Albert Speer Jr.: "Dubai, Her Şeyin Mümkün Olduğu Sanrısı İle Zehirleniyor"

E. Seda KAYIM / 12 Ocak 2010


Babasının ismi hala pek çok kimsenin tüylerini ürpertebilse de, Hitler'in bir numaralı mimarının kendisi ile aynı adı taşıyan oğlu Albert Speer Jr., bugün Almanya'nın saygı gören mimarlarından. Frankfurt'ta yaşayan ve hayatını şehir planlama ile kentsel tasarıma adayan 75 yaşında Speer, Spiegel dergisi ile Dubai'deki kentleşme dinamikleri üzerine konuştu.

Geçtiğimiz hafta görkemli bir tören ile açılan "dünyanın en yükseği" Burj Khalifa'nın yalnızca "caka satma projesi" olduğunu söyleyen Speer, Emirlik'in başarısızlığa uğramış kentsel tasarımın bir örneği olduğunu dile getiriyor ve kentin her şeyin mümkün olduğu şeklindeki sanrı ile zehirlendiğini söylüyor.


Burj Khalifa (Burj Dubai) henüz açıldı. 828 metre ile dünyanın en yüksek yapısı. Bu gökdelen hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bina, Amerikan mimar Frank Lloyd Wright'ın 1950'lerde tasarladığı Mile High Illinois projesinden ilhamını alıyor. Bu konsept proje, 1609 metre yüksekliğinde olmak üzere düşünülmüştü. Yani, temel olarak, Burj Khalifa gibi binalar 21'inci yüzyılın icadı değiller. Bu gibi planlar daha önce de vardı ve tek sorun, teknik anlamda uygulanabilir olmamalarıydı. Ne var ki bu, bu gibi yapıların inşa edilmesini duyarlı kılmıyor. Söz konusu olan sadece bir caka satma projesi.



Yani kişilerin vasiyetlerini güvenceye almak için seçtikleri bir yol mu?

Söz konusu Burj Khalifa olduğunda bu, kesinlikle durumu özetliyor. Belki de karşılığını verir. Belki de dünyada, lüks yaşam stillerinin üstündeki süs olabilmek için böylesi bir binadan daire satın almayı düşünecek yeterli sayıda insan vardır. Fakat bunun ortalama olan ile ya da sürdürülebilir bir yaşam felsefesi ile alakası olamaz. Biri bir kent inşa ettiğinde –en azından bir Alman olarak benim fikrim bu- önümüzdeki 200 sene için inşa eder, 20 sene için değil! Freiburg'u örnek alalım mesela… Kentin kabaca planı, 1000 yılındaki ile aynı! Fakat Dubai'deki yapıların çoğu, çok da zaman geçmeden ortadan kaldırılacaklar gibi gözüküyor.



Neden?

21'inci yüzyıl varoşlarının büyük ölçüde orada inşa edildiğine inanıyorum. Dubai'nin iki yüzü var: Bir taraftan petrol çıkmayan bir körfez kenti olarak geçtiğimiz 20 sene içerisinde -bir şekilde- dünya haritasına ismini kazıdı. Olağanüstü mimarlık ürünleri, bu gelişime önemli bir katkıda bulundular. Ancak -ki bu da gerçeğin diğer bir yüzü, yapıların hepsi Burj Khalifa niteliğinde ve kalitesinde inşa edilmedi. Çoğu yapı hızlıca dikildi, spekülatörler işin ucuzuna kaçtı ve şimdi boş duruyorlar.

Bu, çuvallamış bir kentsel planlama durumuna mı işaret ediyor?

Şehirler insanlar için inşa edilir. Şehirlerin kullanılması gerekir. Kentsel mekanın kalitesi hakkında belirleyici olan budur. Dubai'de inşa edilen binaların çoğu, birbirine çok yakın konumlanıyor ve yaşam kalitesi açısından yeterli standart sunmuyor. Dubai'nin "her şeyin mümkün olduğu" şeklindeki inanç ile zehirlendiğine inanıyorum. Bu sistemin çökmesi ise, seçilen yolun doğru olmadığını kanıtlıyor.

Bu haber, Der Spiegel International 'da yayınlanan ilgili haberden çevrilmiştir.
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin