İç Ege’nin Çeyiz Sandığı Kütahya

Ömer Kokal / 23 Kasım 2016
Pek çoğumuzun sadece çinileriyle bildiği Kütahya, bugüne kadar çeyiz sandığında sakladığı tarihi konaklarını, lezzetli yemeklerini, ihtişamlı camilerini, birbirinden ilginç müzelerini ve muhteşem ören yerlerini gün yüzüne çıkarıyor.

Ailesi Kütahyalı olan Evliya Çelebi, bir yolculuğunda uğradığı baba yurdunu bakın nasıl anlatıyor: “Kalesi bir tepe üzerinde beşgen şeklindedir. Yedi bin evdir. Yetmiş yedisi kiremit örtülü saray vardır. Derenin iki tarafı kat kat bahçeler ve konaklarla süslüdür.” 

Kütahya

Evliya Çelebi gibi pek çok ünlü konuğu olmuş Kütahya’nın. En bilinen konukları ise Yıldırım Bayezid ile II. Selim. Aslında onlara konuk demek doğru olmaz. Her iki şehzade de devlet idaresini öğrenmek, padişahlığa giden yolda eğitilmek üzere Kütahya’da bir süre valilik yapmış. 

Türk ordusunun Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk ise işgal ordularına karşı en çetin savaşlarını Kütahya’da vermiş. 30 Ağustos 1922’de Zafertepeçalköy’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni kazandıktan sonra savaşın seyrini belirleyen ünlü emrini, Dumlupınar’da vermiş: “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” 

Kütahya’da Türk hakimiyeti 1078 yılında Selçuklularla başlamış. Selçuklular kesintilerle de olsa 1277 yılına kadar kenti yönetmiş. Ardından Germiyanoğulları Kütahya’yı beyliklerinin merkezi haline getirmiş. Germiyanoğlu II. Yakup’un vasiyetiyle Kütahya 1429 yılında Osmanlı İmparatorluğu’na geçmiş.  

Yaklaşık 925 yıldır süren Türk egemenliği bugünkü Kütahya’nın kimliğini ve karakterini ortaya çıkarmış. Söz konusu karakter, el sanatlarından mutfak kültürüne, günlük yaşamdan dini, sosyal ve sivil mimariye kadar kentin her yanına sinmiş durumda. 

Kütahya

Kütahya

Kütahya

Osmanlı Dönemi'ne ait en önemli eser olan Ulu Cami, mimarisiyle göz kamaştırıyor. Yıldırım Bayezid tarafından 1410 yılında inşa ettirilen cami, son şeklini 1893 yılında almış. Sultan II. Abdülhamid Han’ın emriyle 1888-1893 yılları arasında cami neredeyse tamamen yenilenmiş.    

Kütahya Ulu Cami

 Kütahya Ulu Cami

Dönenler Camii, Mevlevihane olarak 1243-1245 yıllarında inşa edilmiş. Kütahya Mevlevihanesi’nin o yıllardaki merkezi olan cami, dairesel formda yapılmış.

Dönenler Camii

Bugün Arkeoloji Müzesi olarak hizmet veren Vacidiye Medresesi, Germiyan Beyliği’nin Kütahya’ya bıraktığı kültür mirası olarak dikkat çekiyor. Germiyan Beylerinden Umur Bin Savcı tarafından 1314 yılında inşa ettirilen medrese, 1965 yılında müzeye dönüştürülmüş. Müzede Hitit, Frig, Helen, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait pek çok eser sergileniyor. Müzenin en önemli eseri olan Amazonlar Lahti, Aizanoi antik kentinden getirilmiş. 

Kütahya Arkeoloji Müzesi

 Amazonlar Lahti

Germiyanoğulları tarafından inşa edilmiş bir başka eser olan II. Yakup Külliyesi ise bugün Çini Müzesi olarak kullanılıyor. Müze, tanıtım broşüründe şöyle anlatılıyor: “Müzemizde 14. yüzyıldan başlayarak günümüze kadar üretilen ve Kütahyalılar tarafından “Ateşte açan çiçekler” olarak tanımlanan nadir çini örnekleri yer almaktadır.”

Çini Müzesi

Broşürde yazdığı gibi üretimine 14. yüzyılda başlanan çini, Kütahya’nın simgesi olmuş durumda. İrili ufaklı yüzlerce çini atölyesi kentin her yanında üretimine devam ediyor. Ağırlıklı olarak mavi beyaz renklerin kullanıldığı geleneksel Kütahya Çinisi, daha çok halkın ihtiyaçlarına yönelik üretilmiş. Ancak bir “kent sanatı” olma özelliğini her dem korumuş. Özellikle 17. yüzyılda çini üretiminde en parlak dönemini yaşayan Kütahya, uzun yıllar Osmanlı çiniciliğinin neredeyse tek merkezi haline gelmiş. Söz konusu parlak yılların göz alıcı örneklerini İstanbul Pera Müzesi’nin daimi sergilerinden olan "Kütahya Çini ve Seramikleri" bölümünde görmek mümkün. 

Kütahya çinisi

UNESCO tarafından 2009 yılında “Yaşayan İnsan Hazinesi” ilan edilen Çini Sanatçısı Mehmet Gürsoy’a göre, “Çini bir göz musikisidir, bu musikinin notaları laleler, karanfiller, güller ve sümbüllerdir. Ayrıca çini kıymetli taşların rengini sır altında gizleme sanatıdır.” 

Macar Evi olarak da bilinen Kossuth Müzesi sayesinde kente zaman zaman Macaristan’dan da ziyaretçiler geliyor. 18. yüzyıla tarihlenen müze evde 1850-1851 yıllarında yaşayan Lajos Kossuth, Macaristan’ın özgürlüğü için mücadele etmesinin yanında, Macaristan Anayasası’nı hazırlayan kişi olarak da biliniyor. 1982 yılında müzeye dönüştürülen evde, Kossuth’a ait eşyaların yanı sıra, klasik Türk evine ait etnografik eşya ve mobilyalar da sergileniyor. 

Macar Evi

Macar Evi

Kütahya’nın göz alıcı tarihi konaklarından günümüze ulaşan daha fazla örneği görmek içinse Germiyan Sokak sizleri bekliyor. Sokak boyunca sıralanan heybetli konaklar, pansiyon, sanat galerisi, müze ve restoran olarak yaşamlarına devam ediyor. Bu sokakta son yıllarda açılan restoranlar sayesinde geleneksel Kütahya mutfağından lezzetleri tadabiliyorsunuz. Pansiyon olarak hizmet veren konaklar sayesinde ise tarihe bir yolculuk yapma olanağınız oluyor.

Germiyan Sokak

Germiyan Sokak

Germiyan Sokak aynı zamanda ülkemizin en güzel kent müzelerinden biri olan Kent Tarihi Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor. Müze, Kütahya’yı tarihinden çinisine kadar her yönüyle son derece başarıyla anlatıyor. 

Kütahya Kent Tarihi Müzesi

Geçtiğimiz yıllarda kentte pek çok otel açılmış. Bunların arasında uluslararası zincir oteller bile var. Konaklamanın yanına termal keyfi eklemek isteyenler içinse en doğru adres Yoncalı. Burası, kent merkezine çok yakın bir kaplıca merkezi. 

Yoncalı Termal

Tabii Kütahya’nın yakın çevresinden bahsedip de Aizonai Antik Kenti ve Frig Vadisi’nden söz etmemek olmaz. Kütahya’ya 50 km mesafedeki Çavdarhisar Köyü’nde bulunan Aizanoi, dünyanın ilk borsa binasına ve ülkemizde bulunan en büyük Zeus tapınağına ev sahipliği yapıyor. Fındık Köyü Asarkaya Mağaraları, Ovacık Deliklitaş, Ahmetoluğu Peribacaları ve Sabuncupınar kaya yerleşimleri, Frig Vadisi’nin Kütahya sınırları içinde kalan bölümleri.

Frig Vadisi

Kütahya gezisini noktalamak için en doğru nokta ise Kütahya Kalesi. Kentin tam ortasında yükselen Hıdırlık Tepesi’ne inşa edilmiş olan kaleden kenti kuşbakışı izleyebilir, buradaki döner restoranda yemek yiyebilirsiniz. 

Kütahya Kalesi

Kütahya Mutfağı

Tarihi Kütahya konaklarının sıralandığı Germiyan Sokağı’nda hizmet veren restoranlar, misafirlerine Kütahya mutfağının en seçkin yemeklerini sunuyor. Bulgur ve tarhana ile yapılan “sıkıcık çorbası”, yoğurt ve tereyağı ile servis edilen ve bir tür mantı olan “cimcik”, köy yufkası üzerine haşlanmış tavuk parçalarının konduğu “tirit” ve sütlü incir tatlısı buradaki restoranların menüsünü oluşturuyor. 


 
İlişkili Haberler
Etiketler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin