Ahşap Konutlar Hızlı İnşa ve Dünyeviliğin Bir Sonucuydu

Yrd. Doç. Dr. Evren Burak Enginöz / 19 Mart 2015

YEM Yayın Söyleşi Dizisi kapsamında Kültür Üniversitesi'ne konuk olan Reha Günay, "İstanbul'un Kaybolan Ahşap Konutları" adlı kitabına odaklanan konuşmasında, Osmanlı dönemi konutlarında ahşap kullanımının hızlı inşa edebilme ve dünyevi hayatın geçiciliğinin yansıtılmasıyla ilişkili olduğuna dikkat çekti.


Prof. Dr. Reha Günay'ın "İstanbul'un Kaybolan Ahşap Konutları" başlıklı konferansı, YEM Söyleşileri kapsamında 18 Mart 2015 Çarşamba günü İstanbul Kültür Üniversitesi, Ataköy Kampüsü'nde gerçekleştirildi. Konferansın açılışında, YEM Etkinlikler Yöneticisi Zeynep Gülşen ile YEM Kitap Yayın ve Kitabevi Yöneticisi Mesut Kaya, YEM'in gerçekleştirdiği etkinlikler, yayıncılık faaliyetleri ve Reha Günay'ın kitapları hakkında bilgiler paylaştılar.

Sunumuna "İstanbul eskiden nasıl bir kentti?" sorusuyla başlayan Prof. Dr. Reha Günay, 18. yüzyıl İstanbul'unun kent sınırlarını sur içi olarak kabul edilen Tarihi Yarımada, Galata-Pera bölgesi ve sur dışında yer alan Eyüp, Üsküdar, Kadıköy semtleri ile Boğaz kıyısında yer alan köyler olarak tanımladı. 18. ve 19. yüzyıllara ait İstanbul siluetlerini gösteren fotoğraf, gravür ve resimlere bakıldığında, kamusal-dini yapılar ile konut yapıları arasındaki malzeme ve inşaat tekniği tercihlerindeki farklılığa dikkat çekti. 


Günay, çok sayıda gerekçe olmasına karşın temelde tercih farklılığının nedenini, yığma ve taş malzeme kullanılarak kalıcı olması amaçlanan kamusal-dini yapıların aksine, konutlarda ahşap kullanımını ise hızlı ve kolay inşa edilebilmesi, dünyevi hayatın geçiciliğini yansıtabilmesiyle ilişkilendirdi. Süleymaniye Camisi'nin çevresini saran ahşap konut dokusunun bu durumun en güzel örneklerinden biri olduğunu ifade eden Günay, Fatih, Üsküdar vb. semtlerde de aynı durumun söz konusu olduğunu kanıtlayan, 1955-80 arasında çekmiş olduğu fotoğraflardan örnekler gösterdi.

İstanbul'un siluetine Mimar Sinan'ın katkısının önemini de vurgulayan Günay, şöyle konuştu:

"İstanbul taşıdığı birçok niteliğiyle bir Türk kentidir. Ancak şunu belirtmekte yarar var ki, İstanbul, Mimar Sinan'ın mimari yapıtlarıyla kentin siluetine damga vurmasının ardından (sultanlar başta olmak üzere) Türklere sempatik gelmeye başlamıştır. Ancak o dönemden sonra bir Türk kenti kimliği kazanmıştır."

Konferansın ardından izleyicilerin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Reha Günay, YEM Yayın'dan çıkan "İstanbul'un Kaybolan Ahşap Konutları", "Mimar Sinan" ve "Sinan'ın İstanbul'u" adlı kitaplarını okuyucuları için imzaladı.


İlişkili Haberler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin