur. Siyasi ve pratik anlam taşıyan bu çözüm, Hıristiyan ve Musevi cemaatine kendi ibadet yerlerini inşa edebilmelerini sağlarken, devlet açısından da vergilerin toplanmasını kolaylaştırır. Boğaza nazır bir alanda yer alan ve çam ağaçlarıyla çevrili ahşap evlerin yer aldığı bu bölgenin güzelliği ise, kısa zamanda mahallenin büyükelçilikler tarafından tercih edilmesini sağlar ve mahallenin turistik bir nitelik kazanmasına neden olur. Birinci Dünya Savaşı'nın öncesinde mahalleyi gemi aracılığıyla ziyaret edenlerin sayısı, günlük olarak bin kişinin üstündedir."

"Bu güzel bölgenin adını alan cadde, yıllar içerisinde İstanbul'un ana arterlerinden birine dönüşmüş. Her sabah binlerce araç Levent'teki finans merkezlerine ulaşabilmek için yol alıyor. Fakat sadece çok az kişi Türkiye'nin ‘Manhattan'ının, geçmişte gayrimüslim zenginlerin yaşadığı, fabrikaların bulunduğu ve refah seviyesinin yüksek olduğu Büyükdere mahallesi olduğunu biliyor.

"Cumhuriyetin ilanı ve Yunan azınlığın nüfus mübadelesine tabi olması nedeniyle Büyükdere sakinlerinin büyük çoğunluğu, arkalarında ahşap evleri ve fabrikalarını bırakarak ülkeyi terk etmek zorunda kalmışlar. Yıllar içerisinde köyden kente göç eden insanlar nedeniyle kalabalıklaşan bu bölge, Levent adıyla bir finans ve sanayi merkezi haline dönüşmüş; günümüzdeyse ise Türk bankacılık sektörünün kalbinin attığı yer olarak değerlendiriliyor."


Türkiye Ekonomik Mucizenin Sahnesi: Büyükdere, Levent

"Son altı sene içerisinde Büyükdere Caddesi üzerinde 40 adet gökdelen inşa edildi; 2015 yılına kadarsa 29 tanesinin daha inşa edilmesi öngörülüyor. Levent ve Maslak arasında konumlanan ve çoğunluğunu bankalar ile ofislerden oluştuğu gökdelenler, Türkiye'nin gerçekleştirdiği ekonomik mucizenin en gözle görülür kanıtı olarak değerlendiriyor. Bölgeye alternatif rezidanslar inşa etmek için beş yıldan beri çeşitli mimari projeler gerçekleştiriliyor. Eski bir ofis bloğu üzerine inşa edilen Levent Loft, günümüzde şehrin en lüks rezidanslarından birisi olarak görülüyor. Tasarımı New York Guggenheim'a benzetilen Istanbul Kanyon adında bir de alışveriş merkezi bulunuyor.

"Bu projelerinin büyük çoğunluğu modern Türkiye mimarisinin en önemli mimarlık bürolarından birisi olan Tabanlığolu'nun imzasını taşıyor. Bu büro, aralarında International Property Awards ve Architect of the Year 2010'nun da olduğu 40'dan fazla uluslararası ödülün sahibi ve tasarımdan ödün vermeden şehirle doğayı bir araya getiren, şehri daha yaşanabilir kılan projeler hazırlıyor. Pratiğin son projesi olan Istanbul Sapphire ise, Avrupa'nın en yüksek binası ve ülkenin ilk ekolojik binası olması nedeniyle de en iddialı projelerden biri olarak gösteriliyor."




"Sapphire Üzerindeyken İstanbul'a Aşık Olabilirsiniz"

"Bina nerdeyse, Türkiye'de sadece uçakların erişebileceği bir yüksekliğe sahip… Zeminle çatı arasındaki 261 metre mesafe, Boeing'in havalanma zamanına eşit olan 1 dakikada kat ediliyor. Uçaktan farklı olarak İstanbul Sapphire'in teras katında bir sürpriz sizleri bekliyor. 54. katta yer alan dürbün sayesinde Asya'daki güneş batışını, şehrin denizleri ve Boğaz'ın iki köprüsünü aynı anda görebiliyorsunuz. Boğazın başlangıcında yer alan Galata Kulesi'ni de görmeniz mümkün! 200 metrenin üzerindeyken, İstanbul'a aşık olabilir ve bu şehri hiç terk etmemek isteyebilirsiniz.

"Bir zamanlar sultanların başkenti olan şehir, oldukça kalabalık ve karmaşık gözüküyor. İki kıtayı birleştiren bu şehri yukarıdan huzur içerisinde seyredebilmek ise, insana büyük keyif veriyor. Geçen Mart ayında açılan Sapphire, Nisan ayında ziyaretçi kabul etmeye başladı. Türk ailelerinin alışkın olduğu yaşam tarzına göre tasarlanan bu gökdelen, diğer emsallerinin çoğunda görülen olumsuz özelliklere sahip değil. Her bir köşesinde insana değer verildiğini hissediyorsunuz. Üç katta bir XIX. yüzyıl İstanbul mimarisini hatırlatan özel bir bahçe bulunuyor. Üç metre yirmi santim yüksekliğindeki tavan ve zemine kadar uzanan geniş pencereler, gün ışığından optimum bir şekilde yararlanılmasını sağlıyor ve insanların yaşama sevincini artırıyor. Ayrıca her dokuz katta bir spor salonu, havuz, spa, dünyanın en yüksek golf pisti gibi çeşitli sosyal alanlar yer alıyor.

"Fakat burada yaşamanın sadece çok az sayıda kişinin karşılayabileceği maliyeti var. Sapphire şehrin en ayrıcalıklı binası olma özelliğine sahip… Bankacılar ve iş adamları, gökdelenin 180 dairesini satın alanlar arasında bulunuyor. 120 metre karelik bir dairenin fiyatı 1 milyon dolar. Fiyatlar 1100 metre karelik çatı katı için 7.5 milyon dolara kadar çıkabiliyor. Özel bahçe ve her sabah denize karşı kahvaltı yapmak, binanın sakinlerine sunduğu lüksler arasında… Şu ana kadar dairelerinin %60'ı satıldı, gökdelenlerin işletilmesinden sorumlu olan Bersay şirketinin öngörülerine göre bir yıldan kısa bir süre içerisinde tüm dairelerin satılması planlanıyor.


"Şehre Yaşam Katmak İstedik"

"Yüksek teknolojiye sahip ama aynı zamanda Türk yaşam tarzını yansıtan bir binanın inşa edilmesi, bu binanın başarısını ve Tabanlıoğlu tasarımının değerini ortaya koyuyor. Projeden sorumlu baş mimar Melkan Gürsel eşi Murat Tabanlıoğluyla beraber başarısının sırrını ‘Şehre yaşam katmak istedik' diye özetliyor. Haliç manzaralı geniş ofisinde sorularımızı yanıtlarken, İstanbul'da yaşayan yüksek gelirli kişilerin seksenli yıllarda şehir merkezi yerine şehrin yakınlarında yer alan doğayla iç içe konut projelerini tercih ettiklerini belirtip ‘İstanbul zenginler ve geri kalanlar arasında ikiye bölünmüştü; iş merkezleri saat yediden sonra ıssızlaşıyordu' tespitinde bulunuyor.

"Ayrıca ekonomik mucizenin yeni bir orta ve üst sınıf oluşturduğunu, şehrin merkezine uzak yaşayan bu kişilerin doğadan tamamen kopmadan şehirde yaşamak istediklerini belirtiyor. ‘İstanbul'da park eksikliği var, boş alan bulmak güç; bu eksiklikten yola çıkarak ormanların yeşilini yüksek bir mekanda finans merkezine taşımak istedik' değerlendirmesinde bulunup, bu açıdan bakıldığında Sapphire'ın şehri daha yaşanabilir kılan bir şehircilik projesi olarak da değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

"Sapphire aynı zamanda Türkiye'nin ilk büyük ekolojik binası olma özelliğine de sahip. Morötesi direkler sayesinde güneş ışığını emen ısıtma sistemi, sıcaklığın sürekli olarak 22 derecede kalmasını sağlıyor. Ayrıca binanın cephesindeki çifte kristal sistemi, enerji tüketimini %25 oranında düşürüyor ve üç katta bir yer alan delikler sayesinde de doğal bir havalandırma sağlanıyor. Binanın tasarımı Richter ölçeğine göre dokuz şiddetindeki bir depreme dayanıklı olabilecek şekilde yapılmış. Bu özelliği sayesinde bina, tektonik plakalar üzerine kurulu olan kentin en güvenli noktalarından biri konumunda.


"Levent veya Maslak Birer Yarış Yeri Değil, Bir Gereklilik"

"20 kişilik bir ekip, proje için altı yıl boyunca çalıştı. Mimarlık bürosunun şu anki sahibinin babası Hayati Tabanlıoğlu'dan bayrağı devralan, Atatürk Havalimanı ve ülkenin ilk alışveriş merkezinin tasarımını yapan ve 20. yüzyılın ikinci yarısının en başarılı Türk mimarlık ofislerinden biri olan Tabanlıoğlu'na göre, inovasyon ve etkinlik projenin başarısında önemli rol oynuyor. Tabanlıoğlu'nun ikinci kuşağı bu felsefeye, şehirle doğayı birleştiren aydınlık mekanlar yaratma düşüncesini de eklemiş.

"Büro ‘Çözümler içimizden, geleneklerden, şehirden kaynaklanır. Yerli mimariden yararlanmak ve insanların yaşam tarzına uygun mekanlar oluşturmak gerekir' değerlendirmesinde bulunuyor. İstanbul'daysa bu felsefeyi gökdelenler üzerinde yansıtıyor. ‘Levent veya Maslak gibi bölgelerde görülen olgu bir yarış değil. 14 milyon insanın yaşadığı dev bir şehirde giderek pahalılaşan yaşamın ve azalan kaynakların neden olduğu bir gereklilik' sözleriyle bu durumu özetliyor.


Levent Manhattan Değil, Öyle Olmak da İstemiyor

"Bu gökdelen, fildişi kuleye benzemiyor. Sapphire, sekizi yüksek hızlı ve kamuya açık, dördü ise gökdelen sakinleri tarafından kullanılan toplamda 14 asansörle çıkılan bir terasa sahip. Bunun yanı sıra binanın alt kısmında yer alan dört katta, 36 bin metre karelik alan üzerinde Mango gibi İspanyol firmalarının da dükkanlarının bulunduğu alışveriş merkezi bulunuyor. Metro durağına doğrudan ulaşım ve 6 katlık yer altı garajı sayesinde, kuleden şehrin merkezine 20 dakikada ulaşılabiliyor. Binanın yer aldığı bölgede iş merkezleri dışında çok fazla farklı alan bulunmuyor; bu durum yeni nesil mimarların tasarladığı binanın ne kadar avantajlı olduğunu gösteriyor.

"Levent Manhattan gibi değil ve onun gibi olmak da istemiyor, sadece İstanbul'un farklı yüzlerinden birisi olmayı istiyor. Binalarla çevrili bir iş merkezi olan bölgede yaşam alanlarının sayısı gün geçtikçe artıyor. Sapphire, şehre yeni bir nefes aldırmak ve sakinlerine ayrıcalıklı bir yaşam sunmak istiyor. Her şeyden önce sakinlerinin yükseklerde aile hayatı yaşayabilmelerini sağlıyor. Metre kare fiyatının 10.000 dolar olmasına rağmen Sapphire, bir Türk atasözü olan ‘Ev alma, komşu al' atasözüyle örtüşüyor."


Blanca López Arangüena'nın 17 Nisan 2011 tarihli haberinden Türkçe'ye çevrilmiştir.




İlişkili Haberler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin