Kütüphaneden Okuma Odasına, Zamane Kıraathaneleri

Amber EROYAN / 02 Şubat 2012
Kütüphanelerin, kentin tozunu depolayan mekanlardan, 'tozu dumana katan' alanlara doğru evrilmesini mercek altına alan Mimarizm, kütüphane müessesesinin dününe ve bugününe, kamusal alan odaklı bir bakış atıyor.

Geçtiğimiz ay İş Dışı'na konuk olan Superpool'un, İstanbul'daki başlıca eksikliklerden biri olarak işaret ettiği kütüphaneler , Kentin Tozu'na ilham oldu kaçınılmaz olarak.

Türkiye'de, kütüphanelere olan ilgisizlik, toplumun okuma alışkanlığı ile ilişkilendirilir çoğu zaman. Ne var ki bu kopukluk, 'tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan' durumunun bariz bir örneğidir aynı zamanda.

Örneğin, Atatürk Kitaplığı gibi kentin en işlek semtinde yer alsa da, etrafını kaplayan korkuluklar ile görünmez bir alana dönüşmültür kütüphane... Veya Beyazıt Devlet Kütüphanesi gibi, kamusal alandan çok, girilmesi yasak olan bir bölgeyi andırır. Ya giriş için türlü bürokratik işlemi aşmanız gerekir ya da tam ihtiyacınız olduğu anda kapılarını kapalı bulursunuz. Zaten okulla ilişiğiniz kesildiği anda, yolunuzun pek de düşmeyeceği bir kentsel donatı halini alır.

Bugün, dünyanın pek çok kentinde, kütüphane projeleri çok daha kapsayıcı ve etkileşimli kamusal alanlar olarak kurgulanıyor. Hatta yeri geldiğinde binadan açık alanlara doğru taşıyor. Kütüphanelerin, kentin tozunu depolayan mekanlardan, 'tozu dumana katan' alanlara doğru evrilmesini mercek altına alan Mimarizm, kütüphane müessesesinin dününe ve bugününe, kamusal alan odaklı bir bakış atıyor.


 
Açıkhava mekanları ve kamusal projeler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin