Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

İstasyon: İstanbul Ansiklopedisi’nde Bir Gezinti

Gizem Kıygı / 20 Şubat 2019
Tarihçi ve romancı Reşad Ekrem Koçu’nun 30 yıllık kapsamlı çalışması İstanbul Ansiklopedisi, SALT ve Kadir Has Üniversitesi işbirliğiyle, "İstasyon" programları çerçevesinde incelemeye açıldı. Salt Beyoğlu’nun giriş mekanı Forum’da kurulan İstasyon’u ziyaret eden katılımcılar, eserin dijitalleştirilmesine katkı sağlarken Koçu’nun İstanbul’unda kısa bir gezintiye çıkıyor.

Italo Calvino, alıntı yapmaya, anmaya doyamadığım Görünmez Kentler kitabında Zaira’yı anlatırken, bir şehri anlatmanın zorluğundan dem vurur:

“Zaira’nın bugün olduğu biçimiyle bir anlatısı, Zaira’nın tüm geçmişini içermeli. Oysa kent geçmişini dile vurmaz, çizik, çentik, oyma ve kakmalarında zamanın izini taşıyan her parçasına, sokak köşelerine, pencere parmaklıklarına, merdiven trabzanlarına, paratoner antenlerine, bayrak direklerine yazılı geçmişini bir elin çizgileri gibi barındırır içinde.”  

Zaira, birçok şehir olabilir; pek tabii İstanbul da. Kentin geçmişini konu alan bir çalışmayla karşılaştığımda, daha şehirciliğin öğrencisiyken, beni şehirle tanıştıran Calvino’nun Görünmez Kentler’ini ve Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi’nin sözcüklerini hatırlarım. Hatıratımda bana şehri öğreten bu iki kaynak konuşmaya devam ederler.

Sanıyorum, İstanbul Ansiklopedisi sözcüklerine düşmeyen, aradığını bulmak için ciltlerinde kaybolmayan çok az kent tarihçisi, İstanbul araştırmacısı ve mimarlık fakültesi öğrencisi vardır. Koçu hayattayken G harfine kadar basılabilmiş 11 cildin her sözcüğünde, İstanbul’un yapıları, sokakları yani taşların biçimleri kadar o taşlarla ilişki kuran kıyı, köşe ve dahi insanları da ilginç sohbetleriyle şehrin büyük sözlüğünde yerini alır. Bu haliyle Koçu’nun sunduğu, tanımdan ya da yapıların durağanlığından öte; tanımı ve yapılarla birlikte şehrin bir devamlılık halinde yeniden ve yeniden kurulmasını sağlayan akışkan gündelik yaşam hafızasıdır. Hepimizin parçası olduğu hafıza.

Reşad Ekrem Koçu: Değişen tarihin hikaye anlatıcısı

Bu anlatının gelişmesinde, yazarın yaşamını sürdürdüğü dönemin etkili olduğu söylenebilir. Bu anlamda Koçu da oldukça ilginç bir İstanbul karakteridir. 1905 yılında İstanbul’da doğan Koçu, şimdinin belediye kurumu ile özdeşletirilebilecek İstanbul Şehremaneti muhasebecilerinden Abdullah Reşad’ın torunudur. Dönem koşulları içerisinde bu önemli bir miras. Nitekim, Şehremaneti’nin kurulduğu ve kurumsallaşma çabaları verdiği 19. yüzyıl, Osmanlı’nın İstanbul özelinde şehre bakışının değiştiği ve onu radikal bir şekilde yeniden kurmaya çalıştığı bir dönem. Mimari üslupla birlikte, şehrin gündelik yaşamının dönüştüğü, yeni kurumların Batılı emsallerinden devşirildiği ve mekanın düzenini belirlediği bir dönem. Osmanlı şehirciliğinin ayrı bir kurum olarak belediyeyle, kentsel hizmetlerle, kadastral haritalarla, grid planlarla ve bu mekânları talep eden/uygulayan sosyal figürlerle tanıştığı bir dönem. Ve bu dönemin dinamiğini aldığı mirasla açığa vuran bir tarihçi Reşad Ekrem Koçu. İstanbul Ansiklopedisi’nde kısa bir gezintide bir yapının tarihi, üslubu ve mimarıyla birlikte, orada düzenlenen parti ve sohbetleri de okursunuz, bu nedenle ya da bir yol projesine ahalinin isyanına da tanık olursunuz.

Kendisi de yaşamını sürdürdüğü 1905-1975 yılları arasında, birçok radikal değişime tanık olmuştur. 1908 yılında II. Meşrutiyet’e 3 yaşında ailesiyle birlikte tanık olur. Birinci Dünya Savaşı, işgal İstanbul’u, Cumhuriyet’in kuruluşu da tanıklıkları arasındadır. Yeni bir devlet ve toplumsal düzen kurulumu kuşkusuz sancılı bir süreçtir. Koçu bu sancıların şehir mekanını ve ona yüklenen anlamları dönüştürdüğü kırılmaların içinden geçer. Bu dönüşümün silmeye niyetlendiği mekânlarla birlikte insanları da, gündelik yaşam sahnesinde şehrin hafızasına yerleştirir.

Nitekim, “[İstanbul’un] bugün olduğu biçimiyle bir anlatısı, [İstanbul’un] tüm geçmişini içermeli.”

İstasyon: Reşad Ekrem’in İstanbul’unda bir durak

İstanbul Ansiklopedisi, ona katkı koyan sanatçı, akademisyenlerle birlikte en çok Reşad Ekrem’in İstanbul'unu anlatıyor. Tarihin kırılmalarından geçmiş bir tarihçinin gözünün değdiği, kulağının duyduğu şehri tasvir ediyor.

Çünkü bakmak nesnel, görmek ise öznel bir edimdir. Önünüze serili bir şehir siluetine baktığınızda, ağaçlar, tepeler, direkler, bayraklar, kuşlar, gökdelenler, camiler, kiliseler bakışınıza karşıt durur, hangisi veya hangilerini görmeyi seçeceğiniz hafızanızla ilişkilidir. Hikaye anlatıcısı için de bu böyledir; şehirde karşılaştığı, içinden geçtiği, duyduğu hikaye ve imgelerin içinde görmeyi seçtiklerini anlatır.

İstanbul Ansiklopedisi’ni özel bir kaynak kılan ve birçok araştırmacıya ilham olan zenginliği, onu kaleme alanın görüş açısını genişleten hafızası; dolayısıyla imgelerinin çok renkliliği ve zenginliğidir.  

SALT ve Kadir Has Üniversitesi işbirliğinde kurulan İstasyon, katılımcıları üretken bir şekilde İstanbul Ansiklopedisi’nin işte bu çok renkli hafızasına davet ediyor. Forum’da kurulan bilgisayarlarda ziyaretçiler İstanbul Ansiklopedisi’nin künyesini dijitalleştirebiliyor. 3 yıl sürecek proje yalnızca varolan ciltlerin dijitalleştirilmesini değil, Koçu’nun basılı olmayan çalışmalarını ve arşivini de yeniden incelemeye açmayı hedefliyor. İstasyon’da Koçu’nun diğer çalışmaları, şehir tarihine ilişkin seçili yayınlara da yer verileceği duyuruluyor.

23 Şubat’ta düzenlenecek programda ise Reşad Ekrem Koçu’ya ilişkin bir tanıklık paylaşılacak. İstanbul Ansiklopedisi’ne madde hazırlayan arkeolog, müzeci ve yazar Erdem Yücel, Koçu’nun çalışma yöntemlerini ve yayının oluşumuna dair tanıklıklarını anlatacak. Biz de İstanbul Ansiklopedisi’ni yazanın hafızasına tanık olacağız.

Etkinlik hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayın.


Etiketler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları