Bellek ve Yıkım

Filiz YAVUZ / 22 Şubat 2007

Lucia Tozzi, Domus'un 900 numaralı sayısında yayımlanan "Urban Toys" başlıklı yazısında, hala yaralarını sarmaya çalışan Beyrut üzerine hiçbir tartışmanın bellek ve yıkım arasındaki ilişkiye kayıtsız kalamayacağına dikkat çekiyor. Tozzi'nin, Beyrut ve Beyrut halkının hayal dünyasını ayakta tutmaya çalışan Mimar Nedim Karam ile ilgili yazısının çeviri metnini aşağıda bulabilirsiniz: Beyrut üzerine yapılan hiçbir tartışma, bellek ve yıkım arasındaki ilişkiye kayıtsız kalamaz. Berlin ve aynı acılara maruz kalan yıkılmış diğer şehirlerdeki gibi, yeniden yapılanma öyküsü, geçmiş şiddetin izlerini sistematik olarak uzaklaştırmaya çalışmakla etkileyici bir biçimde uyum gösterir. "1993'te Beyrut'a döndüm. Mültecilere kalan şehir merkezi harabe gibiydi. Savaş sonrası yaygın bir şekilde hafıza kaybı yaşayan, mutsuz olan ve gönüllü bir biçimde uyuşmuş bir toplum, neredeyse savaş yıllarından daha kötüydü" diyor Lübnanlı Sanatçı ve Mimar Nedim Karam. Aynı zamanda Atelier Hapsitus'un kurucusu olan Nedim Karam, halkın uyuyan hayal gücünü uyandırmak ve rüyalarına ilham vermek için şehre, gizemli bir bağ ile bağlanmış simgelerden oluşan antropomorfik ve zoomorfik şekiller yerleştirdi.

 

 

Cisimleşmiş gölgelere benzeyen kent oyuncakları geçici alanlarda varolmaya mecburdu; üç yıl kadar Beyrut'un çatılarında ve sokaklarında sergilendiler. Sürekli görünüp, kayboldular, yer değiştirdiler ve sonra gruplar halinde umulmadık yerlerde ortaya çıkıverdiler. Onların bu duruşu açıkça "Meydandaki Heykel" propagandasına karşı bir manifesto niteliğinde idi. Taklit edilmiş, yabancılaştırılmış kamusal alanlardaki sokak sanatının parazitik hali ile bu işler arasındaki ilişki, hernasılsa gerilla retoriğinin agresif unsurlarını dışarıda bırakmıştı. Karam aslında tamamen şiirsel yaratıcılığı ve öyküyü hedeflemişti. Bu O'nun tutkusuydu. "Yıkım ve yaratıcılık hiçbir zaman aynı yerde değildir. Biri düşünce özgürlüğünü baskılamak için nihilizmi, öbürü bir hikayenin temeli olarak absürdü kullanır. İkisi de hiçliğe dayanır" diyor Karam. Eserleri, dini ve kimliksel sembollerin basitleştirilmesini boykot eden ve kompleks metotlarla çözümlenen pek çok yoruma açık.

 

 

 

Beyrut'tan sonra Karam Londra, Tokyo, Melbourne ve özellikle Japonya'da mekan ve bellek arasındaki bağın, kentlerde belki de hiçbir zaman ulaşamayacağı şekilde yoğunlaştığı, eski Todaiji Budist kilisesine bakan göl Nara'da yeni figürler kurdu. Bu işler, kitaptan çok sanat eserine benzeyen Şehir Oyuncakları (Booth-Clibbon Yayınları, Londra, 2006) kitabında belgelendi. Atelier Hapsitus Arup'la birlikte Beyrut'ta marinayla şehir merkezini bağlayan yaya köprüsü projesi oluşturdular. Net Köprü heykeller tarafından oluşturulan hikaye mekanizmasını mimariye çevirirken, 5 yol birbirinin üzerini örter ve bunlar kesişirler: köprüden geçmek net bir seçim yapmayı engeller, sizi tesadüfi karşılaşmalara mecbur bırakır. Programa göre köprü 2008'e kadar yapılacak. Tabi savaş izin verirse...

 

Orjinal metni görmek için tıklayınız


Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin