"Amaç, Tarlabaşı'nı 'Beyaz' İnsanların Yaşayacağı Bir Yer Haline Getirmek"

Aslı ELİTSOY / 11 Kasım 2008

İstanbul'un çeşitli yerlerinde devam eden kentsel dönüşüm projelerinden biri de Tarlabaşı Yenileme Projesi… Kentin en önemli tarihsel bölgelerinden birinde yürütülen projenin, rölöve - restitüsyon - restorasyon proje ve uygulamaları, yüklenici firma Gap İnşaat tarafından yapılıyor. İstanbul'un sorunlu bölgelerinden biri olan Tarlabaşı'nın yenilenmeye duyduğu ihtiyaç ortada. Ancak bu olurken, büyük çoğunluğu göçle gelen bölge sakinlerinin de mağdur olmaması için gerekli önlemlerin alınması gerekiyor. Kent sakinleri ve sosyologlar, proje kapsamında sadece mülk sahiplerinin muhatap alındığını, kiracıların sorunlarına ise kulak tıkandığını belirtiyor.

 

Yapılan çalışmalar sonucunda, proje alanında yaşayanların yüzde 71'inin kiracı olduğu tespit edildi. Bu insanların büyük çoğunluğunu Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'nden göçle gelenler oluşturuyor. Sosyal açıdan en çarpıcı veri ise, yüzde 66'sının herhangi bir sosyal güvence kapsamında olmaması. Bölgede ayrıca zenciler ve travestiler gibi marjinal gruplar da var.

 

Yapısal sorunlardan önce bölgede ciddi bir sosyal sıkıntı olduğu ortada. İşte bu sorunlara çözüm üretebilmek için, Bilgi Üniversitesi tarafından kurulan Tarlabaşı Toplum Merkezi, geçtiğimiz yıllarda bölgede bir alan araştırması yaptı. Araştırmayı yürüten Araştırma Görevlisi Bahar Şahin, araştırma sürecini ve Tarlabaşı Yenileme Projesi'nin, yaşayanlar üzerinde ortaya çıkarabileceği sonuçları anlattı.

 

Bilgi Üniversitesi Tarlabaşı'nda bir Toplum Merkezi açtı. Siz de merkez açılmadan önce Tarlabaşı'nda bir araştırma yaptınız. Araştırmayı ne zaman yaptınız ve neleri amaçladınız?

Tarlabaşı'ndaki alan araştırması, Kasım 2005'te başladı ve Haziran 2006'ya kadar sürdü. Bildiğiniz gibi Bilgi Üniversitesi Göç Merkezi tarafından Tarlabaşı Toplum Merkezi projesi gerçekleştirildi. Merkez kurulmadan önce bölgede bir alan araştırması yapıp; temel sorun ve ihtiyaç alanlarını, bölgenin sosyo-ekonomik ve demografik yapısını tespit etmeye çalıştık. Bu alan araştırmasını ben tasarladım ve bir ekiple beraber altı ayda gerçekleştirdik. Toplam 200 kişiyle yüz yüze görüştük. Yaş ve cinsiyet kotaları vardı. Yani tamamen İstatistik Enstitüsü'nün verilerinde nüfus kompozisyonu neyse ona yakın bir örneklem seçmeye çalıştık. Araştırma sonucunda burada yaşayanların kişisel göç hikayeleri, Tarlabaşı'na gelişleri, orada gündelik yaşantıyı nasıl deneyimledikleri, Tarlabaşı'nın dışıyla kurdukları ilişkinin nasıl olduğu, ne tür işler yaptıkları veya hangi gerekçelerle nasıl işler yapamadıklarını ve burada yaşayan farklı topluluklar arasındaki ilişkilerin dinamiklerini ortaya çıkarabilmek önemliydi. Elde ettiğimiz veriler sonucunda Tarlabaşı'nda ağırlıklı olarak Kürtlerin ve Romanların yaşadığını; bunun yanında Orta Anadolu ve Doğu Karadeniz'den de gelenlerin olduğunu gördük.

 

Aslında İstanbul'un pek çok yerinde, böyle farklı grupların meydana getirdiği mahalleler var.  Tarlabaşı neden diğerlerinden farklı?

Çünkü buradakiler farklı göç dönemlerinde buraya gelip yerleşmiş insanlar. Dolayısıyla göç dönemlerinin çeşitli özellikleri, bugün o insanların arasındaki ilişkinin nasıl olduğunu belirliyor. Tarlabaşı, ağırlıklı olarak suçla ve yoksullukla ilişkilendirilen, kentsel şiddetin yoğun olarak yaşandığı -en azından toplumsal algıda böyle kurgulanan- bir bölge. Toplum Merkezi'ni açarken, bütün bu suç ve şiddet göstergelerini nasıl azaltabiliriz sorusuna yanıt aramak üzere yola çıktık. Ama bunun da ötesinde neden bu sorunların var olduğunu tespit etmek gerekiyordu. İşte alan araştırmasını bu nedenle yaptık. Sosyolojik olarak bunların altında yatan nedeni bulmak önemliydi.

 

Tüm bu sorunlar Tarlabaşı'nda ne boyutta yaşanıyor?

Oraya gidip bizzat insanlarla görüştüğünüzde, gündelik hayatta gerçekten böyle sıkıntıların olduğunu fark ediyorsunuz. Ama şöyle bir indirgemeciliğe de düşmemek gerekiyor: "Bu sorunların Tarlabaşı'nda yaşanmasının nedeni, orada Kürtlerin ve Romanların yaşıyor olması". Gerçekten bu gruplar arasında çatışmalar var ve bu zaman zaman fiili şiddete de dönüşebiliyor. Çatışma, birbiriyle görüşmemek, selamlaşmamak, birbirinden alışveriş etmemek, çocukların birbirleriyle oynamasını istememek gibi düzeylerde başlıyor. Ama yeri geldiğinde bıçaklı, sopalı tartışmalara, adam vurmaya varan bir takım sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bunun altındaki nedenleri anlamaya çalıştığınızda şuna bakmak gerekiyor; farklı yerlerden gelen bu insanların buraya yerleştikleri dönemlerde, bütün bu sorunların doğmasına sebep olan koşullar nelerdir? Araştırma biraz da bunu ortaya çıkarmaya çalıştı. Çünkü Toplum Merkezi kurulmadan önce bunları tespit etmemiz gerekiyordu.

İlişkili Haberler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin