Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

amberFestival'in Tadımlık Sunumları Sona Erdi, Sıra Buzdağının Altını Keşfetmede

mimarizm.com / 03 Kasım 2011

 
"Öteki Ekoloji"nin yaşam biçimlerini, politikalarını, üretim ve tüketim kalıplarını, sanat ve teknolojinin bakış açısından incelemeye davet eden amber'11 festivalinin ön açılışı, Yapı-Endüstri Merkezi'ni bir kez daha yaratıcı insanlar ile dolduran Pecha Kucha Night (PKN) ile yapıldı. Gecenin ev sahibi Can Yücel Metin, sunumlar sona ererken bunun sadece buzdağının görünür kısmını yansıttığını, amberFestival'in görülmeye değer sürprizler barındırdığını not düştü.  


amber'11 sanatçılarının sunumları ile gerçekleşen ön açılış gecesi, PKN'den Can Yücel Metin ile amberPlatform'dan Ekmel Ertan'ın konuşmaları ile başladı. Her iki organizasyon hakkında izleyicilere kısa bir bilgilendirmede bulunan Yücel ve Ertan, sözü fazla uzatmadan sahneyi sanatçılara bıraktılar.


Gecenin ilk konuşmacısı Saša Spacal, festivalde yer alan "7K: new life form / 7K: yeni yaşam formu" adlı işini PKN formatında dinleyiciler ile paylaştı. Sunumunda, çıplak gözle görülmeyen ama herşeyin varoluşu ve gelişmesi için çok önemli olan mikroskopik yaşamın hüküm sürdüğü nanoteknoloji bölgesinden bahseden Spacal; bakteriden mantara varıncaya dek 6 farklı organik krallıktan meydana gelen organik çevreye, insanoğlu tarafından eklenen 7 krallıktan yani Teknoloji'den dem vurdu.   



Vücudun sınırlarını araştıran "2.6g 329m/s" adlı projesini 20 slaytta aktarmaya çalışan Jalila Essaidi, kurşun geçirmez yeleklerinin performans standardını temsil eden bu rakamsal ifadenin, insanı ancak 22 kalibrelik tabancanın kurşunundan koruyacağını, örümceğin ağını ördüğü ipeksi ipliğin ise çelikten çok daha sağlam olduğunu vurguladı. Bu noktadan hareketle güvenlik kavramını sorgulayan Essaidi, yeni biyoteknolojilerin erişilebilir olduğu günümüzde, bu kurşun geçirmez dokunun insan derisine uygulanıp uygulanamayacığını tartışmaya açtı.



"My first time to touch a cloud / Buluta ilk dokunuşum"
projesi ile festivale katılan Ioannis Michalous, projesini ön açılışa getiremediğini ancak festivale gelenlerin gerçekten de bir buluta dokunacaklarını söyledi ve bulut üretmeyi nasıl başardığını aktardı. MIT'den elde ettiği 'silica aerogel' adlı maddeyi sanat alanında kullanan ilk kişi olduğuna dikkat çeken Michalous, %99'u hava olan bu maddeyi nasıl buluta dönüştürdüğünü slaytlar üzerinden gösterdi. 2004'ten bu yana dünyanın çeşitli noktalarında 'silica aerogel' ile değişik formlar üreten sanatçının elde ettiği görünümler arasında, René Magritte'in meşhur resmine ilham veren pipo da bulunuyor. Eserlerine başlık koymaktan imtina ettiğini de dile getiren Michalous, asıl göstermek istediğinin imajın kendisi olduğunun altını çiziyor.



Sunumunun başında çokdisiplinli bir sanatçı olduğunu dile getiren Nurit Bar-Shai, amberFestival'de görücüye çıkacak olan "FUJI spaces and other places / FUJI bölgesi ve diğer yerler" başlıklı işine geçmeden önce, izleyicinin hem online hem de offline olarak etkileşime geçebildiği sanat performasnlarından bahsetti. Bar-Shai'nin web kameraları, ışık, hava koşulları ve özel yazılımlar gibi unsurların etkisi altında şekillenen işleri, internetin kültürler arası değiş tokuşu nasıl teşvik ettiği üzerine odaklanıyor.



"Sea Studies / Deniz Çalışmaları"
projesi ile amberFestival'e katılan Brezilyalı 'land art' sanatçısı Miro Soares ise, gezgin sanatçı programı ile gittiği Baltık ülkeleri Estonya, Letonya ve Litvanya'da çektiği fotoğraflar üzerinden, peyzaj çalışmalarında hangi noktalara odaklandığını gösterdi. Çıktığı seyahatlarde deneyimlediği mekânları, ayrı bir deneyime dönüştürmeyi amaçlayan sanatçı, gece vakti çekilmiş ayçiçeklerinden endüstriyel asansörlere varıncaya kadar nasıl geniş bir peyzaj algısı olduğunu aktarmış oldu.



Aslen bilgisayar programcısı olan, ancak oyun tasarımı ile birlikte ilgi duymaya başladığı yeni medya sanatını bugün faal olarak sahiplenen Andrej Boleslavsky, hem kendi projesini hem de festivalde sergilenen başka bir sanatçı arkadaşının çalışmasını PKN izleyicileri ile paylaştı. Sahibi olduğu CIANT adlı yeni medya organizasyonunun gerçekleştirdiği sanatsal ve ticari işlerden örnekler sunan Boleslavsky, gerçek zamanlı teknolojiyi sevdiğini ve bu alanda sanatçılar ile işbirliğine gitmekten çok keyif aldığını belirtti. Bilgi paylaşımı konusunda da istekli olan Boleslavsky, bu kapsamda pek çok atölye düzenliyor. Nitekim 5-6 Kasım tarihlerinde de amberFestival kapsamında, "VVVV ile Etkileşimli Video Haritalama" adlı atölyeyi yönetecek.



PKN'nin son konuşmacısı, etkinliğe daha önce de katılmış olan Hub Istanbul ekibi oldu. Mobil telefonlar için çeşitli uygulamalar hazırlayan Niels Van der Linden ve James Halliday, tasarımcılar ile geliştirileri bir araya getirmeyi amaçlayan Hub Istanbul'un Türkiye ve yurt dışında hayata geçirdiği projelerden örnekler sundu. Bilgiyi herkes tarafından erişilebilir kılmayı hedefleyen Hub Istanbul'un anahtar kelimeleri; yaratmak, eğitmek, işbirliği yapmak ve yerelleştirmek olarak sıralanıyor.

Ticari taraflardan STK'lara kadar farklı paydaşları uyumlu bir işbirliği ortamına kavuşturmaya çalışan Hub Istanbul, bir taraftan mobil telefon uygulamalarını nasıl insanlığın yararına kullanabileceğimizi sorgularken diğer taraftan bundan mümkün olduğunca geniş bir kitlenin faydalanması için savaş veriyor.

Pecha Kucha Night, Van der Linden ve Halliday'in sunumları ile sona ererken, gecenin ev sahibi Can Yücel Metin , ön açılış sunumlarının sadece buzdağının görünür kısmını yansıttığını, amberFestival'in çok daha görülmeye değer sürprizler barındırdığını not düştü.  


İlişkili Haberler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları