"Ekolojik" Mimarlık Yerine "Performatif Mimarlık": "Daha"ların Optimizasyonu

mimarizm.com / E. Seda KAYIM / 12 Mayıs 2009

Zollverein - Kentsel müdahaleden önceki durum.

ODTÜ Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi, makine mühendisi Yrd. Doç. Dr. Arzu Gönenç Sorguç, "ekolojik" mimarlık ve tasarımın beraberinde getirdiği ve etikten estetiğe uzanan sorunlu kavramsallaştırmaları, belki daha da önemlisi uygulamaları farklı bir perspektiften okuyor. Ekolojik tasarım yerine "sağduyulu tasarım" demeyi tercih ettiğini belirten Sorguç, bir yandan da "sürdürülebilir mimarlık" ürünlerinin çoğunu tarifleyen "performatif mimarlık" kavramını yeğliyor. Mimarlıkta doğrudan son ürün yerine esasen sürecin tasarlanmasının önemine dikkatimizin çekildiği son çeyrek yüzyılda, Sorguç'un sözünü ettiği "performatif mimarlık", sayısal teknolojilerden maksimum fayda sağlayarak ve sürdürülebilirliği bir etmenler ve sonuçlar bütünü olarak kavrayarak verimli bir tasarımsal çıkış noktası sunuyor.

Uluslararası Yapı / Turkeybuild 2009 İstanbul Fuarı'nın dördüncü gününde, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi'nin "Ekolojik Yapı Tasarımında Malzeme, Teknoloji Ve Çevre" sempozyumunun ise ikinci gününde Sorguç ile konuşma şansı yakaladık.


Zollverein - Aralarında SANAA, OMA gibi mimarlık pratiklerinin bulunduğu ekibin kentsel müdahalesinden sonra.

Sunumunuz "Ekoloji için Performatif Mimarlık" adını taşıyor. Performatif kavramını bu bağlamda biraz açabilir misiniz?

Sürdürülebilirlik ilk defa 1987 ortaya konulan bir kavram. Bu kavramın da üç büyük boyutu var: Toplum, ekonomi ve çevre. Bunların üçünün kesiştiği yere "sürdürülebilirlik" deniyor. Benim karşı durduğum nokta da, sürdürülebilirliğin mimarlıkta sadece "yeşil sürdürülebilirlik" gibi görünmesi ve bunun bir klişe olarak ortaya konması. Performans tabanlı veya performatif tasarım –"performance based design"- ise, terminolojiye son yıllarda girdi. Bu özellikle sayısal tasarlama ile birlikte gündeme gelen bir kavram. Ancak burada da iki soru var: Bu, endüstriyel devrim ile birlikte ortaya çıkan mekanistik bir yaklaşım mı, yoksa aslında performans dediğimiz şey -bir makine performansı yerine- bir gösteri mi? Yine post-endüstriyel dönemde, bilişim ile birlikte artık bizim lineer sayısal modellerimiz işlemiyor. Veriler çok karmaşık. Mesela 1973'lerde yayımlanmış çok enteresan bir kitap var; Daniel Bell tarafından yazılmış "Coming of Post-Industrial Societies" isimli bir kitap bu. Orada şöyle deniyor: Endüstri devriminde neden-sonuç ilişkileri üzerinden öngörüde bulunuyorduk. Ama post-endüstriyel dönem böyle olmayacak. Bundan elimizde sonra çok karmaşık datalar olacak ve biz, gelecek için farklı olasılıkların olası senaryolarını kuracağız. Bu çok ilginç bir görüş.


Zollverein School of Management and Design - SANAA

Bu noktada ekolojik tasarım için belirlenen kriterlerin önemli bir girdi olarak bahsettiğiniz hesaplara veya öngörülere kaynaklık etmesi söz konusu mu?

Ben ekolojik tasarım lafının öncelikle "sağduyulu tasarım" ile değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Buna "good practice" diyebiliriz; tam Türkçesi de yok galiba. Ama burada etiği de içine alan "doğru" bir mimarlıktan söz etmemiz gerekiyor. Performatif mimarlık aslında bizim "ekolojik" olarak algıladığımız bir çok binayı da tarifliyor. Örneğin binanın enerji performansının çok iyi olması, aslında onun performansı. Bunun ekolojik olup olmadığını ise, sürdürülebilirliğin tüm kriterleri ile irdelememiz gerekiyor. Siz şayet yağmur suyunu topluyorsanız, elbette binanın kendi içinde su kullanımı çok iyi olabilir. Ama çevrede onun ayak izinin bedeli çok büyük. Çünkü siz yer altı sularına katkıda bulunmuyorsunuz. Bu anlamda ben sürdürülebilirlik yerine, şu anki birçok farklı pratik için, performatif mimarlık diyorum. Performatif mimarlık da daha "iyi", daha "hafif", daha az enerji gibi "daha"ların tümünün optimize edilmesi için yürürlüğe konulan bir "yapma" biçimi. Sayısal teknolojiler de buna büyük imkan veriyor. Bir başka olumlu yanı daha var: Bütünleşik tasarım yapıyorsunuz. Yani bir sürü farklı disiplini bir araya getiriyorsunuz, parametreleri belirliyor ve onları iyileştirmeye çalışıyorsunuz. Yani ekip oyunu oynuyorsunuz. Benim anladığım sürdürülebilirlik de aslında, bu performansta kaç kriterde çok daha iyi olduğunuz ile ilgili. Hakikaten 1987'lerde sürdürülebilirlik için 27 kriter öngörülmüş. Bunun altı-yedi tanesi çok güncel ama, ne zaman "ekoloji" desek bunlardan bir tanesini, iklim ve enerjiden bahsediyoruz. Nerede kaldı güvenlik, nerede kaldı bölgeyi yeniden yaşatma, nerede kaldı koruma ve toplumla ilişkilendirme… Performatif mimarlık bir optimizasyon süreci; parametrik düşünen, parametreleri tarifleyen ve mimarın orkestra şefliğini yaptığı bir süreç.


İlişkili Haberler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin