Akdeniz Kentlerinin Mikrokozmosu; İstanbul

yapi.com.tr / Amber Eroyan / 28 Haziran 2010
İstanbul'u Akdeniz kentlerinin ‘mikrokozmos'u olarak niteleyen Mies van der Rohe Vakfı, Akdeniz Kentleri Programı Kürsü Başkanı Eduard Bru Bistuer, İstanbul'un bu özellikleriyle ilk atölye çalışması için seçilebilecek en isabetli kent olduğunu doğruluyor.

Barselona'daki Mies van der Rohe Vakfı ve Catalunya Politeknik Üniversitesi tarafından geçtiğimiz yıl faaliyete geçen Akdeniz Kentleri Programı, ilk uluslararası atölye çalışması için İstanbul'u mekân seçti. Türkiye'den 4 okulun işbirliği (İTÜ, YTÜ, Bilgi ve ODTÜ) ile, 19 – 29 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen mimari ve kentsel tasarım atölyesinde İspanyol ve Türk öğrencilerin yanı sıra Fransa, İtalya, Lübnan ve Mısır'dan toplam 25 öğrenci yer alıyor.



Çalışma alanı olarak Süleymaniye'nin belirlendiği atölyenin amacı; İstanbul kenti için genç mimarlarca yeni kentsel senaryolar üretiminde kamusal ve özel mekan ilişkisine odaklanılarak ve mevcut kamusal mekân kalitesinin artırılması olarak sunuluyor.

Akdeniz Kentleri Programı Kürsü Başkanı ve Barselona Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Eduard Bru Bistuer ile Emre Arolat'ın öncülüğünde düzenlenen atölye çalışması; Xavier Llobet (Escuola Técnica Superior d'Arquitectura de Barcelona-ETSAB), Enric Llorach (ETSAB), İpek Akpınar (İTÜ), Ebru Omay (YTÜ) ve Pol Martin Carbonell'in ( Mies van der Rohe Vakfı) koordinatörlüğünde gerçekleştiriliyor. Atölye çalışmasında yer alan 5 tasarım grubu ve yürütücüleri ise şöyle:

Urban Structure (Kentsel Strüktür): Robert Saliba (AUB, Beyrut)
Junctions (Bağlantı Noktaları): Banu Tomruk (İTÜ), Evren Aysev (İTÜ)
Layers (Katmanlar): Cenk Dereli (İTÜ)
Grids (Gridler): Berke Debensason (İTÜ)
Big Buildings (Büyük Yapılar): Nicola Canessi (UNIGE, Cenova)

Çalışmalarını İstanbul Metropoliten Planlama Merkezi'nde (İMP) sürdüren atölye ekibini ziyaret ederek hem etkinliğe ilişkin görüş aldık hem de Akdeniz Kentleri Programı'nın bundan sonraki projeleri hakkında birinci ağızdan bilgi edindik.

İstanbul'da nitelikli kamusal mekânlar yaratılabilir

Mikrofonumuzu ilk olarak çalışmanın İspanyol koordinatörleri Enric LLoarch (ETSAB-UPC), Xavier Llobet ( ETSAB) ve Pol Martin Carbonell (Mies van der Rohe Vakfı), İstanbul atölyesinin odak noktasını oluşturan kamusal mekân kalitesinin kolaylıkla iyileştirilebileceğini vurguladılar.


Soldan sağa: Pol Martin Carbonell, Xavier Llobet, Enric Llorach

Atölyenin ana hedeflerinden birinin Akdeniz kentlerindeki mimari ve kentsel formlar arasındaki ortak noktaları ortaya çıkarmak olduğunu dile getiren Enric Lloarch, araştırmalarını yalnızca mimarlık ve planlama ekseninde değil daha bütüncül ve toplumsal bir gözle yürütmeyi tercih ettiklerinin altını çizdi. Farklı ölçeklerde spontane olarak çalışmanın önemini vurgulayan Lloarch, bina detayının, kentsel ölçeğin, ulaşım şemasının, peyzajın vs tümünün aynı öneme sahip olduğunu belirtti. Lloarch İstanbul'un; binaları, kamusal mekânları, sokakları ve meydanları ile diğer Akdeniz kentlerine çok benzediğini sözlerine ekledi.



 

 

 

 

 
İstanbul'un tarihi ve coğrafi konumu ile simgesel bir öneme sahip olduğunu dile getiren Xavier Llobet ise, bu özellikler göz önünde bulundurulduğunda, Akdeniz Kentleri Programı'nın ilk atölye çalışması için İstanbul'un seçilmesinin doğal olduğunu söyledi. İki kıtanın birleşme noktası olan İstanbul'un, farklı kültürleri kendine çeken kültürlerarası bir kent olduğuna değinen Llobet, kaliteli kamusal mekânların yaratılabilmesi için pek çok fırsat olduğunu belirtti.

Büyük kentlerin kaçınılmaz gerçeklerinden olan 'gentrification'ın (soylulaştırma) yok sayılamayacağını dile getiren Pol Martin Carbonell de, müdahalede bulunmamanın bir çözüm olmadığını ve bunun binaların yıkılmasından başka bir işe yaramayacağını söyledi. Carbonell sorunun, söz konusu alanlara sosyal konutlar dahil edilerek giderilebileceğini savundu.

Çalışmaya katılan öğrenciler hakkında da bilgi veren İspanyol koordinatörler, iletişimde bulundukları okulların önerdiği isimler doğrultusunda yüksek lisans ve doktora seviyesindeki öğrencileri İstanbul Atölyesine dahil ettiklerini belirttiler.

Öğrenci gözüyle…

Joan Maroto Sales (ETSAB, Barselona)

Barselonalı Joan Maroto Sales, yüksek lisans eğitimini Barselona Mimarlık Teknik Yüksek Okulu'nda sürdürüyor. Atölye çalışmasına, Evren Aysev ve Banu Tomruk'un yürütücülüğündeki 'Junctions' (Bağlantı noktaları) grubu ile katılan Sales, İstanbul üzerine fikir üretirken, konuya, kendi kentini temel alarak bakmaya çalışmış. İstanbul'daki en önemli kamusal mekanların eskiden yapılmış olanlar olduğunu vurgulayan Sales, kendisini en çok şaşırtan öğenin ise külliyeler olduğunu belirtiyor. Sales, sahilin kullanımının da tipik Akdeniz kenti tarzında olduğunu gözlemlemiş. Çalışma alanındaki asıl sorunun, binaların ve sokakların durumu olduğuna dikkat çeken Joan Maroto Sales, yoğun kentsel doku içinde külliyelerin orasında yer alan açık alanların önemli bir potansiyel olduğunu söylüyor. Çalışma grubunun teması doğrultusunda, kentsel dokudaki kopukluğu ve kamusal mekân eksikliğini; külliyeler ve sahil şeridi ile yaratılacak bağlantılar ile gidermeyi kurguladıklarını sözlerine ekliyor.

Greta Solari (UNIGE, Cenova)

Atölye yüksek lisans ve doktora öğrencilerine açık olmasına karşın Greta Solari istisnai bir duruma sahip. İtalya'da mimarlık eğitimi, diğer ülkelerdeki 4 yıllık eğitimi aşan bir sürede verildiği için Solari de İstanbul Atölyesine kabul ediliyor. Sales gibi o da 'Junctions' (Bağlantı noktaları) grubu ile çalışmaya katılıyor. Her ne kadar atölye programının yoğunluğu nedeniyle, çalışma alanı dışında kenti yeterince gözlemleme fırsatı bulamadıklarını ifade etse de Solari, İstanbul'un abidevi binaları ile şaşırtıcı ve cezbedici bir İslam kenti olduğu görüşünde.

Greta Solari, atölye çalışmasına ilişkin olarak ise sahil şeridi ile bağlantı kurarak bölgede bir süreklilik yaratmayı amaçladıklarını söylüyor. Sahilin ve tepelerin topografyadaki önemli öğeler olduğuna dikkat çeken Solari, boş alanlara belli donatılar getirerek, kentlinin kullanılmayan noktaları kat etmesini sağlayacaklarını, böylelikle pozitif etkinin tüm semt parçasına yayılmasını öngördüklerini ifade etti.

Haberin devamını okumak için lütfen ilerleyiniz...


İlişkili Haberler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin