Kar Başlamadan Kars

Ömer Kokal / 06 Aralık 2017
Gerek adı, gerekse coğrafi konumu nedeniyle, zihnimizde kar ve kış çağrışımı yapan Kars, sonbaharı erken yaşamak isteyenler için uygun seçenekler sunuyor.

Nuri Bilge Ceylan’ın “İklimler” ya da Reha Erdem’in “Cosmos” filminde Kars, karlar altında ve biraz da kasvetli görüntülenir. Orhan Pamuk da “Kar” adlı romanında, kenti benzer biçimde anlatır. Oysa Kars, içinden geçen deresi, kente tepeden bakan kalesi, Baltık mimarisini andıran binaları, Ani Ören Yeri, Çıldır Gölü, balı, peyniri, misafirperver halkı ve daha pek çok özelliğiyle insana coşku verir.

 

Kaşgarlı Mahmut, Kars kelimesini “deve ve koyun yününden yapılan elbise” olarak açıklarken, Kars adının bir başka rivayete göre bölgeye ilk yerleşen Türk Karsak oymağından geldiği söyleniyor. Yapılan kazılar sonucu bölgedeki ilk yerleşimlerin Paleolitik Dönem’de başladığı tespit edilmiş. Yazılı tarih ise Urartularla başlıyor. Sonrasında pek çok halk yaşamış Kars civarında. Özellikle 10. yüzyılda Ermeni Bagrat Krallığı oldukça güçlü bir biçimde hüküm sürmüş Kars’ta. Ancak o dönemlerde Ani, Kars’tan çok daha önemli bir merkezmiş.

Kanuni Dönemi’nde Osmanlı topraklarına katılan Kars, 19. yüzyılın başlarında yıllarca Rus işgali altında kalmış. İşgal yıllarında Kars’ta geniş bir imar hareketine girişen Ruslar’dan geriye kalan Baltık mimarisiyle inşa edilmiş yapılar, kentin mimari kimliğine büyük katkı sağlamış. Bugün, hala kullanılan gayet iyi durumdaki Ruslardan kalan pek çok yapı, Kars sokaklarında sıralanıyor. Ancak, çok sayıda yapı da bakımsızlıktan oldukça kötü duruma düşmüşler. Söz konusu yapılar arasında bulunan bir kilise, iki minare eklenerek 1985 yılında camiye çevrilmiş. Adı da Fethiye Camii olmuştur. 

Kars’ın en dikkat çekici yapısı olan Havariler Kilisesi de camiye çevrilerek Kümbet Camii adını almış. Kilise, 10. yüzyılda, Ermeni Bagrat Krallığı Dönemi’nde inşa edilmiş. Bu kilisenin yanında bulunan Evliya Camii ise Lala Mustafa Paşa tarafından 1579 yılında yaptırılmış. Tüm Kars’a ve platoya tepeden bakan Kars Kalesi, 1153 yılında inşa edilmiş. Ancak 1386 yılında bölgeye gelen Timur ve orduları kaleyi yerle bir etmişler. Ardından 1579 yılında III.Murat’ın emriyle kale tekrar yapılmış.

Kars Müzesi, bölgenin zengin tarihsel geçmişini anlamak için en uygun yer. Müzenin arkeoloji salonunda eski tunç çağından başlayarak, Urartu, Roma, Bizans ve Selçuklu Dönemleri’ne ait pek çok eser sergileniyor. Etnografya Salonu’nda ise 18 ve 19. Yüzyıllardan kalma Osmanlı geleneksel yaşamını anlatan yöresel giysiler, silahlar, el yazmaları, halı ve kilimler sergileniyor. Müze bahçesinde bulunan Kazım Karabekir Paşa’ya ait vagon mutlaka görülmeli. Ruslarla yapılan Kars Antlaşması’nı imzalamak için kente gelen 15.Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa’nın konutu olarak kullanılan vagonun içinde salon, dinlenme odası, yemek odası ve banyo bulunuyor.

Ani Harabeleri

Kars kent merkezine 42 kilometre mesafe de bulunan Ani, geçmişte bölgenin en büyük ve önemli kentiymiş. Türkiye ile Ermenistan sınırını oluşturan Arpaçay kıyısına kurulu olan Ani, özellikle 10 ve 11. Yüzyıllarda en zengin dönemini yaşamış. İpek Yolu üzerinde bulunan kentin, bu sayede zenginleştiği biliniyor. Sultan Alparslan tarafından 1064 yılında alınan Ani, Türklerin Anadolu’da ele geçirdikleri ilk kent olarak geçmiş tarih sayfalarına. Moğollar tarafından 1239 yılında yakılıp yıkılan kent, yaşadığı pek çok deprem sonrası bir daha eski zengin günlerine dönememiş.

Ani Harabeleri 

Oldukça geniş bir alana yayılan kentten geriye kalanlar, o günlerin zenginliğini fazlasıyla anlatıyor. Şehrin surları ve dini yapıları tüm heybetiyle hala görülebiliyor. Surların yüksekliği 8 metre, uzunluğu ise 4500 metreyi buluyor. Eski dönemlerde kente giriş için var olan yedi kapıdan en görkemlisi Orta Kapı’dan Ani Ören Yeri’ne giriliyor. 1215 yılına tarihlenen Tigran Honents Kilisesi, duvarlarını süsleyen freskler nedeniyle Boyalı Kilise olarak ta anılıyor. Ani’nin en büyük ibadethanesi olan Büyük Katedral 10. Yüzyılda inşa edilmiş. Karşısındaki Manuçehr Camii’nin yapım yılı ise 1064. 

Çıldır Gölü, Boğatepe Peynir Müzesi

Kars’ın kuzeyinde kalan Çıldır Gölü, genellikle buz tutmuş yüzeyinde açtıkları deliklerden balık tutanların görüntüleriyle çıkar karşımıza. Oysa sonbahar aylarında, henüz göl yüzeyi buz tutmamışken bir başka güzel görünür. Deniz seviyesinden 1959 metre yükseklikte bulunan Çıldır Gölü, Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük tatlı su gölü olarak bilinir. Göl de yaşayan aynalı sazan, yaz kış yöre halkının en önemli gelir kaynağı. Milyonlarca yıl önce tektonik hareketler sonucu oluşan Çıldır’ın en derin noktası 42 metreyi buluyor. Gölün kuzey tarafı Ardahan il sınırları içinde kalıyor.

Çıldır Gölü

Boğatepe

Kars il merkezi ile Çıldır Gölü arasında kalan Boğatepe Köyü, ülkemizin ilk ve tek peynir müzesine ev sahipliği yapıyor. Köyün eski ismi Zavot, daha sonra Büyük Boğatepe adını almış. Geleneksel kaşar ve gravyer peynir üretiminin halen geleneksel yöntemlerle yapıldığı köyde, geçtiğimiz yıllarda eski bir mandıra restore edilerek peynir müzesine dönüştürülmüş. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’ndan destek alan müzede, geleneksel üretimin nasıl yapıldığını anlatan fotoğraflar ve konuyla ilgili objeler sergileniyor. Ayrıca burada üretilen peynirler satılıyor. 

Yeme-İçme-Alışveriş

Kars Kaz Evi. Şehit Polis Nuri Yıldız Sok. No:17 Tel: (0474) 212 37 13
Baytaroğlu Bal ve Kaşar. Tel: (0474) 212 92 44  www.karskaleticaret.com

Konaklama

Kar’s Butik Hotel. Tel: (0474) 212 16 16 www.karsotel.com
Büyük Kale Hotel. Tel: (0474) 212 64 44 www.buyukkalehotel.com


 
Etiketler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin